13 Mayıs 2011 Cuma
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek

"Birlikte Yaşamak: 21. Yüzyıl Avrupası'nda Çeşitlilik ve Özgürlüğü Birleştirmek."

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nce kurulan Akil Adamlar Komitesi'nin, Avrupa'da başını alıp giden yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığına karşı ne yapılması gerektiği konusunda hazırladığı raporun başlığı böyle. Rapor, hükümetlere azınlık ve yabancı nüfuslara tek bir kültürü dayatan yasalar çıkarmamalarını; insanları inanç, kültür ve kimliklerini reddetmeye zorlamamalarını; ne İslam'ın ne de başka bir dinin Avrupa değerleriyle uyumsuz olduğu iddiası öne sürülmemesini talep ediyor... "Yasalar zorlayıcı ve yasakçı değil, ikna edici ve diyaloğa teşvik edici olmalı" diyor...

Doğrusu güzel temenniler, güzel öneriler... Ama Avrupa değerlerinin yeniden tesisi böyle güzel temennilerle sağlanabilseydi, çoktan sağlanırdı diye düşünüyor insan.

Bana daha çok şu anda Avrupa, yaşaması gereken bir süreci yaşıyor gibi geliyor. Hem de bu sürecin en sancılı bölümlerinden birini... Ve yaşadıkları şey, bizim 1990'lı yılların başından bu yana yaşadığımıza çok benziyor.

Eski Kıt'ada bugün göçmenlerle yerli halkın çatışma noktalarına baktığımızda, Avrupalı Müslümanlar'ın son yıllarda içinde yaşadıkları toplum içinde erime, kendilerini belli etmeden, farklılıklarını törpülemeye çalışarak yaşamak yerine kendi kimliklerini daha görünür kılma çabasında olduklarını, bir başka deyişle "kimlik siyaseti" güttüklerini görüyoruz. İşte Avrupalı tıpkı bizim "laikçi elitler" gibi, bunu içine sindiremiyor. İstiyor ki, kıtasına "kabul ettiği" bu yabancılar 60'lı yıllarda olduğu gibi "görünmez" olsun. Kamusal alanın havasını, rengini, kokusunu etkilemeden, varlığını kimsenin burnuna sokmadan öyle sessizce yaşasın. Onu ülkesine kabul edenlerin "iyi niyetini ve lütfunu istismar etmeden" haddini bilerek yaşasın.

Ama bugünün Avrupalı Müslüman'ı 60'ların ezik göçmeni değil. O artık, kendi geçmişini, kültürünü inkâr etmek zorunda kalmadan, "kendi" olmaktan vazgeçmeden o ülkede yaşamaya devam etmek istiyor. Hatta Nilüfer Göle'nin "İç İçe Girişler: İslam ve Avrupa" adlı kitabında vurguladığı gibi, bugünün göçmeni farklılığını göstermekten keyif alıyor. Müslümanlığını daha çok görünür kılmaya çalışıyor. Burka ya da minare tartışması tam da bu görünürlük-görünmezlik tartışması değil mi?

Bizde de çatışma bu görünürlük meselesinden kaynaklanmamış mıydı?

Geniş dindar kesimler kamusal alana çıktıklarında kendilerini "laikçi" kesimlerin kabul edebileceği ölçülere uydurmayı reddettiklerinde; bizi olduğumuz gibi kabul etmek zorundasınız diye direttiklerinde kopmamış mıydı kıyamet?

Bu çatışma yaşanmasaydı, farklı kimlikler inkâr edilmez biçimde karşı karşıya gelmeseydi, anlama ve kabul sürecine geçilmesi de imkânsızlaşırdı.

Biz, bugünlere gelebildikse, bu çatışmalar yaşandığı için gelebildik.

Bugün Avrupa'da olacak olan da aynısıdır.

Avrupa bu süreci yaşamak zorunda; Müslümanlar belki bir süre daha kimlik siyasetini ön plana çıkarmak zorunda. Avrupalı da, karşısına dikilen bu kimliğe karşı "Avrupa değerleri" yerine "Avrupalı kimliği"ne sarılmak zorunda belki... Ama unutmayalım ki iki farklı kültür arasındaki bu karşılaşma ve çatışma hali iletişimsizlikten, çelişkilerin üstünü örterek geçiştirmekten, birbirini görmezden gelerek yaşamaktan daha iyidir. Çünkü yaşanan çatışma da olsa bir iletişimdir ve iletişim varsa birbirini etkileme, uzlaşma, anlaşma ihtimali de vardır.

Türkiye de, Avrupa da gelecekte mutlaka kimlik siyasetlerinin daha geri plana çekildiği, onun yerini karşılıklı etkileşimin, ortaklaşa yaşam mekanları ve ortak bir dil oluşturma çabalarının aldığı günlere varacak.

Ben Ayşe Kadıoğlu'nun Neşe Düzel'le yaptığı söyleşide ifade ettiği şu görüşe katılmıyorum: "Aslında sorun, kültürler farklı olduğu için çıkmıyor. Sorun, kültür farklılıkları, hükümetler tarafından iyi yönetilmediği için çıkıyor."

Yaşanan çatışmayı hükümetlerin iyi yönetememesinden kaynaklanan bir çatışma olarak görmek, meseleyi küçümsemek olur. Kimlikler arasında yaşanan bu bölünmenin fay hattı toplumların derinliklerinde yatıyor. "Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek" dediğimiz şey de esas olarak orada çözülecek.

 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (5 yorum)
gülay hanım, almany yaşayan bir müslüman olarak yazınızı çok isabetli buldum. müslümanlara müsamaha işçi veya temizlikçi gibi alt sınıfa ait oldukları müddetçe devam ediyor. mühendis, öğretmen vs. olarak aynı sınıfa ait olunması sorun oluyor.
zekeriya - 16:21 / 2011.05.13
cümlelerinizi çok beğeniyorum. özellikle teknik açıdan. mana olarak da çok iyisiniz. çok faydalanıyorum. tebrikler...
muratkuyucu - 11:32 / 2011.05.13
vermiyorsunuz yani isim vermeden bazı yorumcular şu fikirdeler böyle yazdılar diye ince latifeler yapabilirseniz onure oluruz. en azından okunduğumuzu anlarız sizler tarafından saygılar
MUAMMER KUTLU - 09:48 / 2011.05.13
olabilir diyorsunuz iyide onlar engizisyonu yaşamadılarmı bizde engizisyon yoktu istiklal mahkemeleri vardı da sadece ülkemizdeydi onlarda tüm kıta avrupasına yayılmıştı yani bir ronesans yaşadılar bizde şimdi yaşıyoruz anlayana tabii. birde siz bizim yorumlarımıza kendi yazılarınızda hiç yer
MUAMMER KUTLU - 09:47 / 2011.05.13
günaydın gülay hanım benim anlamadığım birşey var osmanlıdan sonra kurulan rejimi kuranlarda osmanlıydı yani osmanlının vatandaşıydı farklılık nasıl oluyor farklı kültür nasıl oluyor bizde yaşananlardan bahsediyorum yani avrupada aynı şeyi yaşayacak diyorsunuz bizde rejim değiştirdi onlarda da aynı
MUAMMER KUTLU - 09:44 / 2011.05.13



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.