Ve masamın üzerindeki bilgileri sizlerle paylaşmıştım. Ama kalanlara da üzüldüm. Bugün onları yazacaktım ki sürpriz haberler çıkageldi. Kulaktan kulağa yayılan haberler bunlar. Üç beş saat sonra da gazetelerin haber merkezlerine düşenler. Ki onlar gerçek haber oluyor. Basın bülteni veya davetiyeyle duyurulanlar genelde tatlı su balığı. Reklam kokan haberler.
Örneğin, Esin Afşar'ın ölümü ansızın düştü medyanın kafasına. Hasta olduğunu bilmediğimiz için ölümüne çok şaşırdık. Rahmetliyi uzun zamandır görmemiştim. Açılış davetlerine mutlaka gelirdi. Her zaman şık ve güzel haliyle... Aklımda Esin Afşar denilince genç kız kadar formda bir fizik, konuşurken hafif başını yana çeviren, iri gözleri hep parlayan çok güzel bir kadın var. Hele çok kısa saçlı hali... Siz, Esin'i bir de 40 yıl önce görecektiniz. İnanın Fransız film yıldızları, yanında Recep İvedik'in kız kardeşi kalırdı. Nur içinde yat güzel arkadaşım. Açık konuşuyorum, bir dönem çok popülerdi ama hiçbir zaman hak ettiği yere gelemeyen, hak ettiğini alamayan bir sanatçı oldu. Biraz da suç kendinindi. Hep üst çizgide kalmak istedi, şu entel dantel sevdası yüzünden halkla bütünleşemedi. Çok büyük işler yaptı ama bu ülkede onun yaptıklarını kaç kişi anladı?
Tam bu üzüntüye alışırken, Şükran teyzenin de kanser olduğunu duydum. Sevgili arkadaşım Savaş Ay'ın annesi Şükran teyze... "Senin En Güzel Yerin Kahverengi Gözlerin" şarkısını gençler bilmez. Şükran teyze yani Şükran Ay o şarkıyı 45 devirlik plakta bize ulaştırdığı zaman yer yerinden oynamıştı. Şükran teyze şimdi market olan Aksaray Lunapark Gazinosu'nda her gün 3 bin kişiye şarkı söyleyen gerçek halk kahramanıydı. Maksim Gazinosu, Zeki Müren, Emel Sayın falan filan derdi ama halk için iki büyük star vardı: Şükran Ay ile Neşe Karaböcek... Şükran teyzeyi tam 43 yıl önce renkli levhalar ile kapatılmış Lunapark Gazinosu zamanında tanımış ve çok sevmiştim. Hep oğlu Savaş gibi davrandı bana. İnşallah iyileşeceksin Şükran teyze.
Şu işe bakın, hayat her şeye rağmen devam ediyor, dedim ama hep kanser olan eski arkadaşlarımdan söz ediyorum. Edeceğim ama ısrarla üzerine gideceğim.
Bir süre önce göğüs kanseri tedavisi gören yazar arkadaşım Nevval Sevindi'nin muhteşem çalışmalarını duyurmak da görevim. Nevval Sevindi yazar ve TV'ci olduğu kadar sosyal alanda da çok yaratıcı bir kişilik. Kurucu başkanı olduğu Pembe Hanım Derneği giderek büyüyor. Kanser hastaları ve ailelerini bir çatı altında toplamak ve kansere karşı örgütlü savaşmak için çırpınıyor. Dün akşam Beşiktaş Akaretler'deki Caffe d'Alfredo isimli lokalde bir yemek daveti vardı. Ben gidemedim ama davetin gelecek için ışık verdiğini öğrendim. İnşallah ileride kanser hastaları aileleri çok önemli sivil dayanışma örgütü olacak.
Bu arada gazeteci arkadaşlarım adına Basın İlan Kurumu'na teşekkür etmeyi de unutmayacağım. Van depreminde günlerdir arabalarda uyumak zorunda kalan, yarı aç dolaşan gazeteci kardeşlerime Basın İlan Kurumu sahip çıktı. Sanki babası anası gibi... Veya Türk Kızılayı gibi diyelim. 30 yataklı, sobalı bir büyük çadır kurdurdu. Şimdi gazeteci kardeşlerim bu çadırda huzur içinde uyuyorlar. Çadırda medya merkezi de var. Haber ve fotoğraflarını çağdaş yöntemler ile geçebiliyorlar. Kirada oturan gazetecileri de Basın İlan Kurumu düşündü. Sanırım gazeteciler kira öder gibi ev sahibi olacak...
Memleketimizin güzide insanlarının en çok kullandığı yalanlardan...
Boşanma kararından sonra hızla kilo veren Burcu Kara bir ayda dört...
Uyuşturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan...