Türkiye üç reklam kampanyasını konuşuyor.
Biri efsane teknik direktör Mourinho'nun oynadığı Sinpaş GYO reklamları, diğeri Kubat ve Zara'nın seslendirdiği Turkcell reklamları, bir diğeri ise Garanti Bankası'nın köpekli, tavuklu, eşekli reklamları...
Turkcell ve Sinpaş GYO reklamlarına rekabetçi konumlandırma açısından baktığımda, doğru reklamlar olduğunu düşünüyorum. Garanti Bankası'nın yeni yolu konusunda ise kafam biraz karışık.
Önce Sinpaş'tan başlayalım
Sinpaş GYO konut sektöründe son on yılın "tetikleyici" markalarından biri. Yeniliklerin öncüsü ancak son dönemde konut sektöründe öyle bir iletişim kakafonisi başladı ki liderin liderliğini vurgulaması, kendini bir kere daha farklı yere koyması için sanki zaman gelmişti gibi.
Mourinho Sinpaş GYO'ya liderlik pozisyonunu pekiştirmesi için önemli bir fırsat yarattı, konuşturdu, ayrıştırdı. Gazete sayfalarında, televizyonda, radyoda ışıkların daha güçlü bir şekilde Sinpaş GYO üzerine çevrilmesi için neden yarattı. Bugün potansiyel tüketici olmayanlara bile yarın olduklarında Sinpaş GYO'yu karar sepetlerinin içine atması için neden yarattı. Sinpaş GYO evlerinde oturanlara da ek prestij unsuru oldu. "Transfer" kampanyası ile satışa bağlanan imaj "çok entegre" bir reklam kampanyasına dönüştü.
Turkcell'in iyileri, kötüleri
Turkcell'in aynı zamanda yeni ambleminin lansman kampanyası olan Kubat ve Zara'lı reklamları rakipleri "fiyatta" bırakarak Turkcell'in "liderlik" pozisyonunu destekleyen bir kampanya.
"Hayat paylaşınca güzel" diyen reklamlar göstergeleri itibariyle daha Anadolu, daha halk, daha C1C2 kokmasına rağmen, müzikler damardan yakaladığı için geniş kitleleri etkiliyor.
Reklamların duygusal yükünün aktivasyon bölümünde kırıldığı da bir gerçek. Bu bir tercih, ben olsam iki ayrı film hazırlar, çöpçülerden sonraki bölümü ilk bölümden ayırırdım. Ancak ikinci bölümün getirdiği aktivasyonun da markaya ait bir şey anımsattığı, reklamı tamamladığı bir gerçek, çünkü ilk bölümde Turkcell adına reklamda bir şey yok. Basın toplantısına katıldığım için söyleyebilirim ki "Hayat paylaşınca güzel" sadece reklamda kalacak bir konsept değil, Turkcell'in neredeyse bundan sonraki iş modelini açıklıyor. 2012'de Turkcell'le bol miktarda yaşadığımız hayatı paylaşacağız.
Yeni amblemle ilgili karmaşık duygular içindeyim. Antenlerin Selocanları anımsatarak Turkcell temel vaadine gönderme yaptığı ortada. Ancak koca Turkcell'i bir kurum olarak sadece antenlere indirgemek ne kadar doğru orada biraz kafam karışık. Dahası eğer Turkcell gelecekte "anten-Selocan" iletişimden vazgeçerse amblemin anlam sürekliliği ve birliği nasıl sağlanacak?
Var olan haliyle eskiye göre çok çok iyi, son derece estetik, Turkcell logosu ile birlikte çok güzel duruyor ama beynimi de böyle düşünceler sarıyor işte. Ben de Ali Atıf Bir'im. Buradan çıkış yok. :)
Garanti çok riskli
Garanti'nin C1C2'yi hedefleyen animasyonlu reklamlarının çok dikkat çektiğine, beğenildiğine şüphe yok. Hatta var olan, daha "üst" imaja sahip Garanti müşterilerinin bu reklamları sevdiğinden şüphem yok. Reklamların var olan Garanti Bankası kimliğini desteklediği de ortada. Ancak hedef kitle kaymasının var olan Garanti müşterisinin "deneyimleme" kısmını nasıl etkileyeceğini kestiremiyorum.
Recep İvedik karakteri altında Şahan Gökbakar filmlerin birinde "Facebook amele doldu çıkıyorum" diyerek bir üst yaşam standardının bir alt yaşam standardına bakışıyla dalga geçmişti. Eğer Garanti'nin var olan müşterileri "C1/C2" ağırlığı artınca "burası amele doldu" ruh haline girerlerse Garanti Bankası frene bastığında artık çok geç olur. Benimki sadece bir hissediş. Umarım yanılırım. "Menemen Mızıkacıları" bankacılık reklam tarihine altın harflerle yazılacak işler yapar.
Reklametre
En İyi TV
1. Hayat Paylaşma (Turkcell)
2. Tavuk (Garanti Bankası)
3. Transfer (Mourinho)
En İyi Gazete
1.Şişe (Efes)
2.Unhate (Benetton)
3.Transfer (Mourinho)
4.Olmadı (Coca-Cola)
5.Sultan (Digiturk)
En İyi İnternet
1) Turkcell - Twitter Tribünü
www.twittertribunu.com
2) Nokia - İşlem Tamam
www.islem-tamam.com
3) Microsoft - Zafer Yolunda
www.zaferyolunda.com
Özgür Karaçak'tan özgürce
Doğuş Saksing ve Serdar Ortacing hareketleri!
Avustralya'da başlayan ve sosyal medyayla tüm dünyaya yayılan bir hareket var. İsmi Planking yani yüzükoyun uzanmak. Canınızın istediği bir durumda yüzükoyun uzanarak fotoğraf çektiriyorsunuz ve bunu sosyal medyada paylaşıyorsunuz. Örneklerini planking.me adresinde görebilirsiniz. Bu iş tüm dünyada ciddi bir salgına dönüştü.
Bu arada Planking'de sakın neden-sonuç ilişkisi aramayın. Millet de neden yaptığını bilmiyor. Bir girip göz atmak isterseniz www.planking.me adresine bakabilirsiniz.
Bizde de bu duruma benzer iki hareket başladı. İlki Serdar Ortacing. İnternet ahalisi Serdar Ortaç'ın kapağı açık bir buzdolabı önünde çektirdiği fotoğrafa kafayı takıp aynı pozdan çektirmeye başladı. Ve kısa sürede ciddi bir büyüme gösterdi. Bu arada algıda seçicilik diyeceksiniz ama Serdar Ortaç'ın önünde fotoğraf çektirdiği buzdolabı Coca-Cola ve Pınar ürünleriyle dolu. Fotoğrafları
serdarortacing.tumblr.com adresinde görebilirsiniz.
Diğer hareket ise hayatımıza bir anda ansızın giren bir mesajla başladı. Şarkıcı Doğuş Twitter'dan hayranlarına "çiçek açtığını" duyurdu. İnsanlar mesajdaki linke tıkladıklarında Doğuş'un ayakta çırılçıplak durduğunu ve kişisel sermayesini bir saksı çiçekle örttüğünü gördüler. Bu duruma tepkilerini ve alaycı yaklaşımlarını aynı pozun benzerini çekerek göstermeye başladılar. Bu akım ise Doğuş Saksing ismini aldı. O fotoğrafları da dogussaksing.tumblr.com adresinde inceleyebilirsiniz.
Bu birbirinden saçma 3 olayı size neden anlattığıma gelince; bilin ki yarın öbür gün daha garip bir şeyle karşılaşırsanız ve anlam veremezseniz kendinizi üzmeyin. Sorun sizde değil.