Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet çalışanlarının sosyal paylaşım sitelerine girmesini engellemiş.
Çok da doğru yapmış, hatta geç kalmış, bunu daha önce yapmalıydı.
Bugün çalışanların mesai saatinde ya da mesai saatleri dışında Facebook, Twitter, Link-in gibi sosyal medya araçlarını kullanımı hem özel sektör hem de kamu sektörü için birçok açıdan çok riskli bir alandır.
Gelin çalışanların sosyal medyada oluşturduğu risklere bakalım:
İlk risk: Çalışanın iş için harcayacağı enerjiyi başka bir alana kanalize etmesi ve işine daha az zaman harcaması.
İkinci risk: İşine ayırdığı zamanda odağını kaybetmesi.
Üçüncü risk: Kurumu, markası adına açık açık yanlış mesajlar vermesi ve kurum itibarına zarar vermesi.
Dördüncü risk: Kurum çalışanı olarak sosyal medyada yaptıklarıyla, kuruma yönelik mesaj vermese de itibara negatif katkı yapması. (Çalıştırdıkları adama bak! Gibilerden.)
Beşinci risk: Kurum ya da firma adına farkında olmadan gizli mesajları yayması ve bu mesajların skandala yol açması.
Altıncı risk: Sosyal medyada tartışmaya girerek kurumunu ya da firmasını aynı tartışmanın içine çekmesi.
Gördüğünüz üzere "Bir kurum ya da firma çalışanının sosyal medyada aktif olarak yer alması kurum ya da firma itibarına yönelik büyük riskler oluşturuyor" derken bunu boş yere yazmıyorum. Riskler gerçekten büyük ve Emniyet mesai içi soysal medya yasağı koymakta geç bile kalmış.
Yukarıda yazıklarıma bakarsanız bu yasağı akıllı telefonlara ve mesai dışına bile taşımak mümkün. Nitekim birçok özel sektör firması bu yasağı yönetmeliklerle genişletiyor. Emniyet ve diğer kamu kuruluşları aynı şeyi yapmalı, yasağı genişletmeli.
Şunu da belirteyim. Emniyetin mücadele edeceği dönüşüm alanlarından biri de cep telefonu. Dışarıda görev yapan trafik polislerine bakın.
Kaçını trafiğin tam ortasında cep telefonuyla sohbet ederken görüyorsunuz? Görüştükleri amirleriyse gerçekten bravo. Peki bu mümkün mü? Başka sorum yok.
Çekirgelik
Hayatın binlerce hazinesi içinde umut ya da üzüntü seçmek bizim elimizdedir. Gontran de Poncins