"Her sözcük bir fırtınadır" der İlhan Berk.
Türk edebiyatının şair ve yazar olarak önemli köşe taşlarından rahmetli Berk, ne kadar doğru söylemiş değil mi?
CEO Agah Uğur'un da kabul ettiği gibi Borusan Holding'in başına gelen "Yol Kazası"nı belki de böyle değerlendirmek lazım.
"Medya Kaza Raporları" adıyla bu alanda çok önemli iki kitaba imza atan sevgili meslektaşlarım Azime Acar ile Ender Bölükbaşı'nın kulakları çınlasın. Onlara yine malzeme çıktı!
BMW'nin ve MINI Cooper'ın distribütörü Borusan Otomotiv'in Marka Müdürü Hakan Bayülgen, şayet bir gazeteciyle konuşurken, sözcüklerini iyi seçebilseydi, firması için 'Türbanlı sunucuya sponsorlukta ayrımcılık yaptı" diye bir fırtına kopmayacak, işinden de olmayacaktı.
"Günah Keçisi" haline gelen Bayülgen, herhalde "Paranın ya da ticaretin dini ve imanı yoktur" özdeyişini biliyordu. Bilinçaltındaki düşünceler, ağzından çıkarken tehlikeli sözcüklere dönüştü, Yeni Şafak'ın sayfalarına yansıdı. İşindeki başarısı ona yetmedi.
Suudi Arabistan'da bile artık kadınlara direksiyona geçme izni verildiği düşünülürse, Bayülgen'in büyük fotoğrafa dikkatli bakmadığı da görülüyor.
3 satış iptali geldi
Günlerdir her türlü medyayı meşgul eden bu medya kazasıyla ilgili Borusan Holding, kriz yönetimi yapmaya çalışıyor. Gazetelere tam sayfa ilanlar veriyor, özür üstüne özürler diliyor, "Madem, siz başı açık-türbanlı ayrımı yapıyorsunuz. Öyleyse bizler de BMW ve MINI Cooper almıyoruz" diye tepki gösteren muhafazakâr tüketicinin gönlünü almaya çalışıyor.
Bu arada şimdilik, BMW ve MINI'den otomobil alanlardan 3'ü alışverişi iptal etmiş, "düşüneceğim" diyenlerin sayısı da artmış. BMW'nin Almanya'daki merkezinden ise herhangi bir tepki gelmemiş.
Ahmet Kocabıyık yoktu
Diğer holdingler gibi Borusan'ı da yıllardır izlerim. CEO Agah Uğur ile BMW Türkiye Genel Müdürü Eşref Biryıldız'ı hiç böyle gördüğümü hatırlamıyorum. "2012'nin ilk günü karşınıza böyle çıkmak istemezdik" diyen Uğur ile Biryıldız, sanıyorum en kötü günlerinden birini yaşadı. 39 derece ateşle gripten yattığı yatağından çıkıp gelen Biryıldız, zor konuşuyordu. Yine de sorulara açıklıkla cevap verdiler.
Bence patron Ahmet Kocabıyık da orada olmalıydı. Sanırım, hasta olan babası Asım Kocabıyık'ın yanındaydı.
Sonuçta, o yol kazasının arkasındaki gerçekler şunlar oldu: "Marka müdürü gitti. Kocabıyık Ailesi, başörtülü-başı açık ayrımcılığını reddetti. Rallici Burcu Çetinkaya ve Çiçek Güney'den özür dilendi. Sponsorluk anlaşmasının iptali, artan vergilere ve iş hacminin yüzde 40 daralmasına bağlandı. Çetinkaya ile başörtülü sunucu Merve Sena Kılıç'ın Kanal 24 için hazırladığı "Otomobil Sevdası" programıyla hiçbir ilişkisi olmadığı yinelendi. Yine araç tahsisi yapılacağı açıklandı."
66 yıllık tarihi, 4.2 milyar dolar cirosu, 5 bin 500 çalışanı ve 800 milyon dolarlık ihracatıyla Türkiye'ye mal olmuş bir holdingin başına bundan daha kötüsü gelmezdi.