Ekonominin genel patronu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın bugüne kadar hükümette birlikte görev yaptığı bakanlarla pek polemiğe girdiğini görmedim.
Son günlerde Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'la kurlar ve ihracat rakamları üzerinden yaşanan tartışmayı ise ilgiyle izliyoruz. Babacan, Çağlayan'ın 'tarihi rekor' olarak nitelediği 134.5 milyar dolarlık 2011 ihracat rakamlarını değerlendirip, ihracatçılara "yüksek kuru" iyi kullanamadıkları yönünde eleştiriler yapınca olanlar oldu.
Önce TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, bundan alındı ve sitem etti, sonra da bazı ihracatçı birlik başkanları sıraya girdi.
Çağlayan, o sırada sessiz kaldı. Birkaç gün önce de Şişecam'ın Mersin'de yaptığı 60 milyon dolarlık yeni yatırımları açarken adını vermeden Babacan'a cevaplar veren Çağlayan, herkesin ihracatla ilgili konuşurken dikkatli olması gerektiğini, söylenenlerin 52 bin ihracatçıya hakaret olduğunu vurguladı. Başka sert cümleler de sarf etti. O törende ben de vardım. Çağlayan'ın kızgınlığı gözlerinden okunuyordu. Onun sözlerinden sonra Babacan'dan herhangi bir cevap gelmedi.
Aslında bu polemiği çok faydalı bulduğumu söylemeliyim. Gerçekten cari açığın çözümü için ihracat ile ithalatın yapısal analizinin doğru yapılması gerekiyor. Babacan ile Çağlayan bugünkü sistemle bir yere gidilemeyeceğinin farkında. Ortak akılla da sistemi yenileyeceklerine inanıyorum.
Günaydın Mr. Mark Lewis
Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Daimi Temsilcisi Mark Lewis'ten ekonomi medyasına ilginç bir davet geldi. Lewis'in davetinde buluşma gerekçesi "tanışma" olarak belirtiliyor.
Bu nasıl bir tanışma olacak?
Bay (Mr.) Lewis'in Türkiye'ye gelmesinin üzerinden neredeyse 2 yıla yakın bir zaman geçti. Birçok toplantıda da kendisiyle tanışma onuruna eriştik.
20 Ocak'ta Hilton Oteli'nde bir kahvaltıyla bizimle tanışmak isteyen Lewis'le tabii ki, yeniden tanışırız da bu davet bana eskiden IMF'ye muhtaç olduğumuz günleri hatırlattı. Dilimler halinde gelen IMF kredilerinin tarihlerini günü gününe izler, yapılmayan ev ödevleriyle reformlar yüzünden geciken paraları az mı beklerdik?
Şimdilerde ise dünya krizde, çıkmazdaki ülkeler IMF'nin peşinde. Bizler ise onun adını bile unuttuk. Sanırım Temsilci Lewis, kendisini hatırlatmak için gazetecileri kahvaltıya çağırıyor.
Kırman ile Özince
Putin'le Medvedev gibi
Ersin Özince, İş Bankası'nın Genel Müdürü iken Prof. Dr. Ahmet Kırman da bankanın Yönetim Kurulu Başkanı idi. Aslında başkanlık, bu bankada icra makamı olan genel müdürlüğe göre daha rahat bir iş gibiydi.
Özince "artık yoruldum" deyip, İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı'na terfi etti. Prof. Dr. Kırman ise İş Bankası'nın en büyük iştiraki olan dünya ve Türkiye devi Şişecam'a Genel Müdür olarak atandı. Kırman'ın eski başkanlık makamı ise Başkan Yardımcılığı'na dönüştü.
Mersin'deki tesislerin açılışı öncesinde Kırman'la epeyce sohbet ettik. Çok yönlü birisi ve birkaç karpuzu birden koltuğunda taşıyabilen bir insan. Yöneticilikleri yanında iyi bir hukukçu. Üniversite hocalığını profesyonellikle birlikte yürütmüş.
Kendisine, Şişecam gibi çok ağır yükü olan bir kuruluşa neden geçtiğini sordum: "Beni genç gördüler herhalde. Belki İş Bankası'nın başında çok dinlendiğimi de düşünmüş olabilirler" dedi. "Ersin Bey'le siz yer değiştirdiniz. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin ile Başbakan Medvedev gibi yaptınız. Birkaç yıl sonra yine değiş tokuş olacak mı" sorusuna ise Kırman, "Aynen öyle oldu ama yeniden görevleri takas eder miyiz bilemem" cevabını verdi.
Kırman, Türkiye'deki hukuk sistemiyle ilgili ise şöyle diyor: "Sistem işlemiyor. İşletmek için bir an önce yeniden yapılandırılmalı."