O gün, o salondaki konuklar için en önemli gündem maddesi, Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg'in mutfağa girip elleriyle pişirdiği somon balığıydı. Herkes birbirine "somon" un faydalarını anlattı.
Stoltenberg'le Çırağan Sarayı'nın mutfağında somon pişiren Leyla Alaton'a rastladım. Bu balığı Türkler'e sevdirenlerin başında geliyordu. Bu balıktan para kazanıyorsa uğraşacak değil mi? Firması Alarko, Norveçli Hallvard Leröy'le ortak olup her yıl 30 milyon dolarlık balık getirip satıyor. Alaton, somonu bırakıp beni kısa saçlı, aydınlık yüzlü sempatik bir kadınla tanıştırdı. O kadının adı Şanvar Olgun'du.
Olgun, kendisini şöyle tanıttı: "Norveç'in yeni Türkiye büyükelçisiyim. Yakında başkent Oslo'da ülkemi en iyi şekilde tanıtmaya gidiyorum."
5 milyon nüfuslu, kişi başına yıllık geliri 55 bin dolarlarda, BM'nin insani gelişmişlik endeksinin birçok kategorisinde birinciliği yıllardır kimseye bırakmayan, Avrupa Birliği'ne (AB) girmeye tenezzül etmeyen Norveç'te bizi bir kadın büyükelçinin temsil etmesi ne güzel değil mi?
Gelin de kıskanmayın!
TOBB Başkanvekili ve Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Rizeli Halim Mete'ye gündeme uygun o soruyu sordum: "Somon sever misiniz?" Beklemediğim bir cevap verdi: "Sevmem. Norveç'e gittim. Her gün üç öğün somon yemekten bezginlik geldi. O geziden sonra ağzıma hiç somon koymadım."
Zevk meselesi, kimisi "somon"u, kimisi "hamsi"yi sever.
Mete sevmese de, kalbe iyi geldiğini düşünüp bu balığı çok seven Türkler, her hafta 100 tona yakın somon yiyor. Balık alım satımı yapan İmran Marmara firmasının ortağı Yılmaz Gezici böyle diyor.
Ülke zengin olunca daveti de bereketliydi.
TUSKON'un Başkanı Rızanur Meral'le bir çırpıda, "Türkiye, Norveç'in kalkınma düzeyine nasıl ulaşır" sorusuna cevap aradık.
Meral hemen anlattı: "O seviyeye gelmek zor. Avrupa'nın krizi Norveç'in kapısına hiç uğramadı. Dünyanın üçüncü büyük petrol ihracatçısı. Dış ticaret açığı yok, çok yüksek fazlası var. Petrol ve doğalgazdan kazandığı bütçe fazlasını hükümet Petrol Fonu'nda saklıyor. Fondaki para 150 milyar doları çoktan aşmış."
Bakanın canı sıkıldı
Norveç'in ışıltılı zenginliği, Meral'le gözlerimizi kamaştırdı. "Aman petrol, canım petrol" şarkısı aklıma geldi. Ama önce 1 milyar dolardan az ticaretimiz olan Norveç'e çok mal satmalıyız ki, zenginlik bize de bulaşsın.
İşte tam o sırada Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'la karşılaştık. Gündem değişip, 3'üncü Boğaz Köprüsü ihalesine dönüştü. Yıldırım'ın sanki canı biraz sıkılmıştı. Habercilik refleksiyle olacak, "İhaleye kimlerin gireceği belli oldu mu" sorusu çıktı ağzımdan. Bakanın gülümseyen yüzü bir süre karıştı, sonra bana dönüp şöyle dedi: "Henüz belli olmadı ama istediğimiz düzeyde teklif gelmese de kara kara düşünecek değiliz. Yolumuza devam edeceğiz. Her zaman bir B planımız vardır."
Ve Yıldırım'ın o sözünün ardından iki saat geçmişti ki, 18 şartname alan hiçbir firma teklif vermedi ve İhale Komisyonu yeni bir süreci başlattı.