24 parça yemek takımı, dantel örtü, bir de Smith Wesson
Evlilikte şefkatten ümidi kesen Şefkat-Der aklın yol bir dedi… akıl klasik Türk aklı.
Ali. Hoş adam. İki aydır inceliyorum, şimdilik sorun yok. Tam aradığım erkeğe benziyor, boyu benim kadar, kilosu biraz fazla, halledeceğim. Az yediriyorum, sürekli yanında iri yarı, göbekli adamlara laf atıyorum ki dikkat etsin. ‘Sporcu erkekten hiç hoşlanmam’ deyip duruyorum, ‘çok çirkin öyle kas yığını… çekici olan akıl, zeka’, falan… neyse ki o da tembel. ‘Spor kalbi yoruyormuş, bıraktığın zaman pelte gibi oluyormuşsun, gel canım biz yürüyelim deniz kenarında’ deyip duruyorum. ‘Sen nasıl böyle kalıyorsun?’ diyor, ‘genetik’ diyorum. ‘Bu ne kol yaa..’ diyor, ‘her gün evi baştan aşağı siliyorum, çamaşırı elde yıkıyorum, çok güzel hamur açarım’ diyorum… ‘Kick box ne iş, niye ki?’ falan diyor, ‘kız kıza eğleniyoruz işte’ diyorum… Yeni kitabımı merak ediyor, ‘müthiş bir cinayet romanı yazıyorum’ deyip, ne zaman bana gelse en kanlı polisiye dizileri seyrettiriyorum. Bazen boşlukla konuşuyorum, soracak oluyor ‘iyi misin?’ diye, ‘iyiyim canım, cinler, gelirler arada sohbete, sen keyfine bak’ diyorum. Benim iki Doberman’la kaynaşamadı henüz. Sfenks gibi oturuyorlar gözlerini dikip gidinceye kadar. ‘Yakında oynarsınız merak etme’ diyorum. Bir de kameralara alışamadı…Yandaki teyze geçen gün “Esra Hanım kızım, sorun büyük galiba tuvalette, benim bey baksın mı? Sen de sıkılma, gel” dedi. Ben de ne iş diyordum her akşam komşuda… Neyse korkak alışsın biraz, yüzgöz olmanın anlamı yok.
Pazar… hava güzel. Baktım bahçede, domatesleri inceliyor. Maydanozda bir barut kokusu vardı akşam… Şüphelendi biraz… “Kediler” dedim, iyice içi kalktı. Sen de kıyıver iki lirana al bir demet maydonoz, yemeğe geliyorsun o kadar, aaa, bu da cimri mi ne?.. Hiç çekilmez valla. Bir yerde yemek yenmez bunlarla. Yok bilmiyormuş içinde ne varmış, yok organik değilmiş, yok tükürürlermiş kolaya... Tuttururlar evde yiyelim diye. Ev benim ev, yiyelim tabii. Al buyur, bahçeden bunlar, hem de ne organik. Kuşun pisliğe de içinde, köpeğinki de… Sanır ki tohumu içerde laboratuvarda ürettim. Çiçekçiden aldığın paketteki domates resmi gülüyor, dişleri var. Neyse uzatmayalım lafı.. Domatesi, maydanozu inceliyor… derken bir gürültü… “Çabuk polisi ara” diye bağırdı elinde çamurlu bir şey. “Amaaaan, koy yerine, boru o boru” dedim. “Ne borusu?” dedi şaşkın şaşkın. “Bahçe musluğunun borusu” dedim. “Ne işi var bunun burada, lav silahı bu” dedi özel yetkili savcı havasında. Hadiii… sen değil miydin muhimmat deposuna dönmüş tarlalardan çıkanlara “hadi canım boruydu onlar” diyen?.. Ya o dolabın kenarındaki kelepçeyi gördüğünde neydi o yan yan bakıp otuz iki diş sırıtmalar?.. İşine geldiği gibi bu erkek milletinin her şey…
Sonunda itiraf etmek zorunda kaldım. “Çeyizim o benim, karıştırılmaz, elleme” dedim. “Çeyizin mi?” dedi… Görsün ne masrafsızım diye, 24 kişilik yemek takımını açtım, dantelli masa örtülerini çıkarttım sandıktan. İki el bombasını, zarif muştayı veeee kenarları sedef kakmalı pırıl pırıl Beretta’mı da. Zor bitirdi bir tabak makarnayı. Çeyiz lafı ürkütüyor bu erkekleri, dedim de o kadar ‘evlenmesek de olur, kadın kısmı böyle alıp durur ne görse, çeyiz lafın gelişi bu yaşta’ diye ama… tatlıya bile kalmadı.
Neyse ki ertesi gün Filiz’lerde keyfim yerine geldi. Çeyiz toplantısı vardı, düğün öncesi adetmiş, kız tarafı, erkek tarafı buluşup çeyiz açarmış… Çaylar, börekler bir yandan çekiştirmeler; “hay Allah, bu seferkinin hali vakti yerinde, eli yüzü düzgündü” dedi Safiye Teyze benim ayrılığa üzülüp (eli yüzü düzgün günümüzde bedenin üstünde bir kafa, iki göz bir burun, omuz hizasında kollar, belden aşağı iki bacak demek, Cin Ali’den hallice yani). Filiz de onaylamıştı Ali’yi. “40’ı geçenler ya evli, ya boşanmış 1000 yıl kadar kadın istemiyor ya da benden fazla kırıtıyorlar” diye söylenirdi. Çaylar bitti açtık bohçayı, çamaşır çorap döküldü ortaya… Haladan bir Browning tabanca, yengeden gaz bombası, anneanneden de yakut taşlı bir hançer. Saraylıktı valla, aklım kaldı. Filiz’in kardeşi Gamze sakin sakin oturuyordu köşede, nasıl olursa olsun bir koca olsun, diye takmıştı kafaya. Annesi onun da açtı çeyizini, aman bir güzel örtüler, bir şık nevresimler… o ne?! İki sapanla bir cetvel. ‘Kızım bu devirde… iyi düşün bak’ dedik, ‘gel kredi veriyorlar şimdi, koy şuraya bir Magnum’ dedik ama nafile. Yerim dayağımı otururum köşemde havasında.
Bizim Falcı Figen sepet getirmiş çocukluk arkadaşına; bir avuç nazar boncuğu, dört biber spreyi, yastıkların içine iki muska, kavanozda iki kurbağa bacağı, bir yılan dili… Tecrübeli hatundur, iki kere boşandı, burnu bile kanamadı. Baştan sıkı tutmaktan yana. Kayınvalideyi unutmuş gibiydik camın kenarında, çay tazeleyelim diye döndük, teyzede bet beniz atmış, elinde bir saten gecelik, iki pajama, gözleri açmış faltaşı gibi bakıyor. Çabuk kalktı erkek tarafı. Gamze botoksa, biz de kız kıza sinemaya… Aklım biraz Ali’de ama… ne oluyor anlamıyorum, bende bir uğursuzluk var… Sekizinci oldu bu yıl… kısmet…
yalan ve yanlış bilgide ısrarla neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?bu duruma yobazlık dendiğini biliyorsunuzdur sanırım.
Derin tefekkür - 12:12 / 2012.01.16
ben cahilim işde ne yapalım?sizin gibi bilginlerin yanında cahil cuhale kaldık.bundan böyle sizinle havanda su dövemem.çok bilgili ve allame olduğunuz anlaşılıyor.okuyucuları bilgilerinizden mahrum bırakmayınız.yalancı olanın kim olduğu ortaya çıkınca yalanda yanlışda ısrar etme neden acaba?
Derin tefekkür - 12:10 / 2012.01.16
hala bilgisizliğinizde ısrar ediyorsunuz.internete inanmıyorsanız bana da inanmıyorsanız açın telefonu birleşmiş milletlerin türk temsilciliklerine sorun.dış işleri bakanlığımızı arayarak ilgili birimdende de benim sözlerimi teyid edici bilgi alabilirsiniz.bu konuda yazdıkca cehaletiniz ortayaçıkdı
Derin tefekkür - 11:36 / 2012.01.16
derin tefekkür,ulaslararası toplantılarda ingilizce bilen inlizce konuşur bilmeyen ise kendi ülkesi veya başka bir dilde konuşur,konuşmaları tercüme edilir kulaklıklar sayesinde.mesela bir ülke başkanı bu dilleri bilmiyorsa oraya katılamazmı.evet arkadaş bilmeden konuşuyorsun.
metin - 10:45 / 2012.01.16
son duruma göre birleşmiş milletlerin kabul ettiği uluslararası resmi diller arapça,ingilizce,fransızca,rusca,çince ve ispanyolcadır.bunu öğrenin benide yalancılıkla itham etmişdiniz.ben bilmediğim bir konu hakkında yazmam. yalanda söylemem ve sallama yorumda yazmam. bu da böyle biline...
Derin tefekkür - 10:11 / 2012.01.16
hocam,kadınların silahlanmasından sonra bende erkekleri koruma,kollama ve yaşatma dernegi kurmayı düşünüyom.
cinsel aysel - 09:41 / 2012.01.16
remzi arkadaş,ben arapça derslerinin konuyla alakası var demedim.kadınları silahlandıran zihniyette aynı demek istedim.
metin - 09:38 / 2012.01.16
son yıllarda yapılan düzenleme ile birleşmiş milletlerin resmi dil olarak kabul ettiği dillere rusca,ispanyolca ve çince de eklenmiş.bana atıyorsun diyen metin bey!bu altı resmi dili geogle girip"birleşmiş milletlerin resmi dili"diye yazarsan özgür ansiklopedi vikipedi karşına çıkar.orada görürsün.
Derin tefekkür - 09:33 / 2012.01.16
tercümanlar da onu diğer ülkenin diline çevirir.birleşmiş milletlerin toplantılarında ve çok uluslu toplantılarda türkçe konuşulmaz.siz birleşmiş milletlerin toplantısında ve diğer uluslararası toplantılarda sn.cumhurbaşkanının ingilizce konuşduğunu hiç duymadınız herhalde.araştırında öğrenin lütfen
Derin tefekkür - 22:52 / 2012.01.14
metin bey.uslubunuza ve konuşma adabınıza dikkat ederseniz size cevap verebilirim.bu şekilde bilgisizce karşınızdaki argo tabirlerle suçlarsanız size bir daha cevap yazmayacağım.başbakanın o konuşmaları iki ülke arasında yapılan görüşmelerdir.bu görüşmelere katılanlar kendi dilleriyle konuşur.
Derin tefekkür - 22:46 / 2012.01.14
silahlanma dünyanın en büyük sorunlarından biridir, milyar dolarlık bir sektördür ve herkesin silah edinebilmesi sonucu her yılher ülkede sivil hayatta onlarca insan yaşamını yitirmektedir. kimi kaza kurşunu ile kimi cehaletle, kimi bir anlık sinirle. çeyize silah haberi çok düşündürücü ve tehlikeli
kurtul - 21:35 / 2012.01.14
yorum yazan biri değilim ama metin rumuzlu kişinin yorumunu anlamak pek mümkün değil. arapça ile böyle bir konunun ne ilgisi var bir. ikincisi arapça da dünyadaki onlarca dilden birisidir, iş yapma kolaylığı açısından komşu ülkelerin dillerini öğrenmek çok faydalıdır, sizinki ırkçı bir yaklaşım
remzi - 21:29 / 2012.01.14
derin tefekkür,arapça beynelminel bir dildir,uluslararası toplantılarda ingilizce,fransızca ve arapça dışında başka bir dilde konuşmak yasaktır diyorsun,ve atıyorsun.hiç merak ettinmi acaba,başbakan uluslararası toplantılarda hangi dilde konuşuyor.
metin - 20:57 / 2012.01.14
sorunlar ortaya çıkmaktadır.ruh sağlığı hakkında yeterli bilgisi olmayanlar daha doğrusu olayları derinlemesine tahlil ve analiz etmeyenler veya edemeyenler yanlış ve çıkmaz sokaklara girmektedirler.
Derin tefekkür - 12:04 / 2012.01.14
sonuç olarak new-york'da yaşayanda kendini mutsuz addederek intihara kalkışıyor veya dünyanın başka bir ülkesinde yaşayanda vahşice cinayetlere kalkışıyor.silah taşıyan kişinin çok ciddi bir eğitim alması gerekiyor.teknolojik gelişmelerin baş döndürücü olduğu şu zamanda hızlı olarakda psikolojik
Derin tefekkür - 12:00 / 2012.01.14
silah tehlikelidir.ateşle ve barutla oyun olmaz.kimin elindeki silahın nerede patlayacağı belli olmaz.silahlı kişi etrafındaki en yakınlarını öldürdükden sonra kendi kafasınada sıkarak hayatına son verebiliyor.eline silah ve silahlı kuvvet verilen darbe yapıyor.kimisi silahla aile terörü estiriyor
Derin tefekkür - 11:54 / 2012.01.14
düşünüyorlardı.eller aya gitdide biz neden yaya kaldık diye?ayrıca hor görüp aşağıladığınız arapça,uluslararası dil olarak ingilizce ve fransızca ile beraber kabul edilmiş uluslararası(beynelminel)bir dildir.uluslarlarası toplantılarda bu üç dilin dışındaki bir dille konuşmanız yasakdır.metin bey...
Derin tefekkür - 11:44 / 2012.01.14
bütün dünyayı silahsızlanmaya çağıran ülkeler her nedense en modern ölüm makinelerini kendileri icad ediyorlar.dünyada silah üretimi ve silah tacirliği araştırın bakalım kimlerin elinde?abd nin newyork şehrinde yapılan istatistiklerde intihar edenlerin sayısı,bir yılda işlenen cinayetlerden daha çok
Derin tefekkür - 11:32 / 2012.01.14
bu zihniyetten daha fazla ne beklenebilir ki.millet ay'a gider biz böyle işlerle ugraşırız.birde önümüzdeki sene yürürlüge girecek olan ilk ögretimlerde arapça dersleri bir başlasın bu sayede ülkemiz tam bir bilim ülkesi olacaktır.
metin - 21:47 / 2012.01.13
ne çeyizi yapabildik ne kocayı bulabildik, ilk iş silah mı alalım? :) hakkaten türk aklı.
mesude - 19:37 / 2012.01.13
çeyizlere silah önerisini okuyunca aklıma siz gelmiştiniz, güldürdünüz bizi sabah sabah, ellerinize sağlık.
figen - 15:59 / 2012.01.13
evlilikler toplumun bir dayatmasıdır kutsallıgıda yoktur sevgi aşk varsa kutsaldırbelediye başkanının şahitliyi önünde atılan imzanın ne kutsallıgı olurki aynı gün evlenmenin dışında hiç bir ortak yanı olmayan insanların evliliyidir bizde evlilikler tanımadıgımız sevgiyi aşkı nasıl bir başkasına ver
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.