16 Ocak 2012 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Toplumlar ve kahramanları

Bugünlerde önümüzden akıp giden olaylar kadar, belki onlardan daha çok, bu olaylar karşısında alınan tutumların ahlaki boyutuna dikkat çekme peşindeyim.
Hakkaniyet, kadirşinaslık başlıklı yazılarım bu çabanın ürünleriydi.
Bugün de yine böyle bir "ahlaki duruş" yazısıyla karşınızdayım.
Şu anda toplumca bir zaferi kutluyoruz. Bundan 31 yıl önce başımıza gelen bir felaketin müsebbiplerini nihayet yargı karşısına getirebilmenin zaferini. Ama zaferimizi kutlarken, bu mücadelede en büyük payı olanlardan birini ezip geçtiğimizin farkında bile değiliz.
Sacit Kayasu'dan bahsediyorum.
Hani şu, Kenan Evren'in hâlâ kesinlikle "dokunulmaz" olduğu; toplumun saygın pek çok isminin onun doğum günü partilerine katılabilmek, resim sergilerinde boy gösterebilmek için birbiriyle yarıştığı, utanmadan her politik olayda görüşünün alındığı günlerde onun hakkında iddianame yazmaya cesaret eden savcıdan...
Bugün yazılan iddianamede onun 2000'de yazdığı iddianameye de atıf yapılıyor. Ama o, bu iddianame yüzünden ihraç edildiği mesleğine geri dönemiyor. Çünkü HSYK buna izin vermiyor!
Ne gerekçeyle? "Sen kendin emekliliğini istedin" gerekçesiyle.

Kendi isteğiyle öyle mi?

Kendi isteği ile emekli oldu denilen savcının daha Evren'le ilgili iddianameyi teslim eder etmez adliyedeki odasına girememesi için odasının kapısındaki kilidin değiştirildiğini bilmez mi HSYK? Gazetecilerin yaklaşmaması için evinin önüne polis yerleştirildiğini, olayın hemen ardından açığa alındığını, üç yıl boyunca açıkta tutulduğunu bilmez mi?
Açıkta tutulduğu o üç yıl boyunca kimse kapısını çalmadı Kayasu'nun... Eski arkadaşları selam vermeye bile korktular, sokakta karşılaştıklarında kaldırım değiştirdiler. Üç yıl boyunca, evinde insan sesine hasret yaşadı. Üç yıllık açığa alınma döneminin ardından 2003 yılında HSKY'nın meslekten ihraç cezası geldi. Karara itiraz etti. Ama itirazının reddedileceği belli olunca, hiç değilse bazı özlük hakları da elinden gitmesin diye ihraç kararı kesinleşmeden emekliliğini istedi.
İşte şimdi bu durum onun aleyhine kullanılıyor.
Yapılan anayasa değişikliğiyle yapısı değiştirilen HSYK Genel Kurulu, Kayasu'nun 'meslekten ihraç' kararını kaldırdı. Ama 'kendi isteğiyle emekli olduğu' gerekçesiyle, mesleğe dönüşüne ise vize vermedi. Oyçokluğu ile verilen karara 5335 Sayılı Kanun'da emeklilerin mesleğe geri dönmesinin yasaklanmış olması gerekçe gösterildi. "Bu kanun beni bağlamaz. Çünkü kanun 2005 yılında çıkmış, ben 2003'te emekli olmuşum. Kanunlar geriye yürümez, çok basit bir hukuk kuralıdır bu'' dedi Kayasu, ama kimseye dinletemedi.
HSYK'nın kararında ayrıca Kayasu'nun 58 yaşında olması da mesleğe geri dönüşünün reddine ek bir gerekçe olarak kullanıldı. "Bu yaştan sonra devlet hizmetinde verimli olamaz" demeye getirildi. Şu anda Yüksek Yargı'da, HSYK'da görev yapan hakim ve savcıların birçoğunun çok daha yaşlı oldukları unutularak...
Kayasu, HSYK Genel Kurulu'na mesleğe dönüşüne vize vermeyen kararı gözden geçirmesi için 'yeniden inceleme' talebinde bulundu. Kurul, 2011'de ilk kararının değiştirilmesine yer olmadığına karar verdi. Kayasu kararın kendisine tebliğ edilmesi üzerine yeniden itiraz etti. Genel Kurul son itirazı da reddetti.
Ama o, adaleti aramaya devam etmeye, savcılık hakkının iadesi için bütün hukuki mercileri kullanmaya ve gerekirse tekrar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmeye kararlı.
Milletin hukukunu korumak için 12 yıldır yılmadan savaş veren bir mücadele adamı, elbette kendi hukukunu savunmayı da bilecektir ve bu davayı sonuna kadar sürdürecektir.
Ama bunun böyle olması mı gerekiyordu?
Askeri darbelerle hesaplaşan bir Türkiye'de, tek "suçu" bu hesaplaşmayı ilk başlatan olmak olan bir hukuk adamının, adaleti kendi ülkesinde bulamayıp AİHM'lerde araması toplum olarak bizi utandırmıyor mu?
Bu nasıl bir adalet anlayışı ki, "Her ne kadar şekil bakımından kendi isteğiyle emekli olmuş görünüyorsa da gerçekte hakkında alınan meslekten ihraç kararı nedeniyle istifa ettiği bilinmektedir" diyemiyor. Adalete, yasaların bu kadar şekilci yorumlarıyla ulaşılabilir mi?
Unutmayalım ki, kahramanlarına sahip çıkmayan toplumlar bunun bedelini gadre uğramış kahramanlarından çok daha ağır öderler.





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (26 yorum)
insafın hukukta yeri yok mu? hukuk hsyk elinde her tuttuğunu dövdüğü bir sopa mı? hsyk kuş mu deve mi? bunlar nasıl hukukçu? allah bunların eline düşürmesin. hsyk zayıfa aslan kuvvetliye tavşan gibi davranmış olmuyor mu? bu tavır hukukî mi? hayır hayır hayır! vicdan kanamasına yol açıyorsun hsyk.
HSYK - 15:25 / 2012.01.17
şimdi bu ruhu öldürmeden, milli bayramlarımızı, bu ruh ve coşkuyla kutlamalıyız.kutlamaların kaldırılması abuk nedenleri arasında, bu da yokmu ? maalesef !... değerlerimizi koruyalım.kısaca sapla samanı karıştırmayalım...19 mayıs'ları ve ruhunu (ve diğerlerini) unutturmak kimsenin harcı değil..
surlardaki ulubatlı - 11:59 / 2012.01.17
" en üste çıkan göğsünde taşıdığı bayrağı çıkarıp dalgalandıracaksa, alttakiler ne kadar ezilse yeriydi" toplumcu felsefe ve eğitimiyle yetiştirilmişlerdi...
surlarf - 11:03 / 2012.01.17
cumhuriyet mitinglerini tertipleyenler,chp/tsk önde gelenleri idi.sn.göktürk cok haklı,en haklı olarak sacit kayasu'ya yapılan yürek yakan haksızlıkları erestiriyorsunsuz ama,o dönemin darbeci zihniyetin hsyk'sının arkasında ki chp'ye toz kondurmuyorsunuz.oy renginizide cok iyi biliyorum.saygılar...
hakikat-4 - 09:15 / 2012.01.17
atatürk'ün degil,inönü'nün chp'si ak partisi hükümetine kadar,50 yıl boyunca tsk/chp ortaklıgında ki darbeci zihniyet,ellerinde olan devletin önemli kurumları ile tbmm'si halkın iradesine baskı yapmıslardır.bildiginiz gibi ak partisi kapanma esiginden dönmüstür.ona neler yapılmadı ki!.>>>
hakikat-3 - 09:08 / 2012.01.17
tbmm'si darbecilerle el ele vermeseydi,27 mayıs,12 mart,12 eylül,28 subat,muhtıralar,andıclar yasanmazdı.atatürkün kurdugu milletin iradesi anısına tbmm'sine ayrıca,onun kurdugu demokrasi zihniyetinin partisi chp'ye ihanet ederek,inönü atatürkün kemiklerini sızlatmıs,ruh'unu incitmistir.>>>
hakikat-2 - 08:55 / 2012.01.17
sn.yazar;bazen egri oturup dogru konusmak,o kadar güzel sey ki.sacit kayasu dein devlet tarafından zorla baskı ile emekli ettirildi.eger bu mevcut hükümet,sacit kayasu olay'ını cözmez ise,hic bir zaman demokrasi'nin gelecegine inanmam.ey!gülay hanım;simdi egri oturup,dogru konusmaya baslayalım.>>>
hakikat -1 - 08:41 / 2012.01.17
ile geçti.ulubatlılar olmasaydı, fatih de mübarek müjdeyi gerçekleştiremezdi...ulubatlı hasan, bayrağı tepeye çıkarıp dalgalandırma aşkıyla yanan alttakilerden bir bireydi...vatan, bayrak vb. sevgisini basite indirgeyip dahada basit nedenlerle abuklaştırmayın kutlamaları..asıl neden belliyken..
fatih tarihe ulubatlı'nın bayrağı dalgalandırması - 01:34 / 2012.01.17
ettirmiyenlerden utaniyorum.ve sacit kayasu icin üzüntü duyuyorum.
misafir osmanli 2 - 16:39 / 2012.01.16
gülay hanim yazinizdaki askeri darbelerle hesaplasan bir türkiyede tek sucu bu hesaplasmayi ilk baslatan olmak olan bir hukuk adaminin adaleti kendi ülkesinde bulamayip aihmlerde aramasi toplum olarak bir utanc tablosu degildir bizim adalet mekanizmamizin utanc tablosudur.adaleti tecelli
misafir osmanli 1 - 16:37 / 2012.01.16
13,37'de yazan''türk toplumu size hadinizi hep bildirdi birdirmeye devama ediyor''diyen zihniyet.işte tamda bu zihniyet ülkeyi bölecektir. savunmaya çalıştığınız demokrasiden uzak bu faşist diretmeler antimilitarist baskılar bu ülkeyi bölecektir.yani birleştiren değil bölensiniz.haberiniz olsun.
seyirci - 15:59 / 2012.01.16
hırsız yine basından diyerek alıntılar yapmış kendisinin vereceği bir şey yok cahil bölücü ırkçı çabalarınız boşa bu türk toplumu size hadinizi hep bildirdi birdirmeye devama ediyor ve bu böyle davamda edecektir umutlanma.....
işbirlikçiler - 13:37 / 2012.01.16
sayın gülay hanım'ın yazılarını, biraz da bu yüzden, "hakkaniyet, kadirşinaslık, ahlaki duruş" gibi kavramları öne çıkardığı ve yazılarında bunu başarabildiği için ciddiye alıyor, saygı duyuyorum. teşekkürlerimi ve izninizle tebriklerimi sunarım. teknik bir yazı kolaydır; samimiyet önemli...
Lütfi Doğan - 13:32 / 2012.01.16
öyle birkaç geri çekilmeyle gözlerinizi boyuyor olmaları bile gösteriyor ki, sizlerden daha akıllılar ve kurnazlar. sizin asıl diyalogda olacağınız kesimler, sivil siyasal yapılar, sivil siyasal dinamikler değil miydi de, size ne söylense önüne gelene veryansın ediyorsunuz? nedir bu, hop oturup hop kalkarak küplere binmeler ve tahammülsüzlükler? 34 tane gencecik insan, kasıtlarıyla mı kusurlarıyla mı o dahi belli değilken, devletin görevlileri yüzünden yok yere öleli, öldürüleli üçüncü haftasına girilmesine rağmen, bilgi namına çıt yok, sizin cenahta.
basından - 12:54 / 2012.01.16
ne demek şimdi birden bire, sanki hiçbir şey yokmuş gibi, daha henüz doğru dürüst dönüştürmediğiniz devletle, öyle sorgusuz sualsiz işbirliklerine kalkışmak? siz, devlet sorunsalını bu denli ucuz ve hâl yoluna koyulacak meseleleri de şıpınişi bir şey mi zannediyorsunuz ki, enikonu rahatsınız böyle? ne oldu da, ne değişti de, devletçi kesildiniz hemen? her şey yoluna mı girdi de, kuşkuya yer kalmayacak şekilde can ciğer kuzu sarmasısınız, artık onlarla? oysa bu devletin vukuatı hem çok büyük, hem yapısal ve tarihsel. yeri geldi mi,
basından - 12:54 / 2012.01.16
hâsılı, neden her şeyi böyle yarım yamalak bıraktığınıza dair, o içsel korkunuzun neyin nesi olduğunu... görmüyor ve anlamıyor muyuz, sanıyorsunuz? militarizmden çözülmenin yerine ne koyacağınızı bilemezseniz ve bir de, vesayet altında yaşaya yaşaya, günün birinde iş başa düşüp de tek yetkili ve tek sorumlu kaldığınızda, ne yapacağınızı şaşırıp, o yalnızlıktan korkmaya da başlarsanız; tıpkı içeride ne vakittir yattığını dahi unutmuş yılların mahkûmu biri gibi, demir kapılar açılıp da dışarıya çıkmaktan ve özgür olmaktan korkarsınız işte o zaman, âdetâ şimdi yaptığınız gibi.
basından - 12:53 / 2012.01.16
akp’ye bir çift lâfım var:bilmiyor muyuz sanıyorsunuz, niye böyle yaptığınızı... bu durumlara neden düştüğünüzü... geçemeyesiniz diye, sizler için örülmüş duvarları yıkarak, sonunda kendi duvarınıza gelip dayandığınızı... dağlar denizler aşıp, sonra da bir kaşık suda boğulduğunuzu... her şeyi ilkin elinize alıp da evirip çevirerek, ne yapacağınıza kararsız bir şekilde, öylecene tekrar yerlerine koyduğunuzu... ne varsa ortalıkta, birer ısırıkla mundar ettiğinizi...
basından - 12:53 / 2012.01.16
sacit kayasu adı 12 eylül ün yargılanması denince akla ilk gelendir. bu uğurda , hukuk ve adalet için kendini feda edebilmiş , nadir bulunan bir insandır. kendisine şükran sunmak istiyorum. bu konuyu gündeme getirdiğiniz, duyarlılığınız için çok sağolun.sağlıklı, huzurlu günler.av.suat köktürk
zonguldak - 12:43 / 2012.01.16
lanet olsun böyle düzene!
Bedreddin - 11:43 / 2012.01.16
sayın kayasu'nun idianamesi kabul görseydi ve gereği yapılsaydı içerde dediklerin şu anda içerde olmayabilirdi.büyük bir olasılıkla içerde olmaz ve darbe teşebüsünde bulunmazlardı.geciken adaletin verdiği rehavet bu sonuçları doğurdu.
metin'E - 10:39 / 2012.01.16
canım ablacığım gülay göktürk sizi ve yazılarınızı çok seviyorum ablacığım.
mehmet özkan - 09:59 / 2012.01.16
en üst düzey bürokratlar 50,60 bin tl emekli ikramiyesi alırken,bir orgeneral emekli oldugunda neden 600,700 bin tl ikramiye alır.kudretli,%100 oy almış gibi hareket eden her istedigini kimseye sormadan danışmadan yapan iktidar neden bir kanun degişikligi ile bu duruma müdahale etmez.
metin 5 - 09:57 / 2012.01.16
askeri vesayet,askerin sayıca çok fazla oldugu ülkemizde hiç bir zaman bitmez.hem ülke ekonomisine büyük bir külfet getiriyor,hemde kontrol edilemiyor.neden kimse bu sayının düşürülmesini konuşmuyor.bu ülkenin 1 milyonluk hantal orduya ihtiyacı yok.sayı düşsün vesayet bitsin derim.
metin 4 - 09:50 / 2012.01.16
sn.yazar,aynı duyarlılıgı başkaları içinde göstermenizi dilerim.
metin 3 - 09:34 / 2012.01.16
bizim ülkemizin kuralı bu,bugünün mazlumu,yarının zalimi.
metin 2 - 09:31 / 2012.01.16
sacit kayasu haksızlıga ugramış milyonlarca kişiden sadece birisidir.sn.yazar,aynı duyarlılıgı şu anda haksız yere tutuklu bulunan binlerce kişi için neden göstermiyorsunuz.
metin 1 - 09:30 / 2012.01.16



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.