Gerekmiyor! Bu rezillik içinize siniyorsa, kalsın.
İstanbul’a ard arda dikilen rant eseri, çirkinlik abidesi yapılar için ‘gerekirse yıkılsın’ demek bir katil için ‘gerekirse cezalandırılsın’ demek gibi bir şey…
Hiçbir gereklilik söz konusu değil, yaşadığınız çevreye, ülkenize, gelecek nesillere hatta dünyaya karşı en ufak bir sorumluluk hissine sahip değilseniz şehri yakabilirsiniz de… yakanı da var zaten. İstanbul’un çevre sorunları Avrupa Birliği’ne girme, terörle mücadele ya da demokrasi çabalarından daha az önemli değildir. Hepsi karabatak gibi bir oturup bir kalkar gündemden. Ama mahvedilmiş bir İstanbul… bunun hesabını veremezsiniz ne halkınıza ne gelecek nesillere. Bu binalar, bu çirkin yapılaşma medeniyet değil medeniyetin katlidir ve “nasıl bir rant dönmektedir, kimler bu işin içindedir ki beyaz sayfalar açmak için çabalayan, darbelerin bile hesabını soran bir hükümet bu duruma sessiz kalmaktadır?” sorusu faili meçhuller kadar merak uyandırır. Kafalarda birçok işaret yönü levhası da vardır zaten.
Diyelim ki vicdan kazandı, sağduyu kazandı, dünyayı parmaklarının ucunda döndürdükleri gayet iyi bilinen rant mekanizmaları ne kadar devre dışı kalabilecek, alınmakta çok geç kalınmış çevreci kararlar nasıl şimdi hayata geçirilip milyon dolarların döndüğü bu inşaatlar durdurulacak, kaçı yıkılabilecek acaba?.. Birçok ‘bilge kişi’ Kürt sorunu, ekonominin gidişatı, eksen kaymaları, vesayetçilerin durumu vs gibi konuları baş tacı etmiş olabilir ancak bu hükümetin en büyük sınavlarından birisidir çevre duyarlılığı.
Neden İstanbul? Medeniyet’i gasp, şehir’i betonlaşma, gelişme’yi ezip geçme, hizmet’i gelir olarak kabul eden ve binbir yolsuzluğa imza attıkları gayet iyi bilinen birçok inşaat firması her köşeden dudak uçuklatan çirkinlikte yapılar çıkartıyorlar karşımıza ama onlara bu izinler verildiği sürece kime, nasıl isyan edebilirsiniz ki?.. Her sabah bir başka dev yapı ile uyanıyoruz evlerimizin arasından Güliver gibi karşımıza dikilen. İstanbul İstanbul olmaktan utanıyor artık!
Hadi onlara işadamı dedik, halkın oylarıyla halk için hizmet sözü vererek iktidara gelenlerin bu güzelim şehri katliamlardan koruması bir vatan borcu değil mi?.. Yapmayın, etmeyin, yazıktır, günahtır, telafisi yoktur diye bağrışıp çağrışan -beğenmediğiniz halktan geçtik- akademisyenler, çevreciler, mimarlar, mühendisler, toplum kuruluşları daha mı az gelişmek istiyorlar, daha mı az medeniyet düşkünü bu insanlar? Emin misiniz? Halkın istemediğini halka dayatmaya son verecektiniz hani? Hani demokrasi adımları? Medeniyet mi? Çivi bile çakamazsınız Londra’nın, Paris’in, Roma’nın göbeğine. Şehrin dışındadır bütün yeni yapılar. Metroyla gider gelirsiniz on dakikada. Medeniyet budur. Şehrin göbeği tarih kokar.
Yapalım mı İstanbul’da bir referandum Boğaz’ın görüntüsünü de trafiğini de katleden sırık gibi binalar için?.. Ya üçüncü köprünün durumu? Yapımı ve tabii ki daha bitmeden çevresinde birikecek mini şehirler için yok edilecek ağaç sayısının en az 2 milyon olduğu söyleniyor. Bu çalışma ile birlikte İstanbul’un toplam yeşillik alanının %40’ı yok edilmiş olacak. Eğer kalmadıysa Türkiye’de bir karış toprak büyüyen nüfus için, boynumuz kıldan ince. Ama İstanbul’un dışında onca bomboş arazi dururken ‘mini şehirler’ haline getirilebilecek, onca alan varken küçük sanayi şehirleri kurulabilecek, yeni fabrikalar, atölyeler açılıp toplu konutlar inşaa edilebilecek, neden İstanbul’a bu kadar yükleniliyor anlamak mümkün değil. Taşı toprağı altın diye koşa koşa gelinen İstanbul yüzlerce aileye bir şekilde mezar olmuyor mu yıllardır? Bu sorunun bir ucunda suça teşvik edilen çocuklar, yağmacı, tinerci gençler, tecavüzcüler, sayıları her gün artan hırsızlar, katiller varken diğer ucunda masum insanlar yok mu?.. Ülkenin ortası, doğusu, güney doğusu yatırım beklerken neyini zorluyoruz bu İstanbul’un anlayan var mı?..
Siyaset günden güne değişir, bu parti gider o parti gelir, anayasalar değişir, suçlular elbet bir gün cezalandırılır, ölümler olur doğumları takip eden, bir gün cenazeye koşarsınız, bir gün düğüne… Gündem her ay da değişir her gün de… Ama bir tane İstanbul var. Herhangi bir yer de değil, dünyanın sayılı güzelliklerinden birisi. Bu Boğaz’ın dünyada bir eşi daha yok. Sadece İstanbulluya karşı değil sorumluluğumuz, tüm dünyaya karşı. Ne güzel bir cümledir ‘medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’... Bu canavara nasıl kurban edilir bu güzelim şehir?.. Kimin hakkı var yaşadığımız çevreyi böylesine katletmeye?.. Menfaat, rüşvet, yolsuzluk üçgeni yok edilmeden darbelerden kurtulmak yeter mi demokratik yaşam hakkı için?..
Merakla bekliyoruz eski İstanbul’u nasıl geri getirebileceksiniz?..
istanbul'u bu hale getirenler oy avcılıgı yapan politikacılardır.hiç düşündünüzmü 3. köprü yapılırken kaç bin agaç kesilecek ve kaç bin hektar yeşillik alan yok olacak.bazılarına rant kapısı açmak için istanbul'u mahvediyorlar.her dönem iktidarlar kendi rantiyecisine köşeyi döndürmüştür.
metin - 08:58 / 2012.01.18
harika bir yazı.her yıl istanbul'a gelirim.bahsettiklerinizi görür üzülürüm.ama eldem gelen bir şey yok.şahsım adına söylüyorum.o kadar bozulduki istanbulun silüeti artık tanınmaz oladu.gelecek nesiller neler söyleyecekler bizim için.vebalini yapanlara brakıyoruz.ama yeterli değil.selam ve dua ile
hpilotavni@windowslive.com - 22:03 / 2012.01.17
kesinlikle haklısınız, bu diğer konulardan daha az önemli değil.medeniyet sadece bilimle ilerlemekle olmaz.araba dolduruken her yanı, otoyollarla kaplamak için rahatça gitsinler diye, ağaçları ormanları katlediyorsak bu en büyük geriliktir aslında.hiç gelişemeyecek insanoğlu hangi icat çıkarsa çıksı
kemal yiğit - 21:07 / 2012.01.17
vah ki ne vah hoçam çok hoşuma gitti yazınız karstaki sahipsiz uçubeyi yıkmak ne kadarda kolay o sahipsiz uçube heykele odaklanırsak istanbuldaki o uzayan gökdelenleri ıskalarız hoçam aslolan o gökyüzünü kirleten gökdelenleri yıkmaktır zaten siyasetinde uçubeye odaklanması o çirkinlikleri görmemezli
çenap - 14:09 / 2012.01.17
getirilmez ise gelecek nesiller oksijensizlikden dünyasını değiştirecek.gelecek kuşak bakacak yeşil alan bulamayacak.ağaçları herhalde müzelerde görecekler.önemli bir konu.acilen tedbir alınması lazım.belediyelere sıkı bir denetim şart.belediyelerde imara ilişkin çok şikayetler duyuyorum.
Derin tefekkür 4 - 12:41 / 2012.01.17
üst üste yığılması büyük şehirleri yaşanmaz ve sıksıntılı hale getirmektedir.ormanlık alanlar ve ağaçlar kesilerek yerine ben onlara bina diyemeyeceğim çünkü onlar benim gözümde bina değil hiçbir estetiği olmayan betondan geometrik şekillerdir.belediyelere sıkı bir imar kontrolü ve belirli kriterler
Derin tefekkür 3 - 12:36 / 2012.01.17
veriyorlar.büyük şehir imara aykırı bile olsa inşaatı durduramıyor.durdurmak için geldiğinde ya 8-10 kat çıkılmış yada bina bitmiş oluyor.ilçe belediyeleri çok denetimsiz.adeta kendi başına buyruk.bu kanunların değiştirilmesi lazım.rant uğruna hiçbir estetiği olmayan dikdörtgen şekilli betonların
Derin tefekkür 2 - 12:32 / 2012.01.17
şehirlerdeki çarpık yapılaşmalar ve özellikle istanbul gibi büyük şehirlerde doğayı ve tarihi dokuyu bozucu yapılar çoğalmaktadır.büyük şehir belediyesi bünyesinde toplanan ilçe belediyeleri maalesef bu konuda duyarlı değiller.belediyelere gelir olsun diye nerdeyse önlerine gelen her ruhsata izin
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.