Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 12 kulübün yöneticisi Siirtspor Başkanı Fadıl Akgündüz başkanlığında Bingöl'de bir araya gelip, TFF'ye karşı 4 maddelik bir deklarasyon yayınlıyor. Bu toplantıdan sonra namıdiğer "Jet Fadıl", "TFF 4 talebimizi kabul ederse, biz de bu Federasyon çatısı altında futbolumuzu sürdüreceğiz. Ama kabul etmezse o zaman kendi birliğimizi kuracağız, Doğu ve Güneydoğu kulüpleri birliğimizin çatısı altında toplanacaktır" diyor.
Gökten üç elma düşüyor. Biri Öcalan'ın başına... Öcalan Katalan modelini örnek gösteriyor. Diğer elma DTK'nın başına... 23 Ağustos 2010'da DTK eşbaşkanları soluğu maddi sıkıntılar içinde can çekişen, sahaya çıkacak 11 bulamayan Diyarbakırspor Kulübü'nde alıyor. Ahmet Türk, "Bu takım hepimizin, halkımızın, Diyarbakır'ın, Amed'in takımıdır" diye başlıyor. Üçüncü elma BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın başına... 25 Ağustos'ta Barcelona'yı hatırlıyor, "Diyarbakırspor zaten biraz da Barcelona'dır" açıklamasını yapıyor. "Barcelona" denilince akla ilk gelen şüphesiz Barcelona-Real Madrid rekabeti. Bir de Francisco Franco... İspanya İç Savaşı'nın ardından demokratik cumhuriyetin yıkılmasıyla İspanya'yı 36 yıl dikatörlükle yöneten Franco. Barcelona o dönemde Katalan halkının sembolü haline gelir. Katalansanız Barcelona'yı desteklersiniz, Franco'ya muhalifseniz yine Barcelona'yı desteklersiniz. Barcelona muhalefettir, Real Madrid ise rejimin simgesi. Bir gün rejimin göbeğinde Barcelona Real Madrid'i 5-0 yener, işte o gün Franco rejiminin sona erdiği gün kabul edilir.
Şimdi bu Barcelona'dan yola çıkıp, kendi liglerini icat edenler, kendi liginin şampiyonu olmak Barcelona'nın aklına niye hiç gelmemiş diye düşündüler mi acaba? Sormaya devam edelim. Barcelona niye ligden çekilmemiş? Real Madrid'le rekabet etmekten niye vazgeçmemiş? Mesela Katalan Bölgesi Ligi'nin şampiyonu olmakla niye yetinmemiş? Barcelona'da niye sadece Katalanlar futbol oynamaz?
Ancak bir Franco aklı Barcelona'yı Katalan Bölgesi'ne hapsedebilir, dünya da sadece Real Madrid'i izlemeye mahkûm olurdu. Bu proje bir özgürlük değil, bir muhalefet hiç değil, olsa olsa 40'lı yıllardaki Franco diktatörlüğünün provasıdır. Bugünden bakılınca komedi gibi de, bu faşist düşünce yarın birtakım kulüpleri etkisi altına alır da, "biz TFF'nin liglerinde değil, Mezapotamya Ligi'nde oynayacağız" diyen çıkarsa o zaman bir trajediye dönüşebilir.
Sarı Saltık'ın son varisi
"Rauf", Esma'ül Hüsna'dan alınmış bir isim. "Refet"ten geliyor, "Rahim" ile akraba. "Pek merhametli" demek. Öyleydi de. Oğluna da, torununa da seçtiği isim buydu. Rauf Denktaş olmasaydı, bizim için Kıbrıs Girit olacak, "Kıbrıs Türkü" de olmayacaktı. Girit mutfağına benzer bir mutfaktan veya hellim peyniri ile hatırlanacak, tarihe terk edilmiş bir topluluktan bahsediyor olacaktık.
Denktaş'ın mücadele ettikleri "Adalı" kimliğini "Kıbrıs Türkü" kimliğinin önüne geçirmek isteyenlerdi. Mesela, Denktaş'ın inşa ettiği "Kıbrıs Türkü" kimliğinden rahatsız olanlar, bugün bir terörist başına "Kürt kimliği inşasının önderi" rolünü biçiyorlar. Dolayısıyla, Öcalan'a duydukları sevgi ve gösterdikleri merhametin Denktaş'ta nefrete dönüşmesi şaşılacak bir hâl değil. "Denktaş'ı ölürken diriltenin ne olduğu" sorusuna cevap bulmak için bakmaları gereken yer, çifte standartlı özgürlük ve kimlik talepleri ile söyledikleri ayrışma türküleri.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iktidarı ve muhalefetiyle Denktaş'ı birlikte uğurlamalarına yol açan duygu ise belki şöyle tarif edilebilir:
Yahya Kemal, tarihimizin 1. med devrini anlatırken, "Gelmiştik bir zaman Sarı Saltık'la Asya'dan/Bir bir diyar-ı Rum'a dağıldık Sakarya'dan" der. "Sarı Saltık" gazi derviş geleneğini ifade eder. Halil İnalcık, gazi dervişlerin "ucad" dediği sınır boylarında yaşadıklarını söyler. Hem bir İslami tasavvuf geleneği içinde yaşar hem de ilâyı kelimettulah için savaş meydanlarına çıkarlar. Rauf Bey, Sarı Saltık'ın ilhamını Hala Sultan'dan alan son varisiydi. Öyle yaşadı, öyle öldü, Allah rahmet eylesin.
13 yaşındaki kızları evlendirmekmi yoksa töre cinayetlerimi kültürleri
yorgun demokrat - 17:02 / 2012.01.20
doğu bir kere toptan kalkınmaya açılmalı işadamları derhal oraya üretim fabrikaları kurup işsiz gençlerin önünü açmalı kürtçe öğrenen öğrensin konuşan konuşsun ama senin ulusal dilin tek oda türkçe bunu herkes kafasına soksun
yorgun demokrat - 17:01 / 2012.01.20
öğretmenleri öldür köylüyü sindir ankaranın göbeğinde kürt halkını savunuyoruz biz diyenler maaşlarını alıp yan gelip yatsın
yorgun demokrat - 16:59 / 2012.01.20
kürtleri kimse yok saymıyor ya kardeşim ozaman hepiniz dağa çıkın bırakın tc hükümetinden faydalanmayı bugün kime başbakan olamazsın sen kürtsün denmiş işadamları topçular sanatçılar daha neyin peşindesiniz doğuyu nasıl kalkındırırız senaryosu üzerinde duracağınıza nelerin peşindesiniz
yorgun demokrat - 16:58 / 2012.01.20
güldürme adamı şinasi.kürtleri anayasal olarak yok saymak,dilerini kültürlerini yasaklamakmı hoşgürü.güldürme adamı şinası.güldürmekten götüreceksin insanları.
şinasi özsoy - 07:55'E - 12:53 / 2012.01.19
bu ınsanlara gösterilen hoşgörü dilerim bu ülkeyi bölmez.bizim ülke kadar vatan hainlerine tolerans tanıyan kaç ülke var acaba.
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.