Türkiye Futbol Federasyonu heyeti, Mehmet Ali Aydınlar başkanlığında İsviçre'ye gidiyor.
Türk futbolu bugün UEFA’da yapılacak toplantıda masaya yatırılıyor.
İşte zirvenin çarpıcı detayları
26 Ocak'taki genel kurul öncesinde Nyon'da son defa UEFA heyetiyle görüşülecek.
Herkeste bir umut; "Kimseyi küme düşürmeyelim ama UEFA da buna göz yumsun"
Peki bu ihtimal yüzde kaç?
UEFA ve TFF'ye çok yakın kaynaklardan alınmış 'bazı' bilgileri sizinle paylaşacağım. Kararı siz vereceksiniz.
** Bugün Platini yok! Evet, büyük umutlar bağlanan UEFA-TFF görüşmesinde Fransız başkan 'büyük ihtimalle' olmayacak. Çünkü Rusya'da programı var. Gelirse, bir şeyler değişmiş olur. Haydi bir umut daha.. Peki, TFF Platini'nin programı olduğunu bilmiyor muydu? Onu da öğrendik. Bu toplantı sürpriz değil. Tarihi çok önceden belliydi. Platini de önceden pozisyon alıp aynı güne Rusya gezisi mi koydu, bilinmez. Belki de tamamen tesadüftür!
** Hatırlatırım, Platini 15 gün kadar önce Fenerbahçeli yöneticilerle Nyon'da yapılan görüşmeye de katılmamıştı. Avukatlarını yollamıştı.
** TFF heyetinin dikkatini çekmek istiyorum; üye ülkelerle ilişkileri zaten Platini değil, ikinci adamı yönetir. UEFA'da işler böyle yürür. Onun sözü, Platini'nin sözüdür. Tavsiye ve yardım çıkacaksa, ondan çıkacak. Peki ikinci adam kim? Şenez Erzik! Ama 'vatandaşlık' durumundan ötürü bugün Aydınlar'ın karşısına o değil, genel sekreter oturacak.
** UEFA'nın diyeceğinin belli olduğu belirtiliyor; "Şikeye karşı sıfır tölerans tavrımız sürüyor" Ancak UEFA demek, kulis-ilişki demektir. Burada gündeme yine Fenerbahçe'nin açtığı davalar gelecek. UEFA'yı avucunun içi gibi bilen 'bazı kaynaklara' göre Fenerbahçe'nin CAS'taki davasının yanı sıra Aziz Yıldırım'ın Platini'ye açtığı davaları geri çekmesi bir kez daha istenecek.
** Davalar çekilirse, Fenerbahçe düşürülmedi diye UEFA tüm takımlarımıza ceza vermekten vazgeçer mi? Evet, ihtimal var. Ama maalesef yüzde 1!
** "O zaman niye çeksinler ki?" diyorsunuz. Kendi görüşüm olarak değil, 'uzmanların' ifadesiyle açıklayayım: "Fenerbahçe veya Türkiye, örneğin 3 yıl ceza alacaksa, bu davalar çekilmediği için 5 yıl ceza alabilir. Ardından adım adım gidilir. Önce kulüpler sonra milli takım men edilir!"
** Bu kararı kim alır? UEFA Disiplin Komitesi ilk cezayı verir. Sonra İcra Kurulu topu alır. Orasının başkanı Avusturyalı. Üyeler ise Danimarka, Macaristan, İspanya ve İsviçre'den. İşte ekstra cezayı bu kurul verir. Yani cezalar katlanır.
** Kafanızda şimdi de şu soru oluştu: "Yahu kardeşim, bu umutsuz yolda niye gidiliyor öyleyse?" Cevabı basit, para para para.. Ama ne oldu, "Fenerbahçesiz bir lig kime ne kazandırır" söylemi Galatasaray başkanını rest çekmeye sürükledi. "Peki ya biz sistemin dışında kalırsak, o zaman ne yaparlar" dedi.
** Tüm bu gelişmelerin ardından geriye iki yol kalacak. Ya UEFA'ya boyun eğilecek ve 58 aynen işletilecek.Ya da "Biz 3-5 sene kendi aramızda oynarız, ama kimseyi de Süper Lig'in dışında bırakmayız" denecek.
** Gökten 3 elma düşmezse, Platini'nin dedeleri Türk çıkmazsa, uzayda hayat olduğu ortaya çıkıp da gündem geriye dönülmeyecek şekilde değişmezse, aynen böyle olacak..
TUZLAMA
Pazartesi gecesiydi. İstanbul'un beyaz esareti yaşadığı anlar.. Halıcıoğlu yokuşundan iniyorum. Sürücüler hayli dikkatli. Çoğu dörtlüleriyle seyrediyor. Ben de bu büyük dikkati "Keşke hep öyle olsak" bakışlarıyla seyrediyorum!
Esaretin, keyfe dönüştüğü anlardayım yani..
Ben de tüm şeritler böyle güvenli olunca sola geçtim. Metrobüs yolunun komşu şeritine..
Önümdeki araçlar bir beyaz ışık huzmesinin içinden geçiyor. Kar desem, değil. Havada o anda tanesi yok. Zaten bu 'kar' yukarıdan değil sol yandan yağıyor! Tabi tüm bu düşünce trafiği saniyelik. Bir anda kendimi içinde buluveriyorum.
O da ne; bir çatırtı bir gürültü! Sol yanımdan taş yağıyor sanki.
Meğer metrobüs yolunu tuzluyormuş şöför bey. Bu arada vananın ayarını kaçırmış olmalı ki, bizi de tuzluyor. Yanlış anlaşılmasın, E-5'i değil, araçları tuzluyor. Üstelik direk üzerinize doğru geliyor.
O anda kaza yapsan kime anlatırsın?
Dönsen, hesap sorsan "Trafik magandası" olursun.
Sussan, gönül razı gelmez.
Tuzlandığımızla kaldık yani..
Neyse bir daha ki kışa kadar kokmam artık!