23 Ocak 2012 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt

DDK da suya sabuna dokun(a)madı!

9 Kasım'da bu köşede, "DDK'nın Dink raporu ve her yol MGK'ya çıkar" başlığı ile Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun hazırlamakta olduğu 'Dink Raporu' hakkındaki kulisleri ve gelişmeleri yazmıştım.
O yazıda DDK'nın yüzeysel bir raporla 'ezber tekrarı yaptığını' ve 'esas adrese bakma eğiliminde olmadığını' anlatmıştım.
Gelişmeler duyumlarımı doğru çıkardı.
Oysa ki mahkemenin adeta herkesle alay edercesine verdiği 'Örgüt yoktur' kararından sonra o çalışma daha da anlamlı hale gelmişti.
Fakat DDK cephesinden de iyi haberler gelmiyor.
Önceki gün Star'da manşetten verilen habere göre DDK raporu bitmek üzere. 'DDK'dan şok rapor' başlığı ile verilen haberin içeriğine bakarsak dağ fare doğuracak.
İddiaya göre DDK, cinayet sonrası bazı evrakların tahrif edildiği, bazı kamu görevlilerinin ise 'kasıtlı' veya 'kasıtsız' ihmali bulunduğunu tespit etmiş.
İçeriğe geçmeden önce usule ilişkin bir hatırlatma yapmak şart.
Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun hazırladığı ve içerik itibariyle baştan sonra 'yanlı' olan raporu Başbakan'a sunulmadan önce sızdırılmıştı. Oluşan kamuoyu baskısı nedeniyle de rapor tartışılamadan imzadan geçmişti.
Zaten istenen de buydu ve başarıldı.
Geçtiğimiz kasım ayında Gül'e, Londra Mandarin Oteli'nin lobisinde yaptığımız sohbette "Dink raporu Yazıcıoğlu olayında olduğu gibi tıkanıklığı aşabilir mi? Ezber bozma ihtimali var mı" diye sorduğumda usul olarak kendisinin 'DDK'ya müdahale etmediğini', çalışmalarını özgürce yapabilmeleri için 'her türlü desteği verdiğini', raporun da bitince kendisine sunulacağını söylemişti.
Yani içerik hakkında bilgisi yoktu.

15 kişi 1 yıl boyunca bunun için mi çalıştı?

Gelelim raporun içeriğindeki garipliğe!
Eğer DDK, 15 kişi ile 1 yılı aşkın süredir çalışıyor ve sadece 'cinayetteki ihmalleri' ve 'tahrif edilen belgeleri' buluyorsa bize de 'günaydın' demek düşer.
Bu sonuca ulaşmak için aslında bu kadar çalışmaya da gerek yoktu!
Çünkü bazı çevreler cinayetin hazırlık sürecini, perde gerisindeki organizatörleri ve esas kurumu saklamak için ilgisiz kişiler üzerinden operasyon yürüttüler. Bu amaca yönelik hazırlanmış kitaplar da var.
Birinin üzerine DDK raporu yazsanız yeterli olurdu!
Oysa DDK'dan beklenen 'gerçek bir soruşturma' ile bu 'cinayetin arkasındaki mekanizmayı' ortaya çıkarmasıydı. Çünkü Türkiye'de DDK kadar geniş yetkiyle ve Cumhurbaşkanı Gül'ün bizzat desteğiyle hareket edebilen ikinci bir kurum yok.
Hem kitapta hem de bu köşede defalarca yazdım yine iddia ediyorum.
Dink cinayetini ve ardındaki örgütü çözmek için 2003'ten itibaren yaşananlara farklı bir cepheden bakmak ve özellikle de MGK'nın üzerinde durmak gerekiyor.
Çünkü bu ülkede bazı husumetler, büyük projeler devlet eliyle üretilir.
MGK'nın 2003 başı itibariyle bir avuç misyoneri nasıl hedefe koyduğunu, sanal korkularla Türkiye'nin her yerinde Ogün Samastlar'ın yetiştirilmesine zemin hazırladığını detayıyla 'Bi Ermeni Var'da anlatmış, hatta gizli belgelerini de yayınlamıştım.
Eğer elindeki kadro ve geniş yetkiye rağmen hazırlanan rapor 'ezberlerin tekrarı' şeklinde olacaksa Dink bir kez daha vurulacak demektir.
Ankara'nın belli kurumlarında "Ortam zaten çok gergin, devlet kurumlarını yıpratmayalım, kamuoyunun gazını alacak bir formülle işi bağlayalım" gibisinden düşünenler olabilir.
Fakat Gül'ün öyle düşünmediğini açıklamalarından biliyoruz.
Peki ama hangi mekanizma DDK'yı bile 'tuğlayı çekmekten' alıkoyuyor?
Biliyoruz ki istendiği zaman sonuç alabilen bir kurul.
Nitekim Yazıcıoğlu dosyasında bir DDK üyesinin 156 Jandarma kayıtlarını bizzat ve günlerce dinleyerek ipucu aradığı biliniyor.
Fakat aynı hassasiyet Dink konusunda olmadı.
Belli ki DDK 'husumeti üreten kurum' ve 'uygulayıcılarına' bakma konusunda isteksiz. Yani mahkemeden sonra DDK da 'fare doğurma' eğiliminde.





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (7 yorum)
"mgk'nın 2003 başı itibariyle bir avuç misyoneri nasıl hedefe koyduğunu" iyi işte o tarihte mgk'da olanların tekmili hapiste.pekii sivilleri niye tepesinde milletin.o zaman mgk'da ne yapıyorlardı bunlar.sakın mgk'ya başkanlık,bop'a eşbaşkanlık yapıyor olmasınlar.bu yapılanlar bop'un gereği zaten.
gakkom - 12:01 / 2012.01.26
askeri kurumlar ile yargı organlarının faaliyetleri ddk'nın görev ve yetki alanının dışında kalıyor. ddk'nın raporu söylediğiniz gibi ise; "acaba, durum yetkisizlikten kaynaklanıyor olabilir mi?" diye düşündüm bir an !!
birisi - 20:23 / 2012.01.23
bu ulkenin uzerijdeki kara bulutlarin dagilacagina inanmiyorum.cunku delillere ragmen son kararda hersey bu cinayetleri isleyen karanlik orgutlerin lehinde oldu.
aa - 13:55 / 2012.01.23
akp ile dünkü düşmanları aynı şarkıyı söylemeye başladı. özellikle siyasal iktidarın partner değiştirme dönemleri kolay zamanlar değildir. bu süreçte çok harala gürele çıkar bu nedenle de 2012 çok kolay geçecek gibi görünmüyor. 3) dış politikada ortalık iç dengelerden daha karışık durumda. iran bütün maharetiyle acem oyunu oynamaya devam ediyor. düne kadar uyumakta olan birtakım örgütler adeta kulaklarına sur üflenmiş gibi teker teker uyanmaya ve bildiriler yayınlamaya başladı.
basından - 11:02 / 2012.01.23
2) akp partner değiştirme sürecine girmiş gibi görünüyor. daha düne kadar akp’ye küfreden adamları akp’nin iktidar sahipleriyle aynı karede daha sık görmeye başladık. candaş medya artık “onu at beni al” mesajlarıyla akp’ye sağdan yaklaşıyor ve akp de bu zarfı boş göndermiyor. dikkat ediniz akp’ye yönelik dost acı söyler eleştirileri son dönemlerde hep “yandaş” kategorisine konan medya organlarından gelmeye başladı. hatta bu eleştirileri nedeniyle işini kaybedenler oldu.
basından - 11:02 / 2012.01.23
bilgi ve liyakatin yerini yalakalığın, hakkaniyetin yerini kayırmacılığın, vefanın yerini nankörlüğün aldığı bir yönetim anlayışından umutlu olmak için saf olmak gerekiyor. dahası, akp iktidarında hemen her adım artık 2014 planlarına göre atılmaya başlandı. parti içindeki üç ekip kendi adamlarının başbakan olması için kıyasıya çalışma yapıyor. dolayısıyla artık tayyip erdoğan’ın akp’si için “topal ördek” demek yanlış olmaz. bu durumda akp’den reformcu ajandayı bir kenara bırakın ülkenin normal gidişatına müdahale etmesini beklemek bile iyimserlik olur.
basından - 11:01 / 2012.01.23
akp yüzde 50 oy alıp yeni anayasa vaadiyle yeniden iktidara gelince hem ülkenin geleceği için beklentiler yükselmiş hem de sistemin dönüşeceğine ilişkin umutlar artmıştı. ancak seçimden sonraki sürece bakıldığında ülkenin yakın vadede geleceğini bir kenara bırakın 2012 yılını kazasız belasız atlatsak diye düşünmeden edemiyor insan. bu kadar karamsar olmak için ne gibi sebepler var? 1) akp hükümeti gittikçe tabanıyla çelişen ve kendi etrafına doluşmuş yalakalardan oluşan bir kesimden başka kimseyi dinlemiyor
basından - 11:01 / 2012.01.23



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.