Ne kadar anlamlı bir ifade...
Ne kadar derin bir cümle...
Sevginin ve acının ne müthiş bir tarifi...
Gül Sunal, kıymetli kocası, çocuklarının babası, aşkı, ışığı, her şeyi Kemal Sunal'ı kaybedeli 12 yıl oldu.
Türk halkının çok sevdiği ünlü oyuncu, sıcak, nemli bir İstanbul sabahı hepimizi şaşırtarak sonsuz yolculuğa çıktı...
Güldüren, kahkaha attıran büyük sanatçı bu defa ağlatmıştı milyonları.
Gül Sunal, büyük acısı ve iki evladıyla baş başa kaldı.
Zaten hepimizin yaşamı, 'Bir varmış, bir yokmuş' diye başlayan masallardaki gibi değil midir özünde?
'Bir varmış' ile 'Bir yokmuş'un arasında geçen zaman değişir sadece hepimiz için...
Bu bazısı için 24 saattir, bazısı için 10 yıl, kimi için 100 sene ya da bir başka süre...
Herkesin nefes alıp vereceği zamanı ve rol alacağı senaryoyu ise 'Yaradan' belirler.
Gün gelir, senaryo tükenir.
Geride kalanlar, kendileri için yazılanı oynamaya devam ederler.
Kızı Ezo, geçen sene nişan atmıştı
Zaten hayatın yükünü omuzlamaktan başka da çare yoktur, onlar için.
Gül Sunal da öyle yaptı, 'Kemal'inden sonra.
Ailesini maddi ve manevi sırtladı...
Çok sevdiği oğlu geçen yaz evlendiğinde ne kadar mutlu olmuştu hatırlıyorum da...
Kızı Ezo, kısa bir süre önce, nikâha sadece 5 gün kala nişan atmıştı.
Şaşırmış, çok üzülmüştü.
O yüzden, oğlunun mürüvvetini görebilmek çok önemliydi Gül Ana için...
Gökçe'yi de öz kızı kadar seviyordu...
Ama şimdi, oğlu ile gelini boşanma kararı almışlardı...
Oysa, 'babaanne' olmayı, torun sevmeyi ne kadar çok istiyordu.
Boşanacaklarını, gazetelerden öğrendi.
Çok şaşırdı, çok üzüldü; oğlunu aradı.
Ali Sunal yazılanları doğrulayınca yıkıldı.
Gazeteciler dün Gül Sunal'ı arayıp, düşüncelerini öğrenmek istediler...
Üzüntüsü büyüktü ama ne diyebilirdi ki...
En güzelini söyledi:
"Kemal'siz bir hayatı yaşayabiliyorsam, bunları yaşamak bana daha kolay gelir."
iyi günde kötü günde lafı tarihe mi karıştı.biraz sabrtselerdi.herkes neler çekiyor.herzaman dizi olcak diye bir şey yok.katılmıyorum.