Bizim gazetede Okan Işık yazdı.
Sedef Avcı yakın arkadaş Ahu Yağtu'nun nikâhına gitmeyecekmiş. Çünkü damat Cem Yılmaz'ın eski sevgilisi Cansu Dere'ye saygısı varmış. Olabilir ama biz fotoğrafın geneline bakalım. Hadi onları da bu fotoğrafın dışına çıkarıp daha rahat konuşalım. Ama genel görüntü Sedef Avcı'nın tam tersini gösteriyor. Bin yıllık bir ülkenin tüm ahlaki değer yargılarının yıkıldığını gösteriyor. "Avrupalı olacağım" derken dejenere olan insanlar kümesi...
"Vay be, bu zamanda, bu karakterde ne kadar ince düşünceli kızlarımız var" diyemiyorum. Tam tersi, "Hadi ya, kimi uyutuyorsunuz. Kimin eli kimin cebinde, belli değil. Her dizide veya filmde başka bir sevgili olmuyor mu? Şimdi kim kimin sevgilisi, önce kim kimle birlikteydi" aklında tutana helal olsun. En çok da şuna sinir oluyorum. Akşam bara biriyle giriyorsunuz, sabah başka bir delikanlı ile çıkıyorsunuz. İçeride ne oluyorsa artık. Bir aşk bitiyor, hemen diğeri başlıyor, diye düşünüyorum.
Damat olmaya hazırlanan Cem Yılmaz bana hak verecektir mutlaka. Çok kişi, arkadaşının eski sevgilisiyle beraber değil mi?
İmparator markasını çiziyor
İbrahim Tatlıses'in ticari konularda Erol Köse hakkında böyle konuşması ve kameralar karşısında ağlamasına çok üzüldüm. Bir zamanların 'İmparator'u bu duruma asla düşmemeli... Hele hele Erol'un verdiği o yanıtı okuyunca resmen şoke oldum. Neyse ki medya yanıta fazla yüz vermedi. Türk halkı Tatlıses'in bu durumuna üzülüyor. Bir an önce iyileşip işinin başına dönmesini bekliyor. Tatlıses ise hâlâ kendisiyle kavga ediyor. Erol'un şu sözlerine bakın, bana hak vereceksiniz; makaslayarak aktarıyorum.
"Tatlıses hepimizin sevdiği bir türkücü. Ancak, Derya Tuna ve Asena'nın vurulmasından sonra halktan alerji gelmişti. Kadına şiddetin timsali olmuştu. Devamında kumar tutkusu ve yanlış yatırımlarla piyasaya 12 trilyon borçlanmıştı. Ve onlarca çete davasından yargıdaydı. Tek tarafı felçli ve düşünsel muhakeme kabiliyeti bozuldu. Hafızası gitti. 2010'da kendi açtığım mahkemenin icrasını yaşamıştı. Ve o şirketle alakam kalmamıştı. Ama o bunu 2011 olarak hatırladı. Aniden evlenmesi, her gün kebapçıda ağlaya sızlaya demeç vermesi karizmasını yerle bir ediyor. Yaşadıkları diline vurdu. İftira ve hakaretlere başladı. Ben doktor olduğumdan, yatarak psikiyatrik tedavi görmesini öneriyorum. Malul gazi çolak halini kameralara gösterip markasını düşünmeyen bir insan ruhen rahatsızdır. Ve yatmalıdır, iyileşene kadar da susmalıdır. Köşesinde dinlenmelidir. Ona buna trilyon borç takıp 'Ben vuruldum icra koymayın' demek komiktir. Zaten de asılsızdır. Tatlıses'i şimdilik affediyoruz ve diyoruz ki, yıllarca harem kurdun, sus be ağabeycim. İyileş de şarkını söyle. Senin sırların bizimle mezara gider merak etme. Panik olma, anladın sen... Hadi şimdilik selametle..."
Kadir böyle ise, Kıvanç intihar etmeli
Ali Erkazan, Ankara Sanat Tiyatrosu ekolünden geliyor. Dört dörtlük aktör. Bunu anlayan herkes kabul eder. Ayrıca yürekli bir adam. Delikanlı ruhu hep yaşıyor. Kadir İnanır için "Adam duvara, karısına, çocuğuna, masaya aynı bakıyor" demiş. Yani kibarca dalga geçmiş. Ali Erkazan, şayet Kadir İnanır için böyle diyorsa, Kıvanç Tatlıtuğ hakkında ne düşünüyordur? Bir de onu açıklasa ya... Galiba TV'lerde hiç dizi izlemeye tahammül edemiyordur. Türk filmi izliyor mu bilmiyorum. Cihangir cafelerinden toplanan ve bir günde oyuncu yapılan delikanlılara tahammül edebileceğini hiç sanmıyorum...
birde eden geçte olsa katlamalı ettigini bulur...
hay agzına kalemine sağlık...bencede çıkıp ağlamasın...