10 yıl falan oluyor.
Can Ataklı, Habertürk'te akşam kuşağını sunuyor.
Bir akşam Erman Toroğlu'nu konuk etmek istedi.
Toroğlu o dönem, Show TV'de Şansal Büyüka ile spor programı yapıyor. Başka kanalda spor konuşması yasak, sözleşmesi öyle.
Zaten Can Ataklı da spor konuşmak için çağırmadı Toroğlu'nu. Amacı, onun çok iyi bildiği zerzevat, yani sebze meyve üzerine muhabbet etmek.
İzinler alındı. Erman Toroğlu stüdyoya geldi.
Can Ataklı, masanın üzerine bilumum sebze meyveyi sıraladı, tek tek eline alıp sordu, Erman Hoca cevap verdi. Müthiş keyifli bir program çıktı.
Kamuoyu da, böylece onun farklı bir yönünü keşfetmiş oldu.
Zira Toroğlu, uzun yıllar Çukurova'daki hallerde kabzımallık yaptı. "Yaş meyve-sebze aracısı" diyelim. Zerzevattan iyi anlar.
Geçen bizim Mehmet Soykan, BUGÜN TV'de "Şefin Mutfağı"na çıkardı Hoca'yı...
Yine çok keyifli bir program oldu. Yazının buradan sonrasını Erman Hoca'ya bırakıyorum. Bakın neler söyledi:
Harika tüyolar
Pastırmayla sucuğu yumurta ile yapacaksan eğer, mutlak surette önce biraz suda haşlayacaksın. Kuruluğunu alacaksın. Öbür türlü pastırmayla sucuğa direk yumurtayı kırarsan takır takır bir malzeme çıkar. Biraz suda fokurdatmak gerek, suyu çekerken yağını da veriyor tabii.
Yurtiçinde veya yurtdışında restoran bakıyorsun, yemek yemek için... Önce, hangi restoran hareketli ona bakacaksın. Müşteri girip çıkıyorsa o restoran kesin iyidir. Sirkülasyon önemli.
Restoranda zorlanıyorsan, kime soracaksın?
Kesinlikle ince bir bayana, ince bir adama sormayacaksın. Hafif göbekli, biraz semiz, baba adamlara soracaksın. İnce adam anlamaz, ona sorsan sebzeye gönderir seni. Hoş, sebzeyi de anlamıyorum ben. Diyorlar ki, sebze yersen kilo almazsın. İnek de sebze yiyor, kilolu.
Narlı bonfile yemem!
Bir de yediğim şeyi bilmeliyim. Modern aşçılık çıktı şimdi. Yeni bazı numaralar var. Bonfile yiyorsun, içi narlı limonlu. Yahu arkadaş nar mı yiyeceksin, bonfile mi? Adam gibi et yiyeyim, tamam mı?
Yenilecek en iyi et kuzu eti. Danalarda bozukluk var. Gidiyorum Anadolu'ya döner yiyorum, et kekik kokuyor. Geliyorum Ankara'ya, İzmir'e, İstanbul'a... Et saman gibi. Yiyorum, çiğniyorum... Geviş getiriyorum neredeyse... Tadı yok, besleme!
Şu an ticaret yapmak istesem, et üzerine yaparım. Hayvan yetiştiririm. Devlet, inanılmaz derecede teşvik veriyor. Bence sıfır tehlike. Mutlak kazanırsın. Seveceksin ve işin başında olacaksın.
Yazın yazlık gıdaları yiyeceksin, kışın kışlık gıdaları... Kusura bakmasınlar, kışın ben domates yemiyorum. Domatesi kesiyorsun, su gibi akıyor. Portakal suyu içecekseniz, presten içmeyin. Makinede renklendiriliyor, sonra mumlanıyor. Preste sıkarsanız, bunlar suyuna karışıyor. Elde sıkmak gerek.
Elmanın kurtlusunu yerim. Çünkü kurt ilaçlı elmaya gelmez. Elmayı yıkayın, ısırarak yiyin. Isırarak yiyenlerin diş çürüğü ve dişeti sorunu olmuyor. Çünkü elma masaj yapıyor.