Siyasi partilerin kurultayları, ister olağan olsun ister olağanüstü, isterse tüzük kurultayı, hepsinin demokratik sürecin bir parçası olarak anlamlı olduğunu göz ardı etmeksizin değerlendirdiğimizde, meselenin kurultaydan ziyade siyasal istikrarsızlıkla ilgili olduğu görülebilir.
Buradaki siyasal istikrar probleminin bir boyutunun parti içindeki gruplaşmalara, alışılmış söyleyişiyle hiziplere, diğer boyutunun partinin örgütsel yapısıyla ideolojik yapısı arasındaki sorunlara, üçüncüsünün ise ideoloji ve siyaset felsefesine dayalı olduğu söylenebilir.
Hizipten tüzüğe
Cumhuriyet Halk Partisi, temelde sosyal demokrat iddiaları olan bir parti olarak siyaset yapmayı tercihte devam edecekse, sorunun çözümü konusunda neler yapılması gerektiği iyi kötü tahmin edilebilir. Mesela Sosyalist Enternasyonal üyesi olan CHP'nin sosyal demokrasinin evrensel ideolojik tezlerini benimsemesi, bu tezlere uygun bir örgütsel yapıya kavuşturulması, partinin öncelikli meselesi haline gelecektir.
Elbette ki, burada da çok ciddi problemler söz konusu olacaktır. Bunlar arasında, sosyal demokrat ideolojide karşılaşılan yenilenme sorunları, sosyal demokrat bir ideolojiyle CHP'nin tarihsel kimliği arasındaki problemler, örgüt yapısındaki farklı anlayışlardaki siyasal grupların dönüştürülmesi, her biri tek başına bile ele alındığında dahi kolay olmayan birçok meseleden söz edilebilir.
Kısaca CHP'nin evrensel sosyal demokrasiye yönelmesi konusunda da kararlı bir tavır ortaya koyması tek başına yeterli olmayacaktır. Hatta sosyal demokrat ideolojilerin 21. yüzyılın başında daha fazla hissetmeye başladıkları "yeni birey, yeni toplum, yeni ekonomi" konusundaki tartışmalar, henüz nasıl sosyal demokrat bir gelecek öngördüğü hususunda bir program, bir ideolojik çerçeveye sahip olmadığı için, bu kararlı tercihin de çok kestirme bir çözüm yolu olmayacağı görülmektedir.
Şu anda CHP'nin bu tür teorik açılım arayışlarından uzak, parti içi gruplaşmaların yarattığı gerilimler ve kurultaylarla meşgul olduğunu söyleyerek, buradan ne çıkacağını merak edenlere şu cevabın verilebileceğini düşünüyorum. CHP'yi toparlayacak, etkili bir ana muhalefet partisi haline getirecek, hatta muhalefetteki etkinliğiyle Türkiye için bir alternatif olma yoluna sokacak gelişmeler, bu iç çatışmaların yarattığı gerilimden çıkmayacaktır.
Sosyal demokrat gelecek
CHP ne kadar kaçarsa kaçsın, ne kadar uzak durursa dursun, esas değişime, yani ideoloji, sosyal demokrat program, parti örgütlenmesi ve siyasi kimliğini yenilemeye cesaret edinceye kadar, bu sürtüşmelerin ne içinden çıkabilir ne de parti içi tartışmalar ve çekişmelerin, yeni kurultayların sonu gelir.
İdeolojilerin sadece siyasal partilerin faaliyetlerini belirleyen çerçeveler değil, onları toplumun muhtelif katlarıyla bütünleştiren, söylem geliştirmelerine imkân veren ve siyasal üretkenliklerini artıran bir yapısı vardır.
CHP, örgüt yapısı içerisinde ve tarihsel geleneğin bir parçası olarak uzandığı toplumsal çevrelerde, bürokratik militer gelenekle güçlü bağlara sahiptir, partinin siyaset yapmaktaki zorluğu, bahsedilen toplumsal temellerin partinin yenilik yaratma gücünü sınırlamasıyla da ilgilidir. Parti yapısı içindeki tutucu anlayışın devam etmesi, CHP'yi siyaset sahnesinde etkisiz bir konuma mahkûm etmeye devam edecektir. O halde sorun tüzük kurultaylarıyla, parti içi demokratik zeminleri güçlendirmekle çözülemez. Esas gerekli olan, değişimin partinin ideolojik ve politik programından geçtiğini unutmamaktır.
sizin de belirttiğiniz gibi esas sorun ideolojik. sosyal demokrasi mi, kemalizm mi?
chp nin gerçek sosyal demokrat kimliğine kavuşması; ülkedeki muhalefet sorununun ve iktidarın rakipsizliği durumunun çaresi olduğu gerçektir.