04 Şubat 2012 Cumartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Erhan BAŞYURT
Erhan BAŞYURT
ebasyurt@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Basın özgürlüğü suça kılıf yapılmasın

Türkiye, Ergenekon tipi derin yapılar ve darbecilerle hukuk önünde yüzleştikçe, birileri "surda gedik açma" sevdasıyla sürekli bahane üretiyor.
Her operasyon dalgasında "itibarsızlaştırma" çabası, yargıyı "yıpratma ve tarafmış" gibi gösterme gayretleri öne çıkıyor.
"Muhalif gazeteciler tutuklanarak susturuluyor" kampanyası da bu girişimlerden farklı durmuyor.
İfade hürriyetinin gerçek manada ihlal edildiği davalarda susanlar, "ötekileştirdikleri" gazeteciler için linç kampanyalarına alkış tutanlar, şimdi "gazeteciler tutuklanıyor" diyerek Türkiye'yi uluslararası alanda zora sokmaya çalışıyorlar.
Hedef belli.
Terör örgütleri, darbeciler ve derin yapılar tarafından "psikolojik harekât" için kullanılan isimleri kurtarmak!
Bir kısmı aynı rolü geçmişte oynadığı için "soruşturma kendilerine de uzanabilir" kaygısıyla, bir kısmı da "yoldaşlık bağıyla" bunu yapıyor.
Sanki gazeteciler meslek dışı suç işleyemezmiş gibi...

İngiltere neden eleştirilmiyor?

Siz hiç "İngiltere'de basın özgürlüğü ihlal ediliyor. Gazeteciler tutuklanıyor" diye kendini paralayan İngiliz gazeteci gördünüz mü?
Oysa 168 yıllık News of World gazetesi geçtiğimiz yıl, tazminat kararları ve açılan ceza davaları nedeniyle kapısına kilit vurdu.
Eski ve yeni yayın yönetmenleriyle, 8 önde gelen editörü tutuklandı.
Ünlü medya devi Murdoch'a ait olan gazetenin birçok elemanı da tutuksuz yargılanıyor.
Suçları, "basın özgürlüğünü özel hayatları ihlal etmekte kullanmak, telefonları dinletmek, polise rüşvet vermek..."
İngiliz basın örgütleri ve akademisyenleri, milyonun üzerinde satış rakamlarına ulaşan gazete için, "mesleki çürüme", "basın özgürlüğünü suça alet etmek" gibi tartışmalar yürütüyor.
Kimse de çıkıp, "11 önde gelen gazeteci tutuklandı. Aralarında Cameron'un basın sözcüsü de var. Özgür basın susturuluyor" demiyor.
Her nedense, iş Türkiye'ye gelince durum değişiyor.

Başbakan püf noktasını açıkladı

İşin sırrını Başbakan Erdoğan salı günkü grup toplantısında ifade etti.
"Tutuklu gazetecileri bahane edip Avrupa'da (ve ABD'de) Türkiye'yi (ve hükümeti) karalayan gazeteciler ve siyasetçiler var."
Sırf bu amaç için yurtdışı gezilerine çıkan gazeteciler olduğu bile söyleniyor.
Başbakan dile getirmemiş ama yabancı gazetelerin Türkiye temsilcisi bazı ulusalcı Türk gazetecileri de bu listeye eklemek lazım.
Yazılarını okuduğunuzda "Çarpıtma ancak bu kadar olabilir" diyorsunuz.
"İsrail'de tutuklu gazeteci yok" yalanını bile söylemekte beis görmüyorlar.
Bu tür yazılardan birisine gazeteci Etyen Mahçupyan dayanamayıp dün Today's Zaman'da cevap vermiş.
Ece Temelkuran'ın Guardian'da yayınlanan "Türk gazeteciler çok korkuyorlar ama bu korkuya karşı savaşmalıyız" başlıklı yazısına Mahçupyan'ın çarpıcı değerlendirmeleri şöyle:

Mahçupyan'ın Temelkuran'a cevabı

"Temelkuran'ın Habertürk gazetesinden çıkarılması, meğerse hükümetin Hrant'ın öldürülmesine kadar geri giden baskı stratejisinin sonucuymuş. Anlaşılan aslında Hrant'ın üzerine gidilmesinin ve katledilmesinin ardındaki esas irade hükümete aitmiş.
Ergenekon'u bir 'iddia' olarak sunarak aslında söz konusu 'kaos yaratma ve darbe zemini oluşturma' iddiasının gerçek dışı olduğunu ima etmeye çalışıyor.
Kısacası Temelkuran aslında bilinen ulusalcı önermenin içinden konuşuyor ve ideolojik olarak Ergenekon dünyasından pek de uzak olmadığını bizlere hatırlatıyor.
Temelkuran, Hrant'ın ölümünün perde arkasının sanki sadece bu iki gazeteci (Nedim Şener ve Ahmet Şık) tarafından araştırıldığını ima ediyor. Bunun yanlışlığı bir yana, Şener'in kitabı polisteki bilgileri açığa çıkarma açısından yararlı olmakla birlikte, siyaseten askeri kollamayı da hedefliyor izlenimi vermekte.
Şık'ın kitabının ise bu konuyla hiçbir ilgisi olmadığı gibi Gülen hareketinin devlete nüfuz etmiş olduğunu kanıtlamak üzere kaleme alınmış.
Ayrıca Şener yazmış olduğu değil, Hanefi Avcı adına yazılmış olan bir başka kitapla ilgili olarak suçlanıyor.
Sorun şu ki; her iki kişinin de yazarlık eylemleri Ergenekon çevrelerinin çıkarına uygun gözüküyor ve gerçeği henüz bilmiyoruz."
Biraz uzunca bu alıntı, içeriden karalama kampanyasının boyutlarının nerelere vardığını sıcak bir tartışma olarak özetliyor.
Ergenekon'un öldürttüğü Dink'i Ergenekon sanıklarını kurtarmak için kullanmaya çalışmak ya da AK Parti düşmanlığını Türkiye nefretine dönüştürmek...

Medya 'yumuşak karın' olmamalı

İfade özgürlüğü ve basın hürriyetini savunmak başka şey, onları suça kılıf haline getirmek başka şeydir.
Şayet terör örgütlerine rahat faaliyet gösterebilecekleri böyle bir "yumuşak karın" oluşturulursa, onlar da medyayı istismar eder ve o kimlik altında faaliyet yürütürler.
Amerika'da El Kaide adına hiçbir gazeteci veya yazar propaganda yapabilir mi? El Kaide'nin talimatıyla ve takviyesinde kitap yazabilir mi? Eylem talimatlarını taşıyabilir mi?
Basın hür olmalı ama "psikolojik harekât" üssü de olmamalı.
Bunun nelere mal olduğunu demokrasi tarihimizde sıkça gördük.
"Gazeteci hiç darbeye alet olur mu" diyorsanız, sizlere tavsiyem Hasan Cemal'in "Kimse Kızmasın Ben Kendimi Yazdım" kitabını okumanız.
Basın faaliyetiyle ilgisiz suçları basın özgürlüğü kapsamında savunmak, ülkeye de, mesleğin itibarına da, medyaya da zarar veriyor.




Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (5 yorum)
erhan bey dink davasının tartışmalı ismi ramazan akyürek teftiş kurulu başkanlığına terfi ettirldi(dink cinayetinde trabzon emniyet müdürüydü)
yorgun demokrat - 19:58 / 2012.02.04
sağolun,varolun.mükemmel bir yorum.sizleri gördükçe umutlanıyoruz.allahü teala sayınızı artırsın.artık "mızrak çuvala sığmıyor".
Dertli gönül - 16:51 / 2012.02.04
ergenekon ve askeri vesayeti bitirme de gelinen noktaya en büyük darbeyi "dindar gençlik yetiştireceğiz" söylemiyle sn. erdoğan vurdu. %50 oy solcusuyla, demokratıyla sağcısıyla bu vesayete karşı duruş için verildi. dindar gençlik söylemiyle kendisine olan desteği azalttı. kösteğini kendisi yarattı.
kemal - 13:47 / 2012.02.04
isteyen vatan hainlerine karsı,soykırımı iddilarında ki gibi,sessiz kalmamalıyız.ceplerinden sahte gazeteci kimlikleri cıkanların,terörist faaliyetlerinde bulunduklarını sahitli ıspatlı anlatmalıyız dünya'ya.ermeni soykırımı konusunda,sütten agzımız yandı yogurdu üfleyelim.savunmada cılız kalmayalım
KIRGIN-2 - 11:30 / 2012.02.04
1915 olaylarında ermenilerin dayattıgı"sokırım iddia'larına karsı,(ellerimizde diaspora'yı cürüten belgelerimiz varken bile)gösterdigimiz cılız,pısırık siyasetten dolayı,soykırımı kabullenmis gibi sonuc vardır ortada.türkiye'de basın özgürlügü yoktur diye,ülkemizi uluslar alan zor duruma düsürmek>>>
KIRGIN-1 - 11:21 / 2012.02.04



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.