Reytinglerde, çok satanlar listesinde görmezsiniz ama Risale-i Nur Külliyatı Türkiye'de en çok satılan eserlerdendir.
Osmanlı Türkçesi ile günümüzde anlaşılması zor olan bir dille yazılmış olmasına rağmen yine de en çok satan eserlerdendir.
Çok satılıyor olması onun yeni nesiller tarafından anlaşılır şekilde okunduğu anlamına gelmiyor.
Çünkü Osmanlı Türkçesi ile yazıldığı için okunması ve anlaşılması için çok özel çaba ve zaman harcanması gerekiyor.
Bugünün gençleri ise ağdalı bir Osmanlı Türkçesi ile yazılan bu kitaplarla bir şekilde tanıştıktan sonra lisanından dolayı bu kitapları anlaşılmaz bulup okumaktan imtina ediyorlar.
Ben gençken bu eserleri okudum hâlâ da okuyorum. Ama nasıl? Tabii ki Osmanlıca-Türkçe sözlükle... Bu da gerçekten ciddi bir çaba ve zaman gerektiriyor.
Değilse anlaşılması mümkün değil.
Her eser anlaşılmak ister. Onun için bir dilden bir başka dile tercüme edilir. Tercüme konusu hiçbir zaman bir eserin orijinali ile aynı olmaz. Daha doğrusu bir dilden bir başka dile yüzde yüz tercüme mümkün değildir.
İyi de böyle olduğu için başka lisanlarda yazılmış kitapları okumayalım mı, onlardan uzak mı duralım?
Kutsal kitabımız Kur'an Arapça.
Çoğumuz Arapça bilmiyoruz.
Ne olacak, Kutsal Kitabımız'ı okumayacak mıyız?
Arapça bilenler de o lisanın inceliklerini ve Kuran'ı anlayacak kadar bilmiyorlar.
Böyle durumlarda hayattan yardım almak gerek.
Kur'an okumak, anlamak isteyen herkese Arapça önerilir, tavsiye edilir ama herkesin öğrenmesi mümkün değil ki... Bir eserin aslı ortadayken, asıl lisanı ile basımı yapılıyorken, başka dillere tercümesi ne esere ne de müellifine zarar vermez. Aslından okumak isteyen aslından, sadeleştirilmişinden okumak isteyen sadeleştirilmişinden okur! Sorunlu bir tercüme ya da sadeleştirme durumunda eserin aslı ortada olduğu için kolaylıkla yanlışlığın giderilmesi mümkün.
O halde... Daha büyük kitlelere ulaşmak istiyorsanız tercüme müessesesini işletmek zorundasınız.
Bütün bunları Risale-i Nur Külliyatı'ndan aslına mümkün olan oranda, yüzde 99 oranda sadık kalınarak sadeleştirilen, günümüz diline yaklaştırılan "Lem'alar" adlı eserin etrafında koparılan fırtınalar yüzünden yazdım.
Çünkü bazı "abiler" bu eserlerin günümüz Türkçesine tercümesine de sadeleştirilmesine de "aslını bozar" gerekçesi ile karşı çıkıyorlar. Aslından okumak isteyen aslından okusun. Hatta Osmanlıca harflerle yapılmış baskılarından okusun. Latin harflerle basılmış fakat Osmanlıca yazılmış olandan okusun. Ama o lisana aşina olmayanların da Risale-i Nurları okumalarına imkân verelim. Ne hakla bu kitapların sadeleştirilmesine engel oluyorsunuz ki?
Evet, Risale-i Nur Külliyatı'nın bir müellifi var fakat bu eserler artık miri malıdır, bütün dünyaya mal olmuştur.
Madem bu eserleri yazan zata Bediüzzaman diyoruz, onu zamanın diliyle anlayacak hale getirmeye, bunu yaparken de çok büyük hassasiyet gösterileceğini bildiğiniz halde niçin karşı çıkıyoruz? Türkçe'ye tercümesine karşı çıkıp, içinde anlamsız, gereksiz, saygısız imalar olan bildiriler yayınlayanların Kürtçe tercümelerine niçin karşı çıkmadıklarını da ayrıca sormak gerekiyor.
Neden, Kürtçe'ye, İngilizce'ye, Arapça'ya, Swahili diline, dünyanın bilmem neresinde yaşayan bilmem ne kabilesinin diline çevrilmesine karşı çıkmıyorsunuz da neden Türkçe sadeleştirilmesine karşı çıkıyorsunuz? Risale-i Nur'ların dilinin bugünün dili olduğunu söyleyebilir misin?
Zaten basılan kitabın ilk sayfasında "Risale-i Nur Külliyatı'ndan sadeleştirilmiştir" notu da düşülmüş.
Hiç kimse bu kitap Risale-i Nur'ların aslıdır demiyor ki!
Bu sadeleştirme çalışması hiçbir işe yaramasa, bu eserler ve müellifi ve bu eserleri kendilerine hayat düsturu yapmış insanlar hakkındaki yanlış intibaları ortadan kaldırmaya yarar.
Hakkındaki yanlış yönlendirmelere, iftiralara set çekmeye yardımcı olur.
Ben ayrıca bu işi yapan insanların bu eserlere ve müellifine en ufak bir saygısızlık yapmak ve bu eserleri "çaptan düşürmek" gibi bir amaç güdeceklerini düşünmüyorum, hatta aklıma getirmiyorum.
Ne demiş Ziya Paşa: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz Şahsın görünür rütbei aklı eserinde..."
Ben bu eserleri okudum ama bugün çocuklarıma okutamıyorum çünkü anlamıyorlar. Çocuklarımın da okumasını ve anlamasını istiyorum. Onun için Ufuk Yayınları'nın sadeleştirme çabasını destekliyorum.
Bediüzzaman'ın eserlerini tercüme ve sadeleştirmeyi yasaklayan bir miras bıraktığını düşünmüyorum.
"Sevgili okurumuz; yorumunuz yayın kriterlerine uygun olmadığı için yayınlanmadı. Lütfen bu kriterlere dikkat ederek tekrar yazınız."
fedaykin - 15:23 / 2012.04.30
degerli agabeyler.eserlerinde ilk tercümeyi üstad hz. isarat-ül icaz adli eserini arapcadan latin harfleriyle türkceye kardesi abdulmecid nursiye yaptirmis ki insanlar hakikatlere uyansin diye. yine bir kisim eserlerinde bazi kelimelerin kullanimdan kalkmasi yani kürdistan gibi kelimeleri üstad bizatihi kendisi zamana uygun tashih etmistir. endiseleriniz yersizdir.sirran tenevveret düsturu ,risalelerin anlasilmasiyla olusan bir durumdur. anlasilmadan olmaz.tercüme aslini tutmaz zaten herkes bunu biliyor.ancak ben almanyada yasayan biri olarak cocuklarima normal türkceyi ögretmekte zorlaniyor
uhuvvet - 18:24 / 2012.04.03
bundan oniki sene evvel işittim ki, en dehşetli ve muannit bir zındık kur'ana karşı suikasdını tercümesiyle yapmağa başlamış ve demiş ki: «kur'an tercüme edilsin, tâ, ne mal olduğu bilinsin.» yâni, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş. fakat, risale-i nurun cerhedilmez hüccetleri kat'î isbat etmiş ki: kur'anın hakikî tercümesi kabil değil ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı arabî yerinde kur'anın meziyetlerini ve nüktelerin başka lisan muhafaza edemez ve herbir harfi, on adetten bine kadar sevab veren kelimât-ı kur'aniyenin mu'cizâne ve c
İsmail Şahin - 23:21 / 2012.04.01
ben 20 yıldır risaleleri okuyorum... ik başladığımdan beri de hiç zorlanmadım... sadeleştirme asla orjinalin yerini tutmaz ve asla orada anlatımak isteneni siz vermez... ingilizceyi öğrenmek için fransızcayı öğrenmek için binlerce kelime öğrenen, tv programları, sporcuları ezberleyenler sadece 100 tane kelime öğrenerek risaleleri okuyabilrler... zira risale-i nur'un lügatı da risale-i nurdur... hemen altında türkçesi vardır... risalelerin kelimeleri ruhsuz bir cilt değilki soyasın... hayattardır, cildi soyarsan ölür. risaleleri okuyan herkes bilirki; üstad bile bir tane virgülüne dokunmamış...
İsmail Şahin - 23:16 / 2012.04.01
ben 20 yıldır risaleleri okuyorum... ik başladığımdan beri de hiç zorlanmadım... sadeleştirme asla orjinalin yerini tutmaz ve asla orada anlatımak isteneni siz vermez... ingilizceyi öğrenmek için fransızcayı öğrenmek için binlerce kelime öğrenen, tv programları, sporcuları ezberleyenler sadece 100 tane kelime öğrenerek risaleleri okuyabilrler... zira risale-i nur'un lügatı da risale-i nurdur... hemen altında türkçesi vardır... risalelerin kelimeleri ruhsuz bir cilt değilki soyasın... hayattardır, cildi soyarsan ölür. risaleleri okuyan herkes bilirki; üstad bile bir tane virgülüne dokunmamış...
İsmail - 23:13 / 2012.04.01
bakan görür.." gerçek " gizlenmeme gibi bir huyu vardır.
12: 10 a - 21:41 / 2012.02.11
hoş geldin,hoş bulduk;size de güle,güle...konu ile ilgili ne yazmıştınız? baktım da göremedim...
Filiz - 12:10 / 2012.02.11
risale-i nurları yüzbinlerce genç okuyor anlıyor istifade ediyorlar.hic kimse anlamıyor deyipte bu hakikata golge düsürmek ehl i insaf olan insanlara yakışmıyor.
nur kardeş - 13:21 / 2012.02.10
iyi de.konuyla ilgili bir iki satır da yazmanız gerekmez mi ?
hoş geldin , hoş bulduk ! - 21:35 / 2012.02.09
ben bu eserleri( zorlanarak )okudum ama bugün çocuklarıma okutamıyorum çünkü anlamıyorlar( kendilerine öğretemedim, bizi cahil bıraktılar kolaycılığına sarıldım ) çocuklarımın da( kolay yazılan - okunan latin harfleri ile sadeleştirilmiş versiyonunuyla ) okumasını ve anlamasını istiyorum.( doğru bu)
gerçek - 21:13 / 2012.02.09
sabir zehir gibidir icebilene serbettir.
misafir osmanli - 17:08 / 2012.02.08
sayin kardesim derin tefekkür:unutmayin gönül eri olmak zordur.hz.ali efendimiz ne buyuruyor iyilige karsilik iyilik herkesin isi kötülüge karsilik iyilik er kisinin isidir.bize sabirdan baska ne gerek insaniz nihayetinde hata yapicaz.ama insani yaratantan ötürü sevicez yunusumuzun dedigi gibi.
misafir osmanli - 17:07 / 2012.02.08
haklısınız sn gönültaş.yazılanı okuyup anlamadıktan sonra yazanın emeğine de yazık olur düşüncesindeyim.
Filiz - 14:01 / 2012.02.08
derin tefekküre;burada bulunma amacımız kimseye hoş görünmek değildir.inandığımız doğru ve değerleri paylaşmak,hakaret edildiğinde o değerleri savunmak ve korumak.bütün bunları da belki(cahilce)ama hiç bir art niyet olmadan yapabilmek.bu yüzden kimselere küsmeyiniz ve yorumlara devam ediniz.
Filiz - 13:59 / 2012.02.08
abdulmuttalip'e bediüzzaman'ın ne anlama geldiğini biliyormusun senin kesinlikle bu işlerle ilgili biri olduğuna inanmıyorum bana birşey yaz bu makamı said'i nursi'ye kim vermiş bediüzzaman çok yüksek bir makam bana göre bu kadar kolay değil hangi ermiş bu makama yükselmiş biraz düşünün bulursunuz.
garip. - 13:57 / 2012.02.08
diyenlere ne mutlu.selam ve dua ile.
Derin tefekkür - 22:42 / 2012.02.07
hepisinden iyisi bir gönüle girmekdir.süleyman zenbil ördü.kendi emeğin yerdi.bin kabe'den evladır bir gönül imareti.allah dostlarına,gönül dostlarına selam olsun.allah için birbirlerini sevenlere ne mutlu.hak'kı hak batılı batıl bilenlere ne mutlu.tevhid erlerine ne mutlu.hak yol islam diyenlere
Derin tefekkür - 22:41 / 2012.02.07
mümin kardeşlerime küs değilim.ancak buraya yorum yazan bazı kişilerin sözleri beni üzmüş ve derin bir teessüre sevk etmişdir.şair ne güzel söylemiş!şu çeşme ne güzel,su içeçek tası yok.kırma insan kalbini yapacak ustası yok.derviş yunus'da şöyle diyor.derviş yunus der hoca.istersen bin var hacca
Derin tefekkür - 22:26 / 2012.02.07
ey garip, sizin millete şef ilan ettiğiniz şahıs yaşasaydı o da dayak yememişler derdi. işi derdi milleti kurtarmak olan kişiye, millet bediüzzaman demişse ve sen anlamamışsan bu normaldir.herkes bir yere kadar anlar.
ayrıca sayın yazarımızı ve sadeleştirmeyi ben de destekliyorum. garip de anlasın.
Abdulmuttalip - 21:27 / 2012.02.07
sorularla risale sitesinde cümle açıklamalarına bakınız. çok açıklayıcı ve doyurucu bilgiler var.
bir allahın kulu çıksın birşey söylesin bu ülkede bu kadar evliya gelmiş geçmiş bediüzzaman olamamış said nursi'ye bu makamı kim vermiş söylesinler bilelim bediüzzaman ne demek millet ne kadar rahat söylüyor ya sayı saymasını bilmiyorlar yada hiç dayak yememişler sözü geliyor aklıma
garip. - 18:06 / 2012.02.07
bediüzzaman´a sadelestirilmis lemalari okumaklada talebe olunur.mahserde üstad sadelestirenlere "allah sizden razi olsun genclige sesimi ve fikirlerimi duyurdugunuz icin" dediginde ,ileri geri yorum yapanlarin suratlarini görmek isterdim.birakin allahaskina isteyen istedigi ve anladigi kitabi okusun
Fatih - 16:35 / 2012.02.07
kaçırdığımız asıl nokta şu:risaleleri kendi seviyemize indirmek değil; bizim onların seviyesine çıkmağa çalışmamız lazım.ikincisi risale-i nurlar yıllardır tahrip edilen bu güzel dili yeniden kazanmanın neredeyse tek şansı tercüme buna zarar verir. ayrıca öyle ibareler var ki tercümesi kabil değil.
TALEBE - 16:24 / 2012.02.07
kaçırdığımız asıl nokta şu:risaleleri kendi seviyemize indirmek değil; bizim onların seviyesine çıkmağa çalışmamız lazım.ikincisi risale-i nurlar yıllardır tahrip edilen bu güzel dili yeniden kazanmanın neredeyse tek şansı tercüme buna zarar verir. ayrıca öyle ibareler var ki tercümesi kabil değil.
TALEBE - 16:24 / 2012.02.07
kaçırdığımız asıl nokta şu:risaleleri kendi seviyemize indirmek değil; bizim onların seviyesine çıkmağa çalışmamız lazım.ikincisi risale-i nurlar yıllardır tahrip edilen bu güzel dili yeniden kazanmanın neredeyse tek şansı tercüme buna zarar verir. ayrıca öyle ibareler var ki tercümesi kabil değil.
TALEBE - 16:24 / 2012.02.07
said nursinin bediüzzaman olduğunu kim söyledi bediüzzaman olmak bu kadar kolaymı?
garip. - 15:30 / 2012.02.07
sevgili tefekkür kardeşimizide bekliyoruz.lütfen buyrun dargın durmak en fazla 3 gün sürmeli.
derin tefekkür'e - 15:17 / 2012.02.07
görüyorsunuz değilmi gakkom ne güzel mutasyona uğramış kendini mümin sanıyor.yazdıklarından da müminlerden eser yok. bunları yazsa yazsa bir(!) m..... yazabilir.gak gak larınla yeme bizi.bu numarlar çok bayat yemezler.
mümin - 13:04'e - 15:13 / 2012.02.07
hangi dilde okuyacağıma kimse karar veremez.istediğim dilde okurum.benim için önemli olan anlamak.anladığım dilde okurum o kadar.yok cinayettir yok ihanettir gibi yargılar da bulunanları aşırıcılıkla tanımlıyorum...
misafir - 14:47 / 2012.02.07
islâm'ın kapısını, islâm düşüncesinin kapısını, islâm medeniyetinin kapısını ve bütün bunları mümkün kılacak, her alanda, islâmî bir dil (bir varoluş ve söyleyiş biçimi) geliştirebilme çabasının kapısını bediüzzaman anahtarı'yla açabiliriz ancak.
medeniyetimizin solmaya yüztutan dilini, bu dile hayatını ve hayatiyetini kazandıran ruhu, ruh-kökünü kavrayabilmek ve yeniden üretebilmek için bediüzzaman'ı tanımak zorundayız.
basından - 13:56 / 2012.02.07
dünya ve hayat tasavvurumuzun kaynağını oluşturan kavramlarımızın islâmî bir düşünce inşası ameliyesi ile deşifre edilerek yeniden şifrelenmesi, kurulması çabasıdır bu.
bediüzzaman, osmanlı'dan cumhuriyet'e geçiş sürecinde düşüncesini kuran, hem islâmî ilimlere, hem de çağdaş dünyanın bütün dünyayı büyük uçurumların eşiğine fırlatan felsefî sorunlarına derinlemesine ve vukûfiyetle vâkıf, tek ve son düşünürdür: yani anahtardır. ve her bakımdan anahtar ondadır:
basından - 13:56 / 2012.02.07
bediüzzaman'ın türkçe'nin bir anıt-eserini, bir şâhikasını ortaya koymasını sağlayan asıl şey, kurduğu ikinci dildir. birinci dil, vasıta'dır; ikinci dil, vasat'a aittir. bu iki dil, birbiriyle kopmaz bir irtibat hâlindedir; biri olmadan, öteki de olmaz ve varolamaz. bu ikinci dil, bütün bir islâm medeniyeti birikimini, münhasıran da tefsir, hadis, akaid, fıkıh, kelam, tasavvuf, felsefe, tarih, gramer, mantık, lisan gibi ilimlerden müteşekkil bütün bir islâm düşüncesi geleneğini harekete geçirerek kurulmuş bir dildir.
basından - 13:55 / 2012.02.07
hem etimolojik, hem lingüistik, hem de semantik yapısı açısından sadece bediüzzaman'a mahsus, sembolik ve metaforik dünyası son derece derin ve zengin bir dildir ve türkçe'nin bir anıt-eseri, bir şâhikasıdır.
bugünkü türkçe, mânâ ve ruh-köklerinden, dolayısıyla sembolik derinliğinden ve dünyasından arındırılmış, kendisiyle hiçbir özgün çabanın ortaya konulması mümkün olmayan, sekülerleştirilmiş, sığ, hatta "piçleştirilmiş" bir dildir. oysa bir dil, sembolik ("rûhî") derinliği varsa, varolabilir; yoksa, yokolur gider.
basından - 13:55 / 2012.02.07
insana ne olduğunu hatırlatan peygamberî sözü ve soluğu yaşayan ve yaşatan âlim, ârif ve hakîm şahsiyetidir bu.
bediüzzaman, ancak âlim, ârif ve hakîm şahsiyetlerinin özelliklerini üzerinde barındıran bir kişinin yapabileceği bir şeyi yapmıştır: iki dil geliştirmiştir. birinci dil, islâmî tefekkür geleneğinin şifrelerini çözerek günümüze taşıyan, kendine has bir türkçe'dir: bu türkçe, bugün türkiye'de hiç kimsenin vâkıf olamadığı ama en fazla vukûfiyet kesbetmeye ihtiyaç hissettiğimiz muhteşem ve muazzam bir türkçe'dir;
basından - 13:54 / 2012.02.07
nuh bey;risale-i nur u tercüme etmek çok mantıksız bir yaklaşım..zira onun çok okunmasının sebebi okuyucu ile arasındaki manevi bağ.buda her eserde yok..kur an hariç hangi kitap sabah namazından sonra okunuyor ki...
eyüp er - 13:54 / 2012.02.07
peki, bediüzzaman neden son yüzyılın en büyük düşünürüdür ve bediüzzaman'ın yaptığı şey nedir?
bediüzzaman'ın aynı anda dört çağın adamı olması ve iki esaslı dil kurmasıdır. bediüzzaman, hem osmanlı'nın son çağının tanığıdır; hem türkiye çağı'nın tanığıdır; hem islâm tarihi çağı'nın tanığıdır, hem de dünya çağlarının tanığıdır: devraldığı nebevî miras'tan ötürü, hem bütün çağları tanıyan ve bütün çağların tanıdığı; hem de bütün çağların tanığı ve kendisine tanık olduğu bir şahsiyet.
basından - 13:54 / 2012.02.07
fakat yapılması gereken asıl hayatî iş, ıskalanıyor hâlâ: bediüzzaman'ın havass'a, yani dünyanın düşünce ufkuna ulaştırılabilmesi yükümlülüğü bu. çünkü bediüzzaman'ın türkiye'nin ve dünyanın düşünce dünyasında bir karşılığı yok ve bihakkın anlaşılabilmiş değil henüz: bu, çok ağır bir vebaldir.
bediüzzaman'ın "söz"ü, asıl muhataplarına hitap ettiği ândan itibaren, bediüzzaman'ın düşüncesi ve medeniyet projesi, bihakkın anlaşılabilir ve anlatılabilir. ondan sonra bediüzzaman'ın popüler olmasının hiçbir sakıncası olmaz.
basından - 13:53 / 2012.02.07
nuh beye gönülden katılıyorum. risaleleri anlamak için bunun yapılması gerekir. herkes oturup saatlerce zaman ayırmayabilir. onlarıda düşünmek gerekir.
musab - 13:52 / 2012.02.07
bu nokta, önemli. önemli çünkü bediüzzaman'ın yazdıkları ve yaptıkları avâmî ve umûmî şeyler değildir. elbette ki, umûmu da ilgilendiren; ama esaslı, köklü bir silkiniş, diriliş ve varoluş projesidir. o yüzden bediüzzaman'ın asıl muhatapları havass'tır. bediüzzaman, kitlelere yeterince ulaştırıldı zaten, ulaştırılıyor da.
fakat yapılması gereken asıl hayatî iş, ıskalanıyor hâlâ: bediüzzaman'ın havass'a, yani dünyanın düşünce ufkuna ulaştırılabilmesi yükümlülüğü bu.
basından - 13:49 / 2012.02.07
bediüzzaman'ın popüler olması, esas itibariyle, iyi bir gelişme değildir. bilakis, bu, asıl iyi gelişmelerin önünde bir engeldir. çünkü bu, bediüzzaman'ın anlaşılmasıyla değil, anlaşılamamasıyla, hatta yanlış anlaşılmasıyla sonuçlanacaktır.
buradaki problem, bediüzzaman'ın herkes gibi "okunması", dolayısıyla sıradanlaştırılması ve bitirilmesi tehlikesidir.
bediüzzaman'ın, herkese söyleyeceği çok esaslı şeyler var; bu muhakkak. ama muhakkik olmayan herkes üzerinden bediüzzaman'ın bize söyleyeceği şey, söyleyebileceği şey olmayacaktır.
basından - 13:48 / 2012.02.07
bu günlerde, bediüzzaman'ın risaleler'inin dilinin -iyi niyetlerle de olsa- "sadeleştirilmesi" gibi bir başka "cinayet"e tanık oluyoruz. 6 yıl önce, bu sütunda yayımladığım ve risaleler'in dilinin, geleceğimizin, bizim "medeniyet dili"miz üzerinden kurulmasında nasıl anahtar bir rol oynayacağını gösteren "anahtar, bediüzzaman/da/dır" başlıklı yazımı -bazı değişikliklerle- yeniden yayımlıyorum.
***
çağımızda müslümanların yetiştirdiği iki büyük düşünür var: biri ikbal, diğeri bediüzzaman. ancak bediüzzaman, ikbal'den daha büyük ve daha esaslı bir düşünürdür.
basından - 13:48 / 2012.02.07
anahtar, bediüzzaman/da/dır
tarihte, bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâkete / semantik intihar'a biz maruz bırakıldık yalnızca: dilimizin islâmî muhtevasından arındırılarak, sekülerleştirilmesi cinayetidir bu: medeniyet dilimizin, dünyamızın ve iddialarımızın yok edilmesi hâdisesi.
yakın tarihimizde, özünü ve ruhunu kur'ânî kavramların oluşturduğu medeniyet dilimizi devam ettirmeyi ve yeniden kurmayı başaran tek mütefekkir var: bediüzzaman.
basından - 13:47 / 2012.02.07
risale-i nur, bir asra yakın zamandan beri vicdan-ı umumînin bozulmasına yol açacak derecede tahribata uğrayan şeâir-i islâmiyeyi tamir etmek ve yeni yetişen nesillere unutturulan hakaik-ı ilâhiyeyi ve mukaddes kelimeleri tekrar bu milletin hafızasına yerleştirmekle vazifelidir ve bu vazifesini de kendisine has lisanı ile yerine getirmekte, ilim ve irfan hayatımızdan dışlanmış bulunan mefhumları tekrar milletimize kazandırmaya çalışmaktadır.
misafir - 13:34 / 2012.02.07
bugün geldikleri yeri ve milletimizin gözünde eriştikleri mevkii risale-i nur’a borçlu olanlar, hazret-i bediüzzaman’ın hatırasına hürmet göstermek hususunda herkesten fazla hassasiyet sahibi olması icap eden kimselerdir. muazzez üstadımızın “ben bile kalem karıştıramıyorum” dediği metinlere müdahale etmek veya ettirmek, kadirşinas insanların velînimetlerine karşı şükran borcunu ödemek için ihtiyar edecekleri bir yol olmasa gerektir.
misafir - 13:31 / 2012.02.07
lütfen biraz anlayışlı olalım.katı yorumlar ve yaklaşımlarla etrafınızdaki insanları uzaklaştırmaktasınız.risaleler amaç değil araçtır.risaleleri koruyacam derken, çevirilerle mesajını osmanlıca bilmeyenlerede ulaştırmasını engellememek lazım.
mustafa kemal - 13:19 / 2012.02.07
diğer dillere çevirilmesine karşı olmayanlar günümüz türkçesine çevrilmesine de anlayışla yaklaşmalılar.üstadın zamanında farklı versiyonları belki karışıklığa sebebiyet verir diye reddedilmiştir ama günümüzde çeviri gereklidir.kabul etmeyen orjinaline devam eder bu konuyu tartışmak bile zaman kaybı
mustafa kemal - 13:08 / 2012.02.07
tercümeye karşı çıkıp bildiri yayınlayan abilerden biri risalelerin sözlüğüğünü yazmıştır. dolayısıyla risalelerle birlikte o sözlüğü de almak durumundasınız anlamak için... acaba diyorum?
Ahmet Ak - 13:04 / 2012.02.07
kur'an-ı kerim,farzlar,sünnet ve hadislere nazire mi yaratmak istiyorsunuz.islamda yeni bir ruhban yaratmak haddinize mi sizin.
mümin - 13:04 / 2012.02.07
iş risalelere gelince kuzu kesiliyorum. onların orjinalliğine dokunulması hiç aklıma gelmedi. onlara üstadın kendisi dokunmamış.çünkü (sünühat kabilinden)yazdırıldı diyor. biz nasıl dokunabiliriz. neşir varisleri varken. neşir varisleri mansup (tayin edilmiş) mirasçıdır. risaleler sahipsiz değildir.
Bende çok deli doluyum ama - 12:43 / 2012.02.07
böyle birdavranışla yabancı odaklara yardım etmiş oluyorsunuz .biz osmanlı torunlarıyız risale i nurlarlarla tanışarak osmanlıcanın nekar geniş bir anlatım dili olduğunu anladım elhamdüliilah .
siz risale i nurların varisimizsiniz - 12:03 / 2012.02.07
ayaz, hakikaten ayazmissin ha, ne diyeyim baska ben sana...
hasan ramazan - 11:31 / 2012.02.07
insaf nuh, tercüme ile sadeleştirmenin farkını mı bilmiyorsun? yoksa insanları mı iğfal ediyorsun?
Ubeydullah Asgar - 10:08 / 2012.02.07
psikolojik gerekcelerden dolayi oldugunu dusunuyorum.herkes anlarsa kendileri ile her hangi bir kisi arasinda bir fark kalmayacak,topluluk icinde okuyacak onu tercume edecek,baskalarinin bilmedigini biliyor olmakla tatmin olacak.yoksa itiraz gerekcelerine kargalar guler.
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.