Darbecinin demokrat ayağı
Emir komuta zinciri içinde olmak kaydıyla asker, demokrasinin ruhunu yırtan bir nâra atsa esas duruşa geçmeyen gazeteci yok! Ha, iktidarda 'biz' varsak, yandaşımız gazeteci biraz mırın kırın edebilir, o ayrı...
Bir de dış merkezlerden
dayısı olan veya olmayan bazı hızlı ve
muzır muhalif...
Lâkin şu veya bu sebeple kışladakilerin fiyakası
biraz bozulmaya yüz tutsa, ödleğin şecaat baharı
başlar!
Böyle demlerde, kendisini 'Türkiye'nin zencisi'
hisseden mıymıntı muhalif bile kükrer!
Tatlı su
demokratı ancak böyle baharlarda darbe kültürüne
kılıç çalar!
Dengi dengine tabii!
Dalında tutunma gücü kalmamış çürük elmalardan
ibaret sağ hükümetleri bir silkeleyişte düşüren
darbeciye ancak böyle muhalif yakışır!
Esasen tatlı su demokratlarının bolluğu, darbe
geleneğimizin iskeletini oluşturur.
Niye mi?
Bunun cevabı, otuz yılımı aldı ama yine de bütün
çıplaklığıyla ayıklayabildiğimden emin değilim!
Sadece kül yutma katsayımı düşürebildiğimi umuyorum.
Evet, neden tatlı su demokratlarının bolluğu
darbe geleneğimizin iskeletidir?
Öncelikle şundan:
Türkiye'yi 'Türklere bırakılamayacak kadar'
önemli bulan dostlardan biri eğer Ankara'ya dayattığı
derin bir zokayı yutturamazsa önce 'darbe
sopası' gösterir.
Çoğu zaman bu sopa Ankara'yı
hizaya getirmeye yeter ve Türkiye zokayı yutar.
Eğer hükümet, 'emir komuta zinciri' içinde hareket
eden TSK üst yönetimi ile uyumlu çalışır, birlikte
veya sadece kendi iradesiyle çeteci unsurları
bastırırsa 'darbe sopası' işe yaramaz.
O zaman zoka
yutturmak isteyen güç darbeyi gerçekleştirmek
ister ve çoğu zaman başarır; zira en mahrem yerlerimizde
eli vardır.
Bunlara kusursuz örnek 1960 ve 1980
darbeleridir.
Diğer yarımlık, çeyreklik ve onda-birlik darbe
denemeleri genellikle gerçek birer ihtilal girişimi
değil; iç ve dış dengeler veya dengesizlikler sayesinde
henüz 'darbe sopası' düzeyindeyken geçiştirilmiş,
atlatılmış veya bastırılmış manevralardır.
Tatlı su demokratları nasıl darbe geleneğimizin
iskeletini oluşturuyorlar?
Hem sadece 'darbe sopası' kullanma halinde
hem onun yeterli olmadığı 'darbeyi gerçekleştirme'
sürecinde bu aydıncıklar, cehalet veya gizli memuriyet
bağı ile küresel güce hizmet verirler.
Şimdilerde Ergenekon bahsini 'siyasi iktidarın
tezgâhı' gibi göstermeye çalışan tetikçi, darbe geleneğimizin
iskeletinden bir parça da, onun karşıtı
değil mi?
Şu dakikalarda; harici derin hamilerince terk
edilen bazı unsurlara diş geçirildiğine hükmedip
darbe kültürüne karşı 'Heyt tutmayın beni, kalemim
kan kokuyor' diye höykürenler meselâ?
Onların
da esasen 'Türkiye Türklere bırakılamayacak
kadar önemlidir' diyenlere çanak tutmadıklarından
emin miyiz?
Erbabı bilir ki, bugün 'Kalemim kan kokuyor'
diye höykürenlerin çoğu, sahici bir darbenin ucunu
görse 'Yok canım, kan değil tezek kokuyorum'
diye kıvırıverecektir!
Hâsılı, her vadinin ucuz ve sahte kahramanından
illallah!
Lâkin demokrasi iddiasını sürdüren bir ülkede
en küçük temizlik girişimi, yarım bile kalsa, kirliliğe
karşı caydırıcı bir adım olarak saygıya değerdir.
Daha fazlası, büyük ikramiye...
Kanaatimce bu çekilişte büyük ikramiye yok...
Yazarın son yazıları