Ana sayfa » Yazarlar » Toktamış ATEŞ
12 Mart 2009 Perşembe
Toktamış ATEŞ
Toktamış ATEŞ
tokta@bugun.com.tr
Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Cumhuriyet ve demokrasi
Ne denli yinelersem yineleyeyim; herhalde, gazetemizin tirajının fazla olmaması, ya da insanların okuduklarını çabuk unutmaları nedeniyle; bazı şeyler, bir türlü öğrenilemiyor.
Normal 0 21 MicrosoftInternetExplorer4

Zaten sık, sık vurguladığım bir konu vardır. Toplumsal ve siyasal yaşamla ilgili, çok ciddi bir sorunumuz; "kavram kargaşası"dır. Kavramlar konusunda, bir türlü düşünce birliği sağlayamıyoruz. Fakat, sadece soyut kavramlar değil; kurumlar konusunda da, aynı sorunu yaşıyoruz. Ve maalesef, en çok karıştırılan iki kavram; "demokrasi" ve "cumhuriyet" kavramları oluyor. (isterseniz, kurumları da diyebilirsiniz).

***

Geçtiğimiz hafta, bir televizyon kanalındaki haber programında; memleketimizde, bir "Osmanlı özlemi", olup olmadığı tartışıldı. İlginç bir program ve ilginç bir tartışma idi. Stüdyodaki konuklar ve canlı telefon bağlantısı yapılan kişiler, ilginç görüşler dile getirdiler.

(bunlardan bir kısmına, hiç katılmasam da...)

Telefon bağlantısı yapılan, muhafazakar bir yazar; toplumumuzda, ne denli inançlı olurlarsa olsunlar; kimsenin, "cumhuriyetle" alıp veremediği olmadığını, dile getirdi ve İran'da, bir "İslam Cumhuriyeti"nin varlığını, örnek verdi.

Toplantı'nın moderatörü olan, çok deneyimli ve (bence) değerli gazeteci arkadaş; İran'daki yönetimin, (haklı olarak), bir İslam şeriatı düzeni olduğunu söyledi ve "bu, bizim anladığımız manada cumhuriyet değil" dedi. İşte burada, haklı değildi. Zira, cumhuriyet tanımı, insanların anlayışları ve beğenileri dışında ve üzerindedir. İran'daki yönetim biçimini, beğenebilirsiniz; ya da, beğenmeyebilirsiniz ama, bu yönetim, bir "İslam Cumhuriyeti"dir ve bu ismi almaya, sonuna kadar hakkı vardır.

***

İran yönetiminin, "demokrasi"; en azından, bizim anladığımız biçimde bir demokrasi olmaması, bu türden karışıklıklara, yol açmaktadır.

Zira, çoğu insanımız; "cumhuriyet" denilince, "demokratik bir cumhuriyet", anlamaktadır. Oysaki cumhuriyet, demokrasi olmak zorunda değildir.

Bana sorarsanız, her cumhuriyete, demokrasi olmak; her demokrasiye de, cumhuriyet olmak yaraşır. Fakat gerçek yaşamda, maalesef bu böyle değildir. Avrupa'nın, köklü demokrasilerden çoğu, "monarşi" iken; yani, başlarında (sembolik de olsa), krallar, ya da kraliçeler hüküm sürerken; kendine, "cumhuriyet" adını, (haklı olarak) veren yönetimlerin çoğu, eli kanlı diktatörlüklerdir.

Demokrasinin, farklı özelliklerini ön plana çıkartarak; farklı tanımlarını, yapabilirsiniz. Ben, bu farklı seçenekler arasında, "katılımı" öne alırım ve demokrasiyi; "kişinin, kendini ilgilendiren, ya da ilgilendirebilecek olan her konuda, kararların oluşum sürecine, katılımlarıdır", biçimde tanımlarım.

Cumhuriyetin, tek bir tanımı vardır: "Monarşi olmayan tüm yönetim biçimleri, cumhuriyettir". Yani, yönetim ekinin, bir hanedan içinde; anne ve babadan, oğul, ya da kıza; kardeşten kardeşe; amca, hala, teyze, dayıdan yeğenlere geçmediği her türlü yönetimler; kendilerine, haklı olarak, cumhuriyet adını verebilirler.

***

Bu tanım çerçevesinde, Avrupa'nın köklü demokrasilerden çoğu, monarşidir. Örneğin; İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, İspanya vs. birer krallıktır.

Buna karşılık; İran, bir cumhuriyettir; aynen Saddam'ın Irak'ı, Hindistan, Çin, Kuba, Latin Amerika'nın çoğu devleti, ABD, Fransa, Türkiye vs. birer cumhuriyettir. Fakat İran, İslam şeriatıyla idare edildiği savında, bir İslam cumhuriyetidir. Saddam'ın Irak'ı, Latin Amerika'daki çoğu cumhuriyet gibi, kanlı bir diktatörlüktü. Hindistan; ABD gibi, federal bir cumhuriyettir. Çin ve Küba, sosyalist birer cumhuriyetlerdir. Fransa, uniter bir cumhuriyettir...

Yani, bir devletin yönetim biçiminden söz ederken; "cumhuriyet", demek yetmez. "Nasıl bir cumhuriyet", olduğunun da açıklanması gerekir. Bu çerçeve içinde düşünürsek, "Türkiye nasıl bir cumhuriyettir?" sorusunun yanıtını da vermemiz gerekir.

"Türkiye Cumhuriyeti, halk egemenliğine dayanan, laik ve çağdaş bir cumhuriyettir". Yani Türkiye cumhuriyeti, üç ayak üzerinde durur: "halk egemenliği", "laiklik" ve "çağdaşlık".

Türkiye'nin bu üç özelliği, "değişmez" ve "değiştirilmez", özellikleridir.

***

Bu yazıyı yazmama neden olan TV programında, programın moderatörü, İran'dan söz ederken; "Bu, bizim anladığımız anlamda cumhuriyet değil", dedi. Cumhuriyetin, tek bir tanımı vardır. Yukarıda da söylediğim gibi, farklı insanların anlayışına göre, farklı tanımları yoktur.

Fakat, en üst düzeylerde bile, cumhuriyet ve demokrasi karıştırıldığı için, bu türden anlayışlar ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de, bir İslam şeriatı özlemi içinde olanların; böyle bir değişiklik yapmaları, gerçekten gerekmez. Fakat umarım, böyle bir şeriat düzeni umudu içinde olanların oranı, artmaz.

Zira, böyle çabalar, herkesi üzer...







Yazarın son yazıları






Çok Okunanlar
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.