Başlığa bakanlar Fenerbahçe başkanının açıklama yaptığını sanmasınlar.
Bunu ben söylüyorum. Neden mi söylüyor ve iddia ediyorum? Onu da anlatmaya çalışıyorum. Önceki gün Kadıköy'de kulübün önde gelen isimleri ile Fenerbahçe kongresini konuştum. Yaptığım istihbarat sonrasında edindiğim intiba şu:
Aziz Yıldırım'ın karşısına öncelikle aday çıkmayacak. Başkanlığa adaylığınını düşünen Şadan Kalkavan da bu işten kopma noktasına gelmiş. Aziz Yıldırım adaylığını açıklamadığı için kimse hazırlık yapma şansına sahip değil. Fenerbahçe kongrelerinde Yüksek Divan Kurulu üyelerinin, amatör şubelerin ve grupların oyları çok önemli.
Yüksek Divan Kurulu'nun çoğunluğu neredeyse başkanın devam etmesini istiyor. Amatör şubeler hem başarılı hem de her istediklerini alıyorlar. Maddi hiçbir sıkıntıları yok. Amatör şubelerin oyları da Aziz Yıldırım'ın. Gelelim gruplara... Her ne kadar kulüpte grupçuluk kalmadı dense de bu doğru bir yorum olamaz.
Fenerbahçe'de gruplar her zaman önemlidir. Ancak onların da eskiden olduğu gibi kongreleri tek başlarına yönlendirme şansları yok. Kadıköy Grubu lideri Kazım Bayülgen, geri planda kaldı. 2000 Derneği Başkanı Şevket Yılmaz, yeniden aktif rol almaya başladı.
Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz ile Aziz Yıldırım arasından su sızmazdı. Ancak derneğe yapılan son kumar baskını bu ikilinin arasını açmıştı. Buna rağmen Yılmaz ve Yıldırım'ın önceki hafta içinde bir araya geldikleri söyleniyor. Fenerbahçe'nin şu anda yaklaşık 14 bin üyesi var. Bunlardan 10 bin 200'ü aidatlarını yatırarak oy kullanmaya sahip oldular. Bu üyelerin büyük bir bölümü de kulübe Aziz Yıldırım döneminde üye oldular. Görüldüğü gibi şu anda Aziz Yıldırım'a karşı bir cephe yok.
Kaldı ki başkanın yaptığı hizmetleri inkar eden de çıkmıyor. Yeni dönemde, yeni büyük projeleri de hayata geçirecek olan başkanın devam etmesi, işin en doğru yanı. Fenerbahçe'ye yaptığı hizmetler tartışılmaz olan Aziz Yıldırım resmi açıklamayı da 14 ya da 15 Mayıs'ta yapacak. Unutmadan bir not daha düşeyim. Yıldırım'ın bu defa listesinde çok daha güçlü ve önemli isimleri olacak. Yanılmıyorsam genel sekreterlik koltuğuna da ünlü bir isim oturacak.
Dediğimiz oluyor
Önce Fenerbahçe, ardından da Galatasaray elenince Kadıköy'deki UEFA finali cazibesini kaybetmişti. İtalyan ve İngiliz takımları da kupanın dışında kalınca finalin tadı daha da kaçtı. Ancak son yarı final ilk maçları, 20 Mayıs gününü renklendireceğe benziyor.
Lucescu'nun Shakhtar Donetsk'i deplasmanda Dinamo Kiev ile 1-1 berabere kaldı. Galatasaray'ı eleyen Hamburg ise rakibi Werder Bremen'i deplasmanda 1-0 yendi. Eğer bir sürpriz olmazsa rövanş maçlarında avantajlı olan iki takım finalist olur. Yani, daha önce de söylediğimiz gibi 20 Mayıs'ta Kadıköy yine şenlenir. Öyle ya Galatasaray'ı eleyen Hamburg ile Lucescu'nun Shakhtar'ı karşı karşıya gelecek. Hiç yoktan iyidir.
Spor muhabirliği bitiyor mu?
1 MAYIS CUMA günü, gazetelerin spor sayfalarını ve spor gazetelerini görmüşsünüzdür. Her sayfada Mustafa Denizli'nin iki kızıyla birlikte çekilmiş fotoğrafları yer almıştı. Fotoğraflar ve röportaj Beşiktaş Dergisi'nden alıntıydı. Bu röportajı ve fotoğrafları görünce, üzülmedim desem yalan olur. Yıllarca bu işe emek veren ben, mesleğimin nerelere gittiğini düşündüm.
Demek ki artık spor muhabirleri kolay kolay özel röportaj yapamayacaklar. Kulüplerin "Yasak" zihniyeti işi buralara getirdi. Televizyonlar için de durum çok farklı değil. Kulüpler özel röportajları kendi televizyonlarına ve dergilerine yayınlatıyorlar. Canları çok yandı mı, o zaman da bizleri tercih ediyorlar. Ne acı değil mi?
Hasan Şaş’ın ödülü
Galatasaray futbol takımının Ankara dönüşü havaalanında yaşadığı utanç dakikalarını televizyonlardan izlemişsinizdir. Bizler bu sahnelere yabancı değiliz. Bunları yapanlar görüntülenseler bile ceza almazlar. Benim o karşılama töreninde (!) en çok canımı sıkan sahne ise Hasan Şaş'a fırlatılan laptop idi.
Galatasaray için tekmelere kafa sokan, zaman zaman kan revan içinde sahayı terk etmeyen, birçok başarılı sonuçta büyük emeği ve hizmeti olan milli bir futbolcuya yapılanları kabul etmek mümkün değil. Kendini taraftar zanneden bir futbolsever (!) Hasan'ı laptop atarak ödüllendirmeye (!) çalışmıştır. Yazıklar olsun. Hasan'ın atılan laptop'tan kafası değil, kalbi kırıldı. Temennim, atanların da elinin kırılması.