Favorilerime ekle  |   Ana sayfam yap  |   Arşiv  |   Mobil  |   Bugün Çocuk  |   Bugün TV  |   Genç Kalem  |   TV Rehberi
Bugün Gazetesi
01 Temmuz 2009 Çarşamba
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Askeri yargı hiç olmasa olmaz mı?
Yaşanan hızlı değişim, bütün maskeleri indire indire, özenle yaratılmış imajların cilasını söke söke; bütün takiyeleri deşifre ede ede ilerliyor.
Normal 0 21 MicrosoftInternetExplorer4

Düşünün ki, iki gün önce 12 Eylül Anayasası'nın 15. maddesini kaldırmaktan bahseden "sosyal demokrat" bir parti, iki gün sonra darbecileri sivil yargının karşısına çıkarabilecek bir yasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi'nde iptal ettirmeye çalışıyor. Arada bir sıkışıp "Biz de askerin siyasete müdahalesine karşıyız" demek zorunda kalanlar bugün bir bakıyorsunuz, "Bu değişikliği neden askerlere sormadan yaptınız?" diyebiliyorlar utanmadan.

"Evet, sormadık" diyor AK Parti yetkilileri; "Neden soracakmışız ki" demiyorlar kibarlıklarından; ama onu da biz söyleyelim: Bir makamın ya da kurumun yetkilerini kısıtlamak için o makamdan ya da kurumdan onay istenmesi hangi mantığa sığar?

Türkiye'de siyasetçiler zaten şimdiye kadar hep ordunun onayını almadan adım atamadıkları için kaybettiler. Sorunlar o yüzden çözülemedi ve kronikleşti. Eğer siyaset bunca yıl bu kadar icazetli bir alanda sıkışıp kalmamış olsaydı, sivil anayasa sorunumuz da çoktan çözülmüştü,  Kürt sorunumuz da, başörtü sorunumuz da, Ermeni sorunumuz da, Kıbrıs sorunumuz da...

Neyse ki galiba artık siyasetin kendisine biçilen dar alanda boğulup gitmesine razı olmayacak bir hükümetimiz var ve bu hükümetin bu yolda devam etmesi için ne yapsak azdır.

AK Parti'nin yaptığı bu son büyük atağın, hâlâ bu partiye destek olmayı "ilerici kişiliğiyle" bağdaştıramayan, açık destek verirse aydın pullarının döküleceğinden korkan kesimin, bu saçma kompleksinden kurtulmasına yol açacağını umalım ve tartışmanın bir başka yönüne geçelim:

X                 x                    x

Herhangi bir konuyu tartışırken "bakalım dünyanın başka yerlerinde insanlar ne yapmışlar" diye bakmak başka şeydir; "dünyanın başka yerlerinde böyle yapılıyor; öyleyse biz de öyle yapmalıyız" diye düşünmek başka şey.

Ufkumun ve hayal gücümün başkalarının yaptıklarıyla sınırlanmasına hiçbir zaman razı olmayan biri olarak, bugün yürüyen askeri yargı tartışmalarında da "ama başka yerlerde de var" argümanlarına prim verecek değilim.

Gerçi Yasemin Çongar dünkü yazısında Başbuğ'un iddiasına gayet ayrıntılı bir cevap vermiş. Adı anılan ülkelerde askeri yargının hangi sınırlar içinde çalıştığını tek tek anlatmış. Askeri yargının bizdeki yetki ve sınırlarını korumaya çalışanların dünyadaki örneklerden medet umamayacaklarını pek güzel ortaya koymuş.

Ama ben yine de her zamanki tutumumu sürdüreceğim: Başka ülkelerde öyle de olsa ne değişirdi ki... Bu bizim aklımızı devre dışı bırakıp "Askeri yargı hiç olmasa olmaz mı?" sorusunu zihnimizden silip atmamıza yol açabilir miydi? Ya da yol açmalı mı?

Bence asıl tartışılması gereken şey, askeri mahkemelerin görev tanımını daraltıp daraltmamaktan öte, bu mahkemelerin varlığı olmalıdır.

Askeri yargıya neden ihtiyaç var?

Her kurumun kendi içinde, kendi özel durumundan kaynaklanan özel ihtiyaçlar, özel kurallar, özel yasaklar olabilir. Ama bunlar için mahkeme kurulmaz; sadece özel bazı yönetmelikler, özel disiplin kuralları, bunları uygulayan disiplin kurulları olabilir ve nitekim var da...

Peki, bunun dışında neden bir asker bir suç işlediği zaman, aynı suçu işleyen bir sivilden başka bir mahkemede yargılanır?

Milli savunma görevi bütün diğer görevlerden daha kritik olduğu için mi?

Öyleyse, TCK'nın ilgili maddesine asker kişi tarafından işlenirse uygulanacak ağırlaştırıcı bir fıkra koyarsınız. Tıpkı kimi suçların basın yoluyla işlenmesi halinde koyduğunuz fıkralar gibi...

Kaldı ki, bir ekonomik kriz ya da salgın hastalık gibi olağanüstü hallerin savaş halinden çok daha sık başımıza gelen bir felaket olduğunu da unutmayın. Ülke ekonomisini altüst eden büyük bir ekonomik krizde üst düzey bir ekonomi bürokratının işlediği suç ya da bir salgın hastalık halkı kasıp kavururken bir ilaç karaborsacısının işlediği suç, savaş halindeyken bir komutanın işlediği suçtan daha mı az tahribat yaratır? Neden Merkez Bankası Başkanı'nı İktisat Mahkemesi'nde, ilaç karaborsacısını Sağlık Mahkemesi'nde yargılamıyoruz da subayı Askeri Mahkeme'de yargılıyoruz? TCK, bu tip olağanüstü hallerle ilgili olarak istisnalar getirip farklı hükümler koyarak sorunu halledemez mi?

Bu konuda daha birçok soru sorulabilir.

Ben bu soruları günlerdir rastladığım bütün hukukçulara soruyorum. Ve şimdiye kadar hiçbirinden ayrı bir askeri yargının var olmasını haklı kılacak bir cevap alamadım.

O yüzden de askere sivil yargı yolunu açan bugünkü değişikliği sadece bir başlangıç olarak kabul ediyor; herkesi kafalarındaki ipotekleri kaldırıp daha geniş düşünmeye çağırıyorum. 



 Yazının Yorumları (10 yorum)  

selamlar - misafir 01:14 / 2009.07.03
tebrikler tebrikler cesaretli yazılarınızın devamı dileğiyle

misafir - misafir 12:48 / 2009.07.01
çok doğru tesbitler teşekkürler

galatya - misafir 12:44 / 2009.07.01
gerçekleri neden unutuyoruz.bizim memleketimizin yeriavrupanın her hangi bir yerinde olsaydı askere bile gerek kalmazdı,çünkü memleketimizi bölecek kimseler olmazdı.o halde askerimize güvenmek,doğruluğu şaşmamak kaydıyle memleketimizi kollaması ve korumasını kabul etmek vijdan borcumuz olmalıdır.misafir.

gaffur - misafir 12:21 / 2009.07.01
gülay hanımın yazılarını fırsat buldukça okuyama çalışıyorum.demokrat biri olarak görüyorum. eğilmenen bükülmeden devam etmesini diliyorum. kalemine sağlık

karnot - misafir 11:29 / 2009.07.01
yazınız güzelde biraz da işten çıkarılan binlerce insandan sefalet içinde yaşayan halkımdan bahsedin türkiyenin en önemli sorunu buymuş gibi yazmışsınız taraf olmaktan vazgeçin

anarşist - misafir 10:59 / 2009.07.01
akp zigzaksız, bu çizgide devam ederse 2011 seçimlerinde ciddi bir oy patlaması yapar. eğer darbecilerle uzlaşır, şemdinli'de olduğu gibi "kanka" olursa tarihin derinliklerine gömülür" birey olarak en büyük kaygım; korkup,kokutulup geri adım atmaları, umarım bu gerçeği görüyorlardır...

dogru söz - misafir 10:30 / 2009.07.01
bu yaziya yapabilecegim yorum,gülay göktürk hanima en icten tesekkür etme ktir.yaziyi okumadan önce basim agiri yordu,okuduktan sonra agri kesici hap gibi kesti.cok güzel,yerden göge hak li,dört dörtlük sahane yazi.umarim,il gili kisiler anlayan anlar.bu yaziya basimi egerek sizlere saygi ve selaml ar...

misafir - misafir 10:08 / 2009.07.01
gülay hanim görüslerinize katiliyorum. allah sizleri basimizdan eksik etmesin. hükümetimizide allah guc kuvvet versin..

Kadir Uğurlu - misafir 10:04 / 2009.07.01
çok yerinde bir görüş, gülay hanım. askeri erkan; devlet içinde, devlet olamaz/olmamalıdır. askerler için de ihtisas mahkemeleri kurularak pek tabii sivil yargıda birleştirilir...

ali kırtaş - misafir 09:43 / 2009.07.01
tebrik ederim,aynen katılıyorum.




Yazarın son yazıları






Video galeri
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/0/1/file/96003_video.jpg
Messi, futbolseverleri hayran bıraktı
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/1/1/file/96006_video.jpg
Seedorf' tan 90'a muhteşem gol
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/0/1/0/0/0/0/0/0/file/95873_video.jpg
ABD'nin üniformalı canavarı

© Copyright 2009 Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
Bugün gazetesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.