ABD'li Lehman Brother's, geçen sonbaharda battığında sözü dinlenir akil adamlar, Türkiye'nin gelen kriz dalgalarına karşı kısa, orta ve uzun vadeli tedbirleri bir an önce almasını öğütlediler.
Pek bundan hoşlanılmadı. Tıpkı, süratli otomobil sürüp, "Bana bir şey olmaz" diye düşünen ve kuralları hiçe sayan, sonra da ya bir TIR'a, ya otoban bariyerine ya da karşıdan gelen başka araca toslayan sürücü gibi davrandık.
Başbakan Tayip Erdoğan, "Kriz, bize teğet geçecek" dedi ya bir kere, ona takılıp kaldık.
O öyle dese de ekonomi bürokratları ve ilgili bakanlar, paket programları uygulamaya koymak için elbirliğiyle kendisini ikna etmeliydiler.
Bu yılın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 13.8 küçülmesinde, bankacılar başta olmak üzere iş dünyası, geçen dönemin ekonomi bakanları, Başbakan'ın danışmanları ve pembe tablolar çizen bazı medya organları sorumludur.
Krizi algılamakta geç kaldığımız ortaya apaçık çıktı.
Böyle şampiyonluk olmaz!
İlk çeyrekte, Çin yüzde 6.1, Hindistan yüzde 5.8, Polonya 0.8, komşu Yunanistan 0.3 büyümüş. O, IMF'ye meydan okuyan Brezilya 1.8, kriz ihracatçısı ABD, 2.5, İspanya 3, Fransa 3.2, Almanya 6.9, Japonya 8.8, Rusya 9.5 ve Singapur 10.1 küçülmüşler.
Tablo böyle uzayıp giderken, Türkiye sanki küçülme şampiyonu olmak için uğraşıp 13.8'de demir atmış. Yıl sonu büyümede bindiğimiz dalı kestik.
2001 krizinde biz 9,85'i büyük felaket olarak görmüştük, yanılmışız ve şükretmemişiz ki ondan neredeyse 4 puan daha fazla küçülmeyi göze almışız.
Üzerimize gelen trenin ne düdüğünü duymuşuz ne de ışığını görmüşüz.
İşsizlik rakamlarındaki rekora gidişi de önceleri önemsemedik, gelip geçer, kriz uçup gider, işsizler yine iş bulur diye düşündük.
Yeni pazarlar efsanesi
Krizde küçüldükçe, ihracat rakamları daraldıkça, yeni pazarlar bulmaya soyunduk. İyi ve güzel de bu işin mantığını da es geçtik.
AB'ye üye olacak mıyız, olmayacak mıyız belli değilken, aramızda Gümrük Birliği varken, yeni pazarlar dediğimiz ülkelerle tek başımıza ticaret yapmamız zor. AB istediği gibi üçüncü ülkelerle anlaşmalar imzalıyor, biz seyrediyoruz. Çünkü, üye olmadığımız için o fırsatlardan yararlanamıyoruz. AB, "Türkiye, ileride üyemiz olacak, onu da görün" dese de o ülkelerin bizi fazla takmadığını neden anlamıyoruz.
Serbest ticaret anlaşmaları gerçekleştirmek, AB'nin gölgesinde öyle kolay değil. Kriz yüzünden zaten devlet müdahaleciliği, korumacılık had safhada. Mal satmak istediğimiz ülkeler, kendi çıkarlarını düşünüp, kotayı dayıyorlar.
Hükümet iyi niyetli olsa da, şu yeni pazarlar gerçeğini sağlam zeminlere oturtmalı ki, işadamları yakalanan fırsatları değerlendirebilsinler.
Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, bazı Güney Amerika ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmasına hazırlanıyor. Mesela Şili ile böyle bir anlaşma yakında imzalanacak. Brezilya için de biraz zaman lazım.
Afrika ülkelerinin hepsinde yeni pazar yaratmak bazı gerekçelerle zor. Bu nedenle, burada da yeni stratejiler izlemek lazım.
Çin ve Hindistan'ı ise çok yakından takip etmeliyiz. En çok büyüyen iki ülke onlar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanında işadamlarıyla Çin'e gitmesi iyi oldu.
200 bin memur ve 127 bin işçi kadrolu oldu. Şimdi 151 bin sözleşmeli...
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni Türk Ticaret Kanunu ile...
Soğuk ve yağışlı hava nedeniyle havayolu firmaları seferlerini iptal...