Ana sayfa » Yazarlar » Nuh GÖNÜLTAŞ
02 Temmuz 2009 Perşembe
Nuh GÖNÜLTAŞ
Nuh GÖNÜLTAŞ
nuhgonultas@gmail.com
Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Milli Savunma Bakanı diye bir bakanımız var mıydı?
Milli Savunma Bakanı diye bir bakan var kabinede.
Normal 0 21 MicrosoftInternetExplorer4

Ama varlığı yokluğu belli değil.

Bir dostun deyimi ile 'sünger gibi bir bakanlık.'

Geleni gideni, olup biteni emiyor.

Kim, Milli Savunma Bakanı olursa olsun fark etmiyor, hepsi aynı durumda oluyor.

Sünger yani!

Askerin konumu ve durumu karşısında adeta Genelkurmay Başkanı'nın ve diğer 36 generalin emir eri durumunda.

Şu son "Demokrasiye ihanet belgesi" tartışmalarında Milli Savunma Bakanımız'dan konuya dair bir görüş, bir fikir, bir beyan, bir cümle, hatta bir kelime duyan varsa bize de söylesin, biz de duyalım.

İnsan hiç değilse konjonktür icabı Honduras'taki darbeye ve darbecilere karşı çıkan bir iki söz eder.

Nedir bu siniklik, nedir bu sivil acziyeti!

Oysa Milli Savunma Bakanı hükümetin TSK'daki sivil adamıdır.

Bakandır, yetkisi gücü vardır.

Genelkurmay Başkanı onu hiç takmıyor mesela.

Genelkurmay Başkanı bir sorunu olduğunda direkt başbakana geliyor. Eğer başbakan dirayetli biri olmasa işlerini Cumhurbaşkanı ile hallederler.

Oysa ilk görüşülecek noktanın Milli Savunma Bakanı olması gerekmez mi?

Milli Savunma Bakanları asker karşısında öyle sinik bir konum sergilemekteler ki rica etseniz bir er tayini bile yapamaz durumdalar.

İçeriyi bilmiyoruz ama dışarıdan bakıldığında Milli Savunma Bakanlığı'nın kapısı bile Genelkurmay Başkanı'nınkinin yanında gecekondu kapısı kalır.

İkisi arasındaki konum farkı daha kapıda başlıyor yani.

Milli Savunma Bakanı'nın bu duruma düşmesi 27 Mayıs Askeri Darbesi'nden sonra oldu.

Kısa bir tarihçe verirsek...

1920'de Erkanı Harbiye bakanlıktı. Önce İsmet Paşa, sonra da Fevzi Çakmak bakan oldu. 1926'de ise bakanlık kalktı riyaset kuruldu. Riyaset müstakillik anlamına geliyordu. 1944'te Fevzi Çakmak'tan sonra Genelkurmay Başbakanlığa bağlandı. 1949'da ise demokratikleşme ve tek elden yönetim sebebiyle Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı'nın dairesi haline geldi.

Tabi sonrasında 27 Mayıs Darbesi süreci tersine çevirdi.

Başbakanlığa bağlanmasının sebebi Genelkurmay'ın savaşa hazırlanırken bütün bakanlıklarla temas halinde olması zorunluluğu düşünülmüştü.

31 Mayıs 1949'da 5398 sayılı Milli Savunma Bakanlığı kuruluş ve görevlerine dair kanun çıkıyor. Bu kanunda "Cumhuriyet ordusunun hazırlanması ve idaresiyle görevli ve bu işlerden barışta ve seferde sorumlu olan Milli Savunma Bakanlığı, barışta harp kuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genelkurmay Başkanlığı ile Bakanlık Müsteşarı'nın idaresi altındaki daireleri ihtiva eder."

Yani Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı'nın bir dairesi haline gelmiş oluyor.

Genelkurmay Başkanı'nın atanması da Milli Savunma Bakanı'nın teklifi ile Bakanlar Kurulu'na bırakılıyor. Kanunun gerekçesinde de bu durum demokrasi ile idare edilmenin bir zarureti deniliyor.

Ve 1960 Darbesi.

1960 Darbesi Genelkurmay'ı Başbakanlığa bağladı ve bu bağlılık Anayasa'ya yazıldı.

Bugün bu konuda Türkiye 1949'da yapılan demokratik atılımın çok daha gerisinde.

Bu duruma gelinmesinde sadece mevzuat değil, Milli Savunma Bakanı olarak atanan kişilerin karakterleri de önemli rol oynuyor.

Bize Genelkurmay Başkanları'nın emir eri gibi Milli Savunma Bakanları lazım değil.

Bugünkü haliyle Milli Savunma Bakanlığı iradesiz ve işlevsizdir.

Hatta Milli Savunma Bakanlığı (MSB) adı asker personel tarafından sivil hükümete emir verme makamı olarak kullanılıyor. Son örnek Milli Savunma Bakanlığı adına Adalet Bakanlığı'na gönderilen yazıdır. Yazıda Milli Savunma Bakanlığı Adalet Bakanlığı'na "TSK'ya sormadan askeri yargıyla ilgili düzenleme yapmayın" diyor.

Böyle bir MSB olmasındansa olmaması daha fazla sivilleşmeye hizmet eder!




Yazının Yorumları (2 yorum)
yazarın yorumuna katılıyorum. ne sınıftdır bilinmez kurumların arasındaki tutarsızlık.neden dendiğinde farklı anayasayamı bağlı bunlar. t.c. devletinin bu değişmez kurumların yada kurulların sivilleşme karşıtı veya parlementoya yada siyasi ikdidara bağlılığı önceden koparılmasımı .kişiselleştirilmiş gibi görünüyor.türkiyenin bence asıl sorunu bu.
DEMİRAY - misafir - 16:22 / 2009.07.30
sevgili yazarımıza hatırlatayım.türkiye'de hala sivil demokrasi tesis edilememiştir.bunun kanıtı da jet tahliyelerdir.
Songül Gül - misafir - 09:04 / 2009.07.02



Yazarın son yazıları






Çok Okunanlar
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.