Favorilerime ekle  |   Ana sayfam yap  |   Arşiv  |   Mobil  |   Bugün Çocuk  |   Bugün TV  |   Genç Kalem  |   TV Rehberi
Bugün Gazetesi
02 Temmuz 2009 Perşembe
Ali Atıf BİR
Ali Atıf BİR
aabir@bugun.com.tr Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
İç Hizmet Kanunu taş gibi orada...
Ağırlaşan yaz sıcağında sıkıntı veren siyasi gündemimiz şöyle seyrediyor:
Normal 0 21 MicrosoftInternetExplorer4

Türkiye, sivilleşmeye, darbe çağırıcılarının ve tezgahlayıcılarının önünü kesmeye çalışıyor. TSK, bir kısım devlet kurumları ve bir kısım medya "şeriat gelir" ve "bölünürüz" argümanlarıyla direniyor.

AK Parti, Anayasa Mahkemesi'ne açılan kapatma davasından ve Türkiye "devrim" tarihinden aldığı derslerle karşı saldırıları püskürtmeye çalışıyor.

Kenan Evren dahil olmak üzere "12 Eylül 1980 paşalarının" yargılanmalarına izin veren Anayasa'nın geçici 15'nci maddesinin kaldırılması bile tedavüle sürülmüş durumda...

Benim ise aklımdan 12 Eylül 1980 askeri darbesini televizyondan ve radyodan duyuran dönemin Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren'in o gün sarf ettiği şu sözcükler çıkmıyor.

İç Hizmet Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanarak TSK yönetime el koymuştur.

Sanırım söz konusu konuşma defalarca TRT televizyonundan ve TRT radyolarından yayınlandığı için bu sözcükleri o gün 17-18 yaşının üstünde olan herkes anımsar.

12 Eylül 1980'de ben de tam 18'indeydim ve o günlerin bu günler gibi olmadığını çok iyi biliyorum. O günlerde darbe şartları gerçek miydi yoksa darbeye biri mi, birileri mi hazırladı Türkiye'yi onu bilemem.

Bildiğim ve yaşadığım Türkiye'nin o günlerde bir iç savaşın eşiğinde olduğu ve her Allah'ın gün insanların "bugün de bizim aileden biri ölmedi" diye dua ettikleridir.

Bu nedenle bugün darbeye engel olacağım diye "12 Eylül 1980 paşalarını" darbe yaptıkları için yargılamaya kalkarsanız bu büyük haksızlık olur! Çünkü 12 Eylül'ün şartları farklıydı. Ortada bugünkü gibi sokağın başka düşündüğü, medyanın ve askerin başka düşündüğü bir durum yoktu.

Bugün toplumun büyük kesimi için darbeyi gerektirecek bir kaos ortamı yoktur. İki gün önce 8 saatlik MGK toplantısından çıkan "mutabakat" metnini okuyalım:

"Toplantıda, ülke güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmelerin kapsamlı bir değerlendirmesi yapılmış; ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin birliğini ve huzurunu bozmaya yönelik her türlü faaliyete karşı yürütülen mücadelenin, halkımızın güven ve desteği ile sürdürüleceği belirtilmiştir. Bu konuyla ilgili çalışmalar da gözden geçirilmiştir. Ayrıca devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşünceler dile getirilmiş, bu tür faaliyetlerin ülkemize bir fayda sağlamayacağı teyit edilmiştir."

Bu metnin sokakta karşılığı ve inandırıcılığı var mı? Yok...

Ancak TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi başarılı darbelere altlık oluşturmak üzere taş gibi yerli yerinde...

İşte madde 35:

Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır.

Yani eğer asker bazı odakların gazıyla durumdan vazife çıkarır ve Anayasa ile tayin edilmiş Türkiye Cumhuriyeti'nden sapıldığı kararına varırsa, cumhuriyeti korumak ve kollamak için darbe yapabileceği İç Hizmet Kanunu'nun da yazılıdır.

Dolayısıyla iki gün önce Ertuğrul Özkök'ün yazısında küçümsediği gibi askerin elinde "iyi kötü İç Hizmet Kanunu" yoktur. Bayağı ciddi bir şekilde cumhuriyet rejimini (!) teminat altına alan bir İç Hizmet Kanunu vardır. Polisin Yetki ve Salahiyetleri Kanunu'nda ise polise böyle bir görev yüklenmemiştir.

Dolayısıyla bugün "belge var, Ergenekon var, polis var, asker yargılıyoruz" diye sivilleştiğimiz sanılmasın... Asker rejimin tehdit altına olduğunu hissederse cart diye basar darbeyi, başarılı olursa da sivil, askeri rüyasında yargılar, herkes de apışıp kalır.

Bu nedenle sıkıyorsa TSK İç Hizmet Kanunu'nu değiştirin! TSK İç Hizmet Kanunu'nu değiştiremiyorsanız Anayasayı değiştirin! Bu Anayasa ile Türkiye'de şu anda durumdan vazife çıkarılacak o kadar malzeme var ki! Ama durun Anayasa'yı TBMM'de değiştirdin diye bile cumhuriyeti koruyup kollayanlar çıkabilir.

Of... Of... Ne olacak bu Türkiye'nin hali? Albay Çiçek "kağıt parçası" nedeniyle tutuklanmış sonra bırakılmış biliyor musunuz? Tutuklansa ne yazar bırakılsa Gönül Yazar...

Çekirgelik

"Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar." (Emile Raux)



 Yazının Yorumları   



Yazarın son yazıları






Video galeri
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/1/1/0/1/1/1/0/file/96221_video.jpg
Kimin adamısın lan sen!
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/1/0/0/0/0/0/1/0/0/0/0/file/96288_video.jpg
Levent Ersöz'ü kurtarma operasyonu
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/1/0/1/0/1/0/1/file/96171_video.jpg
Aytaç Durak canlı yayını terk etti

© Copyright 2009 Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
Bugün gazetesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.