"Olmaz, çünkü..." diye başlıyor, geniş izahları ile birlikte şunları sıralıyordu:
-Türkiye o Türkiye değil.
-MGK o MGK değil.
-MGK'ya başkanlık eden Cumhurbaşkanı aynı Cumhurbaşkanı değil.
-MGK'ya katılan hükümet tarafı aynı hükümet tarafı değil.
-MGK'ya katılan askeri kadro, o günkü askeri kadro değil.
-Türkiye'nin dünya ilişkileri aynı ilişki değil.
-Siyasi iktidarın dünya ile ilişkileri de o günkü siyasi iktidarın ilişkilerinden farklı.
-Medya aynı medya değil.
-İş dünyası aynı iş dünyası değil.
-Sivil toplum kuruluşları aynı sivil toplum kuruluşları değil.
-Yargı 28 Şubat dönemi yargısı değil.
-Son olarak... "Bugünkü MGK'yı 28 Şubat MGK'sına benzetmek, Türkiye'ye ne kazandırır?" sorusunun tek müspet cevabı yok."
30 Haziran MGK'sı yapıldı, evet uzun sürdü. Uzun MGK'dan sonra deyim yerindeyse bir özel MGK daha toplandı. Anlaşılıyor ki, gerilimli geçti. Ama aynı saatlerde Türkiye, Genelkurmay Başkanı'nın Askeri Mahkeme korumasına aldığı sanılan Albay Dursun Çiçek hakkında İstanbul'da sivil mahkeme tutuklama kararı verdi.
İşte bu "Yeni Türkiye"dir.
MGK'dan yapılan açıklamada, "Devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin telkin ve düşünceler dile getirilmiş, bu tür faaliyetlerin ülkemize bir fayda sağlamayacağı teyit edilmiştir" denildi.
Herhalde bu cümle, içerideki sivil ve asker tarafların en çok buluştuğu konunun ifadesidir. Devlet kurumlarını yıpratma eylemi karşısında böyle bir birliktelik de yadırganmaz. Ancak, devlet kurumlarının nasıl yıprandığı-yıpratıldığı sorusunun cevabı, insanların durduğu yere göre değişiyor.
Eminim ki siviller, TSK'yı en çok yıpratan şeyin, onu siyasi bir araç haline dönüştürmek olduğunu düşünüyor ve askeri siyasetin dışına çekmek gerektiğine inanıyor, belki bir başka grup da askerin siyaset dışına çekilmesini, onun güç kaybı gibi değerlendiriyor.
Ama bunun birincisi demokratik tavır iken, ikincisi askeri vesayet anlamına geliyor ve demokratik ülkelerde askeri vesayetin yeri yok.
Türkiye de işte o demokratik standartlara doğru evriliyor.
Gönül ister ki bu evrilme, Asker'in de ciddi katkısı ile olsun ve Asker üzerine oyun kuran birtakım asker olmayan odaklar, bulanık suda balık avlamasınlar.
Kaldı ki, Asker'in de bir süredir, gerçekten bu demokratik evrilme seyrine katkıda bulunmaya çalıştığı düşünülebilir.
Belki onlar, bu işin "burun sürtme" havası verilmeden yapılmasını istiyorlar.
Belki, sistem içindeki vesayet durumunun bir ölçüde de olsa saklı kalmasını arzu ediyorlar.
Ben, bu işin gerçekten "burun sürtme" niteliğinde olmamasını doğru bulurum.
Ama sistem içinde askeri vesayet damarının saklı kalması, kabul edilemez.
Bir şey daha:
Askeri kanat, vesayet damarını bir şekilde korumak için direndikçe, sürecin burun sürtme görüntüsüne bürünmesi de kaçınılmaz olabilir. Çünkü vesayette ısrar etmek gerilimi doğuracak, bu gerilimi Asker lehine geliştirmek mümkün olmadığı için de iş medyaya "Asker yenilgisi" gibi yansıyacaktır.
Şu Albay Çiçek işinin bu noktaya gelmesine neden yol açıldı? Sayın Başbuğ'un kendisini bu kadar bağlaması gerekir miydi?
"Belki de iş Şemdinli'ye benzer" gibi bir kurgu yapıldı ama olmadı. Şemdinli'de Başbakan'ın tavrı büyük eleştiri aldı, medya onu yerden yere vurdu ve sanki orada "Sivil iradenin burnu sürtüldü" gibi oldu. Sivil irade buna neden razı olsun?
Baykal ne diyor:
"Bakarsınız, bir iki saate kadar Cumhurbaşkanı Gül de bu konuda kararını verir, bu yasayı iptal eder."
Bunun tercümesini yapalım mı?
"Asker Cumhurbaşkanı'nın burnunu sürter, yasa iptal edilir" demek bu.
Bu kabul edilebilir mi?
Baykal, 28 Şubat'ı "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, rejimi değiştirmek isteyen hükümete karşı demokratik bir kitle örgütü gibi çalışıp, RP'nin maskesinin indirilmesine katkıda bulunması, kamuoyu oluşumunda yardımcı olması..." olarak değerlendirmişti.
İşte bu katakulli geçersiz artık.
Türkiye dönüşü olmayan yolda.
Türkiye'de hâlâ darbe yapılabileceğini, Asker'in hâlâ sistemin ana kumanda mekanizmasını yöneteceğini düşünen varsa, büyük yanılgı içinde. Türkiye gibi bir ülke, böyle bir görüntü içine hapsedilemez.
Baykal ve 28 Şubat şürekâsı, Asker'i koçbaşı olarak kullanma hevesinden vazgeçmeli...
Asker'i, kumar masasında harcanacak bir malzeme haline düşürmemeli.
Zamanın ruhunu anlama zamanındayız.
Hakkari’nin Çukurca ilçesine sızmaya çalışan PKK’lıların saldırısı...