Bosna deplasmanında kelimenin tam anlamıyla ölüm kalım maçına çıktık. Rakibimiz Bosna- Hersek, tarihinde ilk kez finallere gitme avantajını elde etmiş, heyecandan ayakları tir tir titriyor...
Taraftarı coşkulu, sokaklar ve stat tezahürattan inliyor. Daha maçın 5. dakikasında ilk hatalarında kalelerinde golü görüyorlar. Öne geçme, bastırma fırsatını bu arada kaçırıyoruz. Eğer üstlerine yüklenseydik 2- 3 gol bulmak işten bile değildi. Biz ise tam tersi, golü yediğimiz dakikaya kadar kendi alanımızda top çevirmeyi tercih ediyoruz.
Defansımıza yükleniyorlar, Millilerimiz top çıkarmaya çalışıyor. Kapandık, gol yememeye çalışıyoruz. Olacak iş değil... Emre karşılaşmada gereksiz bir sarı kart görüyor. Milli Takım'ın baş mimari Fatih Terim ise tribüne gönderiliyor. Yine olacak iş değil... Böyle bir durumda ise; takımın asları olan Emre, Arda, Tuncay, Hamit, Semih saha içi organizasyonu üslenip oyunu orta alanda çevirecekleri yerde, maçın seyircisi durumuna düşüyorlar. Tabii durum böyle olunca, cesaretlenen ve saldıran Bosna- Hersek, dalga dalga üstümüze gelmeye başladı.
Karşılaşmanın ilk yarısında Volkan gününde olmasaydı, kalemizde en az 3 gol daha görebilirdik. Artık bundan sonra matematiksel olarak play-off'a gitme hesaplarımız var. Bosna kalan maçlarında iki beraberlik yaşarsa veya iki mağlubiyet alırsa bizim hala play-off'lara çıkma ihtimalimiz var. Artık oturup Bosna-Hersek'in bu ihtimalleri yaşamasına dua etmeliyiz.