Ana sayfa » Yazarlar » Aykut IŞIKLAR
09 Kasım 2009 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Aykut IŞIKLAR
Aykut IŞIKLAR
aisiklar@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Sahtekârlar 'domuz gribi' için işbaşında!

Çok şey gibi 'domuz gribi' önlemlerini de kendimize uydurduk.

Kişisel maddi çıkarımız için kullanmaya başladık. Vicdansız kişiler yine işbaşında... Her şeye inanan saf ve temiz kalpli insanımızın cebindeki üç-beş kuruşu alıyorlar. Bunun için de akla gelmedik 'taklalar' atıyorlar. Yalanın dolanın bini bir para... Kimi ucuz şampuanı 'antibakteriyel sıvı sabun' diye satıyor, kimi bildiğimiz kolonyalı kağıt mendilleri 'domuz gribinden koruyan' özel mendil diye... O çok büyük süper market zincirleri bile onlara alet oluyor. Mağazaların kapılarına yığmışlar bu sahte ürünleri, sürümden kazanıyorlar. Halkı aldatmaya utanmıyorlar...

Şu sıralarda piyasada saf alkol bulunamıyor. Çünkü saf alkolleri bazı laboratuvarlar üç misli para vererek satın almış. Domuz gribinden korunma çaresi diye plastik şişelere dolduruyorlar. İlaç gibi alkol satıyorlar.

Plastik ham maddesi de yok gibi. Veya üç misli paraya satılıyor. O bildiğimiz boş şampuan, kolonya şişeleri 1.5 liraya satılıyor. Oysa onlar geçen hafta 300 kuruş bile değildi.

Saç boyalarından tutun, sabunlara, havlulara dek her şey birden domuz gribine endekslendi. Meyve sıkıcısı bile bulunmuyor. Herkes portakal sıkıp içtiği için...

Eczaneler ilaç satmayı bırakıp, sahte temizlik ve korunma maddeleri satıyor. Bu arada grip aşısı bulana helal olsun. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ konu ile ilgili ne kadar açıklama yapsa da dinleyen yok. Halk, sıvı sabunlara aktif koruma ilacı diye parasını kaptırıyor.

Sanırım bu ülkemize özgü bir alışkanlık... Yapacak bir şey yok, şaşkın şaşkın bakmaktan başka... Allah gözlerini doyursun. Hadi bizi kandırıyorlar, öteki dünyada bunun hesabını nasıl verecekler?

BKM oyuncuları da aç karnına sanat yapıyormuş

Önceki gün Anadolu Ateşi dansçılarının birer birer kaçtığını, çünkü ayda 1250 lira maaş almak istemediklerini yazmıştım. Bana dansçılardan gelen bilgi böyle idi. Yorumum da ise; "Eee Gülben Ergen'in eşi olmak kolay değil. Eski sıkı solcu Anadolu Ateşi Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, Gülben Ergen ile evlenince sınıf değiştirdi, genç dansçıları unuttu" demeye getirmiştim.

Daha o gün elektronik posta kutuma mektuplar yağmaya başladı. "Kardeşi Yılmaz Erdoğan'ı da yazsana. O da bir zamanlar Lenin kadar solcu idi. Ama şimdi yanındaki oyuncuları boğaz tokluğuna çalıştırıyor" deniliyordu. Belli ki genç oyuncular fırsat bu fırsat deyip, patronlarını ihbar ediyorlar.

Yılmaz Erdoğan da Hakkari'nin bağrından kopup İstanbul'a gelen, şöhret olup parayı bulan bir kardeşimiz. BKM adında bir firması var. Filmler yapıyor, konserler düzenliyor, TV programlarında yapımcı. Yani çok tatlı para kazanıyor.

Pekiiiiii... Örnek verelim... Kanal D'de çok beğenilen, çok izlenen 'Çok Güzel Hareketler Bunlar' oyuncularına kaç lira maş veriyor? Her yerde tepe tepe kullandığı genç oyuncular aldıkları maaşlardan memnun mu? Ben hiç sanmıyorum. Aynı taktik, aynı sömürü. "Bak burada isim oluyorsun, çevre ediniyorsun. Üç beş yıl sonra milyonları götürürsün" masalı. Üç-beş yıl sonra yüzün eskiyor, yoruluyorsun, yaşlı ve yıpranmış oyuncu olarak kapının önüne konuluyorsun. Bu beyin yıkama işine sadece oyuncular değil, biz gazeteciler de çok yeriz. Başka zaman uzun uzun anlatırım.

Yılmaz Erdoğan'ın ortak olduğu BKM oyuncularına kaç lira maaş verdiğini yazmaya utanıyorum. Üç kuruş fazla veya eksik olsa ne çıkar. Ama inanılmaz komik para. Bu maaşlar ile çocuklar karnını bile doyuramaz.

Özetle Yılmaz Erdoğan da ağabeyi gibi yanında çalışanlara cimri imiş. Eee onun da masrafı çok. En son gördüğümde Amerikalılar'ın savaşta kullandığı Hummer ciple dolaşıyordu. O arabanın benzini ile Hakkari'de okul yapılır.

Yıllar sonra 'Papermoon' duygularım

Dünyanın en iyi (her bakımdan) mekânları ile yarışacak mekanlarımız var. Hele Reina gibi manzara bakımından bir numarayız. Metin Fadıllıoğlu'nun 29'u, Ulus Sunset, Sedat Zincirkıran'ın Salıpazarı Sardunya'sı, Mehmet Tuna'nın Etiler Şamdan'ı gibi pek çok mekânımız yabancı konuklara resmen gurur kaynağımız.

Ama bir yer var ki ilk gününden beri çizgisini hiç değiştirmedi. İstikrar abidesi gibi müthiş bir başarıya imza atıyor. Etiler Papermoon gerçekten çok özel bir mekân. Mutfağından, servisine, barından kapı karşılamasına dek her yönü ile... Böyle bir mekân her işletmecinin herhalde en büyük idealidir. Çok deneyen oldu ama Papermoon olunamadı.

Öğle yemeği servisi bir başka güzel, akşamüstü aperatif içki zamanı başka. Hele akşam yemeği... Bebek'teki balığı da Florya'daki et yemeklerinin kralını da burada yiyebilirsiniz.

İşte bu yüzden İstanbul'un merkezi sayılıyor. Kalburüstü kimi arasanız orada. Büyük iş konuşmaları, transferler, şovlar eee tabii büyük aşkların doğması da doğal değil mi? Servisini anlatmama hiç gerek yok. Beş yıldızlı dedim ya...

Uzun zamandır gitmiyordum. Geçen gün Başkanım Fatih Karaca ile bir öğle yemeği yerken çevreyi gözlemledim. Papermoon'u aynı hatta daha mükemmel görünce de bunu siz sevgili okurlarımla paylaşmak istedim. Fena mı yaptım yani. Hep eleştiriyorum, arada bir de hak edenleri alkışlamak gerekir.

Orada çalışanların çoğu, hızlı gazetecilik gecelerimden dostum. Eski dostlara sevgiler. Zirvede kalmak, zirveye çıkmaktan daha zordur. İşte dostlarım bunu başarıyor.

'Özge Uzun'lara sahip çıkalım.

Özge Uzun'u NTV'de gece haberlerini sunarken kimse fark etmedi. Benim gibi birkaç gazeteci "Hem güzel, hem iyi spiker" diye düşündü. Gerçekten de manken gibi fiziği var. Yüz hatları çok modern. Sesinin rengi farklı. Ve Türkçesi mükemmel. Ayrıca da okumuz yazmış, dil bilen bir Türk kızı. Evlendi, anne oldu, Fox TV'ye geçti ve birkaç gece otururken haber sundu. Beyni, belinden aşağıda olanlar hemen yazmaya çizmeye başladılar. "Güzel bacaklı spiker şöyle-böyle" diye. Ki o günlerde biricik yavrusunun problemleri ile uğraşıyordu. Ağlayarak doktor, hastane koştururken.

Geçen ay Habertürk TV'den bir teklif aldı. Uzun zamandır işinden uzak kalmıştı tabii ki 'Evet' dedi. Aynı şahıslar yine başladılar. Hele bir balata-balta şaşırması olunca. Özge Uzun'u resmen linç etmeye kalktılar. Çünkü bilinçaltı hayranlık kadar, göbek bağı olduğu eski kaşarlara da yalakalık yapıyorlar. 'Özge'ler yolun başında devrilirse, kök salanlar üç beş yıl daha ayakta kalabilecek.

Özge bugün yine Habertürk TV'de 15.00'te kamera karşısında olacak. Ama haber programında, esas işini yapacak.

Şimdi soruyorum size. Bazı kişiler bu genç, güzel ve başarılı anneden ne istiyor? Ne alamadıkları, veremedikleri var? Özge çocuğu ve ekmeği için koşturuyor, kime ne yapmış? Son derece namuslu, onurlu çağdaş Türk kadını. Onu yok edip de yerine 'Hülya Avşar'lar, 'Saba Tümer'ler mi gelsin istiyorsunuz? Bir zamanlar porno filmlerde oynamış kadınların seviyesiz düşüncelerini dinlemek istiyorsunuz?

Bakın size çok açık konuşuyorum. TV, müzik ve sinema dünyasını ele geçiren, geçmişi karanlık kadınlar genç kızların önünü kapatıyor. Ne kadar cahil kaldığını, yaşlanıp bittiğini ancak böyle saklıyor.

Bu ülke Hülya Avşar, Gülben Ergen, Seda Sayan, Müjde Ar, Pakize Suda'lardan kurtulsun artık. Her taşın altından onlar çıkıyor yeter yaaa... 

 





Yazarın son yazıları









Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.