17 Aralık 2009 Perşembe
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Ahmet TAŞGETİREN
Ahmet TAŞGETİREN
atasgetiren@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Kahredici soru

Gele gele nereye geldiğimize, gündemimize hangi sorunun girdiğine bakın.

-Başbakan Diyarbakır'a gidebilir mi?

Bu soruyu, Taraf'tan Yasemin Çongar soruyor.

Daha doğrusu "Git oraya" diyor. "Git ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'le konuş."

Sonra ilave ediyor:

"Bu öneri, belki bazılarına "zamansız" hatta "tehlikeli" görünebilir.

Sonra "Ama şunu da unutmayalım" diyerek ilave ediyor:

"Bu memleketin her köşesine, seksen bir ilin seksen birine de gidebilmekle "haklı" olarak övünen Başbakan Erdoğan'ın her üç seçmenden ikisinin oyunu almayı başardığı bir bölgeye gidememesi "olağan" bir hal kabul edilemez.

Çongar'ın son cümlesi şöyle:

"Ve 'olağan' olmayan bir halin uzamasına izin verdiğinde, 'olağanüstü hal' isteyenler kazanıyor demektir."

Evet, günün sorusu bu:

-Başbakan Diyarbakır'a gitmeli mi, gidebilir mi?

Başlı başına bu soru, Türkiye için dehşet verici. AK Parti için alarm.

Evet, bölgede AK Parti'nin 70 küsur milletvekili var ve sesleri solukları çıkmıyor.

Taraf'ta Kurtuluş Tayiz, TBMM'ye istifalarını sunan DTP'li milletvekillerinin, gidip Diyarbakır'daki Demokratik Toplum Kongresi'ne katılmalarını değerlendirirken, "Kürt parlamentosu"nun ete kemiğe bürünmekte olduğunu yazıyor.

Ne bu?

Hükümet bu oluşuma nasıl bakıyor?

Acaba Başbakan'ın Diyarbakır'a gidip gidememesini tartışmakla bu iş arasında bir alâkâ var mı?

Yoksa yok mu?

Yasemin Çongar'ın gündeme getirdiği konu, bölgede, psikolojik zeminin nasıl devlet dışı güçlerin inisiyatifine geçtiğinin göstergesi.

İstenen ne?

Sivil iradenin, olağanüstü hale gerek duymadan kontrolü yeniden ele geçirmesi...

Dün, evvelsi gün, yazılarımda, bizzat bir Kürt işadamının, üstelik Ticaret ve Sanayi Odası gibi bölgeye iş-istihdam sağlayan işadamının, algıladığı psikolojik teröre işaret ettim. Galip Ensarioğlu, "insanların ciddi bir silahlı güce sahip örgüt karşısında, statü kaybı, hain ilan edilmek, hatta hayati tehlike sebebiyle farklı tavır açıklayamamalarına" dikkat çekmekteydi.

-Başbakan Diyarbakır'a gidebilir mi?

Diyarbakır'da AK Parti binası göstericiler tarafından taşlanarak yerle bir edildi. İçeride insan olsa, herhalde linç edilmiş olurdu.

Bulanık'ta Ziraat Bankası yakıldı. Dersaneler içeride öğrenci varken taşlandı. Ve bir manifaturacı, "Kepenk kapatın" dendiği halde kepenk kapatmadığı için saldırıya uğradı, dükkanı yakıldı.

Ardından, manifaturacı vatandaş silaha sarıldı, ateş açtı ve iki kişi öldü, 6 kişi yaralandı.

Haydi hep birlikte düşünelim:

-Ne yapmalıydı o vatandaş?

Cevap hazır değil mi?

-Dükkanını kapatmalıydı.

Sonra?

-"Oğlunu, kızını dağa ver!" dendiğinde vermeliydi.

Sonra?

-Ya her geldiğimizde örgüte şu kadar para ver ya da burayı terk et dendiğinde, ya "PKK vergisi"ni vermeli ya da pılını pırtısını toplayıp gitmeliydi.

Sonra?

-Başbakan Diyarbakır'a gidebilir mi?

-Kürt parlamentosu yolda. Örgüt (PKK) milletvekillerinin artık DTK bünyesinde çalışmalarını istiyor. DTK da zaten fiili olarak Kürtler'in parlamentosu konumundadır. (Kurtuluş Tayiz, Taraf, 16 Aralık 2009)

Bundan yıllar önce, AK Parti hükümetine, "Her ay bir Bakanlar Kurulu toplantısını Diyarbakır'da yapın" çağrısında bulunmuştum. Bu bir inisiyatif alma çağrısıydı. Şimdi, "Kürt coğrafyası-Kürt parlamentosu" söylemleriyle şehir, bambaşka bir mahiyete büründürülüyor. Öyle ki AK Parti bünyesindeki Kürt milletvekillerinin esamisi bile okunmuyor. Bölgede PKK gölgesinin herkesi sindirmeye kafi gelmesi gibi...

Şimdi ne yapacaksınız?

Ben Başbakan'ın, "AK Parti Kürt vatandaşlarımızı çok daha büyük ölçekte temsil ediyor" sözlerinin, nasıl bir işlevsellik taşıdığının somut görüntülerle ortaya konabilmesi, daha ötede de devletin, PKK gölgesinin herkesi sindirmesine razı olduğu izleniminin ortadan kalkması gerekiyor.

DTP-PKK çizgisi Kürtler'in yüzde 25'ini temsil ediyorsa, bu yekunun tüm Kürtler'i temsil yetkisi kullanabilmesi bile, yaşanan terörün ne kadar etkin olduğunun göstergesidir.

O "kahredici soru", şu an Türkiye'nin üzerinde Demokles kılıcı gibi sallanıp duruyor. Bunu en çok fark etmesi gereken ise siyasi iktidarın taa kendisidir.

 





Yazarın son yazıları









  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

PKK ile şiddetli çatışma çıktı

HAKKARİ'nin Irak sınırındaki Çukurca ilçesine sızmaya çalışan bir...

Uludere’de komplo kuruldu

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uludere olayının hükümete yönelik...

PKK ile MİT'in Oslo anlaşması

Hakan Fidan ve yardımcısı Afet Güneş’in Oslo’da terör örgütünün...

Dehşete düşüren MİT belgeleri

Türkiye MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve eski müsteşar Emre Taner’in...

PKK'dan hain tuzak

Diyarbakır’da terör örgütü yandaşları tarafından bir bankanın...

‘Mike’ olunca kıymete bindi

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, afet yönetimi konusunda söylediklerini...

Mehmet Baransu'dan şok iddia

Gazeteci Mehmet Baransu kendisini takip eden MİT görevlilerini...

Konuşursam Türkiye sarsılır

Yapımcılığını ve sunuculuğunu Mehmet Ali Birand’ın yaptığı ’Son...

Özal ailesinden şok tavır

Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili soruşturma Özal ailesinin tutumu...

İşte günün karikatürü

Kasım Özkan gündemi sizin için çizdi...

Ağrı- Van karayoluna çığ düştü

Ağrı- Van karayoluna çığ düştü, çok sayıda araç mahsur kaldı

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.