Hele ablamdan çok utanıyorum. Rahmetli eniştemin de kemikleri sızlamıştır. Ben bir kayınbirader olarak 60 Harp Okulu mezunlarının yüz karasıyım.
Gazeteciler hakkında görev bölümü yapıyorsunuz, o kadar uzun listeler hazırlıyorsunuz, benim adım hiç yok. Planlı programlı tatbikat veya askeri darbe planı her neyse işte.
Hadi tutuklamayı düşündüğün 36 gazeteci arasında yokum, faydalanmayı düşündüğün 137 gazeteci arasında niye yokum? Adam yerine konmama kompleksi geldi vallahi. 12 Mart'ta bile üniversiteli diye eve aramaya gelmişlerdi. Annem, Aziz Nesin ve Çetin Altan kitaplarını yaktığı için 'solcu' kabul edilmemiştim.
Listeleri inceleyince çok güldüm... Çoğu gazetecinin nereden gelip nereye gittiğini biliyorum. Bazıları şeye kapıcı olamaz. Özellikle faydalanılacak gazeteciler arasında o kadar komik tipler var ki.
Tabii ki her devrin adamları seçilmiş. Şurası kesin, darbe filan olsaydı çoğu tank üzerinde poz verirdi. 12 Eylül'den sonra Kenan Evren'in eteklerini öpenler, şimdi de yargılansın diyenler... Demokrasi kahramanları! Hele birkaç tanesi var ki... Yaa adamın işi genel yayın müdürlerine kadın bulmak... Yoksa darbe sırasında paşalara kadın mı bulacak o çakma gazeteci? Hele bunak kadın gazetecilere ne demeli? Firariler ile arası çok iyidir. ANAP zamanında belediyeler emrinde idi. Listedeki birini pikajör olarak tanırım. Vay be canım ülkem ne gale gelmiş? Olacak iş değil.
Şu iki liste bile işin vahametini anlatıyor. Orada bile yanlış istihbarat ve teşhis... Listede ismi çıktı diye bozulanlardan bazılarının ordu ile ne kadar içli dışlı olduğunu da biliyorum. Zaten yarası olanlar hemen gocundu. Delikanlılar niye sadece gülüp geçiyor?
"Ece Gürsel'in sırrı"nı yeni çözdüm
Bir kişi bir yere gelmişse mutlaka nedeni vardır. Kimse durup dururken 'en' olamaz. Haa belki destek görenler daha kolay ve çabuk istediğini elde edebilir. Bunu da kabul edelim.
Gerçekten manken ve model Ece Gürsel'in yıllardır bu kadar popüler kalmasına hayret ederdim. Sık sık da düşünürdüm. Tamam, modellik için Allah vergisi uzun boyu, inanılmaz güzel vücudu var ama... Burası Türkiye. Kimler geldikleri gibi de gitti. Kaldı ki Ece, hakkında en çok iftira atılan kişi. Başına her şey geldi. Hepsinde de üzüldü, yıpratıldı ama alnının akı ile çıktı.
Geçen gün üç dakikalık bir iş görüşmesinde Ece Gürsel'in bu büyük başarısının sırrını çözdüm. Kendi kendime "Demek ki bu kız yıllardır dimdik ayakta kalmışsa, duruşundaki güzelliktendir" dedim. Detayı burada anlatmayacağım. Yarın akşam Bugün TV'de 'İkisi Bir Arada' programında konuğum olacak. Size anlatırken Ece de yanımda olacak. Profesyonellik nedir, insana saygı ve güven nedir, ne istediğini bilip yolunda yürümek nedir anlatacağım. Ece'nin gözüne baka baka... Belki o da "Vay be ben neymişim" diyecek. Ama Ece'nin, işinde çok başarılı olmak isteyen pek çok genç kıza örnek olacağından eminim. Yaptığı iş önemli değil, önemli olan iş ahlakı ve ilkeleri...
Peki Saba Tümer milli formayı ne zaman giymiş?
Aynen Türk Sanat Müziği'nde yıllarca yorumculuk yaptıktan sonra TRT'de attığı kahkaha ile şöhret olabilen Güzide Kasacı gibi...
Saba Tümer de NTV'de yıllarca haberci diye ekranlara geldi ama kahkaha atınca halkın dikkatini çekti. "Hayatımdaki en yakın iki erkek arkadaşım" diye tanıttığı şarkıcı Cenk Eren ile gazeteci Oray Eğin ile de borsa yaptı. Özellikle Cihangir barlarında.
Şimdilerde Hülya Avşar ile 'seviyesizlik' yarışması yapıyor. CNN Türk gibi bir kanalda ağzına sığmayan dişlerini göstererek, "Hülya Avşar mı çok saçmalar, yoksa ben mi" araştırması yapıyor. Bazen de vücudunun üst kısmını gösteren dekolte pozlar veriyor. Laf aramızda Hülya'nın ölüsü Saba'ya kadın olarak beş çeker.
Her gün biraz daha komik sorular soruyor. Komik kelimesine haksızlık etmeyelim, mantıksız hatta iğrenç...
Hatırlarsınız emekli futbolcu Rıdvan Dilmen'e "Ne zaman milli oldun" diye sormuştu. Şeytan Rıdvan da 'ara pasını' iyi değerlendirmiş "Futbol sahasında mı" diye soruya soru ile yanıt vermiş, golünü çakmıştı.
Saba aynı soruyu geçen akşam bu kez Hakan Şükür'e sordu. Hakan kibar delikanlı "Bu soruya Rıdvan Ağabey en güzel yanıtı verdi" diyerek geçiştirdi.
Ne bekliyorum biliyor musunuz? Bir gün Saba bu soruyu Sergen Yalçın gibi İstanbullu futbolcuya soracak. Aldığı yanıt da eminim şöyle olurdu; "Saba Hanım önce siz anlatın. Gençliğinizde İzmir'de ilk kez ne zaman, nerede, kiminle milli oldunuz? Daha sonra kaç kez milli oldunuz? Hakan Şükür, Rüştü Reçber kadar oldunuz mu?"
Başrol oyuncularından ses yok emekçiler mahkemede
Aşkım Aşkım dizisi emekçileri adına yapılan yazılı açıklamayı okuyunca şaşırmadım. Dizide aylarca çalışan yardımcı oyuncular ve teknik ekip birleşip Yağmur Ajans'ı mahkemeye vermiş. Başrolde oynayan Emel Sayın, Mehmet Ali Erbil, Doğa Rutkay, Yeliz Yeşilmen'den ise hiç ses yok. Ya paralarını peşin almışlardı ya da Esin Yağmurdereli onlara ödeme yaptı.
19 Haziran 2008 tarihinden beri alacakları parayı bekleyen Aşkım Aşkım çalışanları Yağmur Ajans'ın çalışmalara devam ettiğini TRT'ye "Çocukluk Günlerim" ve "Hicran Yarası" adında iki dizi çektiğini hatırlatarak şunları demişler:
"Bizler, bugüne kadar rahmetli Osman Yağmurdereli'ye olan saygımızdan dolayı herhangi bir hukuki girişimde bulunmadık. Ancak yaşanan süreçte gördük ki iyi niyetimiz yapımcı şirket tarafından sürekli suiistimal ediliyor. Bu durum da bizlerde, "oyalanmışlık-kandırılmışlık" hissine yol açıyor. "Aşkım Aşkım" dizisi emekçisi 17 kişi olarak bizler, yasal haklarımızı kullanmaya karar verdik. Bir buçuk yıldır alacaklarımızı ödememekte ısrar eden Yağmur Ajans-Yağmur Yapım Şirketi hakkında dava açtık."