Anayasa değil kutsal kitap... Dokunulamaz!
Elbette hayır!
12 Eylül Anayasası'na göre Türkiye'de o kadar çok kişi ve kurumun
dokunulmazlığı var ki, saymaya kalkarsanız şaşarsınız!
12 Eylül Anayasası maddelerinin önemli bölümü "yargı denetimi dışıdır", "yargılanamazlar", "yetkilidir fakat sorumsuzdur",
"dokunulmazdır" kelimeleri ile son bulur.
Yani söz konusu kişi ve kurumların yaptığı bütün işler her türlü
denetim dışıdır.
Haşa, adeta Tanrı gibiler.
Her türlü sorgu, sual ve denetimden uzak.
Asla hesap vermezler.
Çünkü hesap vereceği kendinden daha yüce, büyük, asil, güçlü, kudretli
bir başka makam daha yoktur.
Hukukun kaynağı bizzat kendisidir. O her şeyi yargılar, onu
yargılayacak başka hiçbir makam yoktur.
Bizim anayasamız işte böyle bir "Tanrı devlet" anayasasıdır.
Devleti milletine karşı koruyan bir anayasadır.
"Devlet milleti için vardır" anlayışı yerine, "millet devleti için
vardır" anayasasıdır.
Böyle olunca da her maddesinde devleti millete karşı koruma altına almıştır.
Kimdir devlet?
Genelkurmay Başkanlığı...
Dokunulmazdır!
Genelkurmay Başkanı bir suç işlediğinde kim yargılayacak, kime hesap
verecek, hangi mahkemeye çıkacak?
Bu soruların cevabı Anayasa'da yok!
Nasıl olur demeyin, yok evet yok! Buyurun bakın Anayasa'ya.
Çünkü bu Anayasa'yı yapan askerler Genelkurmay Başkanlığı'nı "Asla suç
işlemez" olarak kabul ediyorlar.
Çünkü kendileri Genelkurmay Başkanı olduğu halde Anayasa'nın anasını
belleyip, Meclis'i, siyasi partileri kapattıkları halde hiçbir şekilde
hesap vermediler. Bunu Anayasa'ya da yazdılar, halka da onaylattılar!
Kimdir devlet, Yüksek Askeri Şûra...
Anayasa 125, "Yüksek Askeri Şûra Kararları Yargı denetimi dışıdır."
Kararları dokunulmazdır. O heyet ne karar alırsa alsın, bunun sorgusu
yapılamaz, muhakeme edilemez.
Bu madde de Anayasa'ya konuluş maksadı dışında işletilmekte.
Askeri terfi ve tayinlerde terfi edemeyen, emekli edilenler
mahkemelere başvurup işleyişi güçlük altında bırakmasın diye getirilen
bu madde, çeşitli şekillerde ordudan atılması düşünülen asker
kişilerin yargıya gitmesini önlemek için kullanılıyor.
YAŞ kararı, yaş karar!
Attım seni...
Bittin sen.
Hiçbir mahkemeye başvuramazsın, kararımı yargılayamazsın. Nereye gidersen git, ne iş yaparsan yap beni ilgilendirmez!
Hükümetin Anayasa'da yapacağı değişikliklerin en önemlilerinden birisi
bu 125. madde olmalıdır.
Kimdir devlet, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu...
Anayasa Madde 159. Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.
Bütün hakim ve savcıların ipi bu kurulun elinde bulunmaktadır. Bu
kurul toplanıp bir davanın hakimini, savcısını istediği gibi
değiştirir, görevden alır, el çektirir, her naneyi yapar fakat bu
kararlar yargı denetimi dışıdır.
Vay be... Burada görevli üç beş kişi on binlerce hakim ve savcıyı
meslekten ihraç dahil her türlü kararı alabiliyor.
En son Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hayatını kararttı bu kurul.
Neden?
Zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt'ın adını iddianamesinde
geçirdi diye...
Bu kurul şimdilerde ne yapıyor?
Ergenekon savcı ve hakimlerini görevden almak ya da yerlerini
değiştirmek için uğraşıyor. Bunu da alenen yapıyor.
HSYK karar alacak, Ergenekon davası bitecek!
Üstelik bu karar hiçbir şekilde yargılanmayacak.
Düşünüyorum da bu kurul şimdiye kadar ülke için hayati önem taşıyan
nice davanın hakimlerini, savcılarını bir şekilde görevinden el
çektirdi, nice davada adil karar verilmesini engelledi.
Elbet bir gün bir Molla Kasım gelir, HSYK'dan da hesap sorar.
Dolayısıyla Anayasa'yı değiştirecekler 159. maddeyi asla ve asla ihmal
etmemeliler.
Bu Anayasa'da "yargılanamazlar", "sorumsuzlar" dışında bir de
"değiştirilemezler" var.
Sanki kutsal kitap.
Asla değiştirilemez. Hatta değiştirilmesi dahi teklif edilemez. (Madde 4)
Mesela Başkent Ankara'dır ve bu asla değiştirilemez, yetmedi
değiştirilmesi dahi teklif edilemez.
Dedik ya, Anayasa değil, kutsal kitap!