Ama önce BDP kongresiyle ilgili bir not düşelim. Açıkçası 'Doğu Cephesi'nde bir şey değişmemiş.' İsimler ya da parti amblemleri değişse de 'PKK'nın esiri bir siyasi hareket' görüntüsü devam ediyor.
DTP'deki 'güvercin-şahin' ayrımı kalkmış. Herkes Öcalan olmuş. Hatta salonda Öcalan'ın gölgesi filan değil bizatihi kendisi vardı denebilir.
Adil Gür'ün son anketinde Kürtler arasında bile 'Öcalan'a affa hayır' diyenlerin oranı yüzde 64. Genel kamuoyunun ise yüzde 87'si hayır diyor. Hal böyleyken tüm varlığını Öcalan'a bağlayan bir siyasi hareketin marjinal kalmaktan başka çaresi yok.
Kürt siyasetçiler Türkler'i 'kendilerini anlamamakla' suçluyor ama onların da anlamadığı şey şu: Bunca terör ve şehitten sonra yola Öcalan'la çıkarsanız varacağınız yer çözümsüzlük olur.
Balyoz'a gelince... İddialar savcılıkta. Bir yandan da Adli Tıp belgeler üzerinde çalışıyor. Genelkurmay'ın da ayrı bir çalışması var.
Fakat duyumlar pek iç açıcı değil. Çünkü ilk düğme yine yanlış iliklendi. İhlas Medya Grubu Ankara Temsilcisi Nuri Elibol askeri konuları en iyi bilen, en iyi nabız tutan gazeteci olarak bilinir.
Pazar günü tam sayfalık bir 'analiz' yazdı. Köşesinde 'İçeri'nin havasını yansıtması bakımından önemli ayrıntılar var. Bütün olarak baktığınızda ise soruşturmanın sonunu şimdiden görmeniz mümkün.
Şöyle ki; Karargâhta 'Belgeyi kimin hazırlayabileceği' sorusuna aranan cevapta üç şık sıralanmış. Şıklar arasında 'bir cunta faaliyeti olabilir' yok. Dönüp dolaşıp 'orduya karşı asimetrik savaş yapan ucu dışarıda bir merkez'e çıkılıyor.
Dediğimiz gibi ilk düğme yanlış iliklenirse gerisi de yanlış olur. Eğer soruşturmaya 'kesinlikle böyle bir darbe planı olmamıştır'la başlarsanız sonuçta çıkacağınız yer 'araştırdık, soruşturduk, böyle bir darbe planı yokmuş. Orduya karşı yıpratma kampanyası yapan bir grubun işi' sonucuna çıkarsınız. Tıpkı öncekilerde olduğu gibi.
Oysa bu işlerden anlayan herkesin de bildiği gibi Balyoz planını bir 'sivil' yazamaz. Hatta kurmay bile olsa 'özel harpçi' olmayan hiçbir asker böyle bir planı hatasız yazamaz.
Eğer Balyoz'u gör(e)meyip 'asimetrik savaş' derseniz bunun anlamı şudur: Bir ekip senkronize bir şekilde birinci ordu karargâhına sızacak, onlarca bilgisayarda bu planları hazırlayacak, altına her subaya ayrı ayrı imza attıracak, üstelik toplantı odasına sızıp üç gün boyunca tüm konuşmaları kaydedecek sonra da bunları kozmik odaya kaldırıp yıllarca saklayacak... Böyle bir ihtimal olasılık hesapları içerisinde imkânsıza karşılık gelir.
TEKEL işçilerine gelince. Hükümet konunun bir hak arama mücadelesinin ötesine geçtiğini, siyasi boyuta taşındığını iddia ediyor. Başbakan dünkü grup konuşmasında uzun uzun TEKEL işçilerine çağrı yaptı. Baykal ise uzunca zamandır sürdürdüğü üzere yine TEKEL işçileri üzerinden hükümete yüklendi. Hatta 'seni asker değil TEKEL işçileri götürecek' bile dedi.
Konu hem hükümet hem işçiler açısından sıkıntılı. Aslında temel sorun 13 bin TEKEL işçisi değil. Turpun büyüğü heybede. Şöyle ki. Halen 13 bin 600 TEKEL işçisi var. Ayrıca 20 bin civarında 4/c statüsünde çalışan var. İlaveten özelleştirme kapsamında 66 bin 500 işçi de sırada bekliyor.
Gelecekteki muhtemel özelleştirmelerde de bir o kadar işçi etkilenecek. Yani TEKEL işçilerine bulunacak formül yaklaşık 200 bin kişiye emsal teşkil edecek. İşçi de kendine göre haklı çünkü kazanılmış hakları var. Hükümet de haklı çünkü bu yönetilebilir bir durum değil. Formülü bulanı şimdiden tebrik edelim.
Başbakanlık, Erdoğan'ın sindirim sistemi operasyonunun ikinci ve son...
Trafik kazasında yaralanan AK Partili vekiller hava ambulansıyla...
Savcı geri adım atmadı. Mazeret bildiren MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın...
Usta gazetesi Mehmet Ali Birand, 28 Şubat dönemi ile ilgili tarihi...
BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda ele geçirilen belgeler arasında PKK...