Anayasa değişikliğine alerjisi olanların bugünlerde sığındıkları bahanelerden biri de "kurucu meclis" meselesi...
Diyorlar ki, yeni anayasa yapmak ya da köklü anayasa değişiklikleri yapmak kurucu meclislerin işidir. O yüzden de bu meclisin anayasa yapması sağlıklı değildir, değişiklik bundan sonraki meclise bırakılsın ve o meclis bir kurucu meclis gibi çalışıp yeni anayasayı yapsın.
Tabii, önce bir noktayı netleştirmekte yarar var: Bu itirazın hukuki bir yanı yok. Anayasamıza göre, seçimle kurulmuş her meclis, gerekli çoğunluğu sağladığı takdirde anayasayı değiştirmeye ve hatta sil baştan yapmaya yetkilidir.
Meseleye siyasi teamüller açısından bakacak olursak;
Doğrusunu isterseniz, şu "kurucu meclis" lafı bende hiç iyi çağrışımlar uyandırmıyor, hatta kurucu meclis lafını duyduğum anda tüylerimin diken diken olduğunu söylesem yalan olmaz. Bunun da, bizim tarihimizden gelen çok geçerli bir sebebi var. Şimdiye kadar anayasa yapmak üzere oluşturulmuş kurucu meclisler darbe meclisleri olmuş. Darbeciler gelmiş, kendi ihtiyaçlarına göre yeni bir rejim kurmak -ya da mevcut rejimi revize etmek- üzere kendi adamlarından bir meclis kurmuşlar. Aslında bu tarihi geçmiş de sebepsiz değil.
Çünkü kurucu meclis sözünün kendisi bir sıfır noktasından başlama anlayışını içeriyor. Birileri, bundan önceki her şeyi bir kenara fırlatıp yeni bir şey kuruyor! Böyle bir sıfırdan başlama "lüksü" ancak darbecilerin, "devrim"cilerin olabilir. Demokratik rejimde parlamentolar hiçbir şeye sıfır noktasından başlayamazlar; bir gün çıkagelip yepyeni bir "düzen" kuramazlar. Toplumların ve parlamentoların tarihinin bir sürekliliği vardır; siyasal tarihi kesintiye uğratıp kafalarına göre bir milat ilan edemezler. Kendilerinden önce yaşanmış olanların, yapılmış olanların, düşünülmüş ve tasarlanmış olanların üzerine oturur ve oradan devam eder; ama oradan devam ederken kendi eleştirileri, bakış açıları, dünya görüşleri ve seçilirken halka verdikleri sözler doğrultusunda dönüşümler, değişimler gerçekleştirmeye çalışırlar. Parlamentoların çoğulcu yapısı, farklı çıkarların temsilcilerinin bir arada bulunması bu değişim ve dönüşümün adım adım, ikna ede ede, tavizler ve uzlaşmalarla bir süreklilik içinde yürütülmesini gerektirir.
Meseleye böyle bakarsak, parlamentoların "kurucu meclis" gibi çalışmasının mümkün olup olmadığını değil, ayrıca istenen bir şey olup olmadığını da sorgulamamız gerekir. Tarihin bazı dönemlerinde bazı sivil iktidarların da parlamentoyu "kurucu meclis" gibi çalıştırıp eski sistemin reddi temelinde son derece radikal dönüşümler gerçekleştirdikleri olmuştur. Ama bu teşebbüsler genellikle jakoben teşebbüslerdir. Siyasal elitlerin toplumu, toplumun iradesine rağmen dönüştürme gayretleridir ve bu nitelikleri yüzünden de çoğu kez geri tepmiş, büyük toplumsal sıkıntılara ve çatışmalara sebep olmuştur.
O yüzden de anayasa değişikliğinin gündemde olduğu bu günlerde, kurucu meclis kavramına daha ihtiyatlı yaklaşmaktan yanayım ben.
Belki de, "yeniden kurma" iddiasıyla kalkışılan topyekun bir anayasa değişikliği yerine, böyle paket-paket ilerlemek; anayasayı değişen toplumsal iklime ve ihtiyaçlara göre sürekli yenilemek, yani donmasına izin vermemek ve hep "yaşayan" bir anayasaya sahip olmak daha iyidir.
Her anayasa değişikliği paketine, "içinde neden şu da yok" diye itiraz edenlerin ve işi "ya topyekun değişim ya da hiç" noktasına getirenlerin konuyu bir de böyle düşünmelerinde yarar var.
bu günkü yaşananların nedeni anayasadır.vatandaşları yönetildikleri anayasa üzerinde konsensüs sağlayamamış bir devletin tavrı buyurgandır,vatandaşın devleti(?),devletin vatandaşı mı belli değildir.son yıllardaki duyduğumuz vatandaşlık tanımlarını hatırlayın...anayasalar bir toplumu ayakta tutan,herkesin isteyerek kendini bağladığı sosyal bir sözleşmedir...
anayasayı değiştirme silbaştan yenileme yetkisine sahip olan meclisin gerekirse referandum yoluyla işini yapamaması bal gibi azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür.
gülay hanım bem diyorumki liberal bir devletin anayasasında deyiştirilemez maddeler olamaz eğer bizim devletimizde gerçek bir demokrası olacaksa ana yasayı kökünden deyiştirmeli deyiştirilmesi gerçekten çok zor maddeleri olmalı o anayasanın. ama bunun deyiştirilmesi teklifdahi edilemez dendiğinde bu liberal sistemin mattığına uymaz insan aklınada hakaret sayılır ne demek deyiştirilemez şimdi iranda yaşayanlarda deyiştirimesi teklif dahi edilmez maddeler var diye buna boyunmu eğsinler