Altın Boynuz, Bizans'tan beri bu kadar sosyete görmedi...
Bütün dünyanın Golden Horn yani Altın Boynuz olarak tanıdığı Haliç'i size anlatamam.
Çünkü bu gazetede Erhan Afyoncu gibi muhteşem bir tarihçi var. Vallahi utanırım.
Afyoncu'yu özellikle Habertürk TV'de izlemenizi isterim. Murat Bardakçı ile sohbeti sırasında inanılmaz şeyler anlatıyor. O saniye geçen kişi veya olayı, detayına inerek dakikalarca anlatıyor. Ayaklı ansiklopedi yani...
Afyoncu, Bugün Gazetesi okurlarına 59 kupon karşılığı verilecek olan 6 ciltlik bir eser hazırladı. Yarın "Bugün" almayı sakın unutmayın. Üç gün sonra aklınız başınıza gelir, "Geçmiş gazeteleri nereden bulacağım" diye dört dönersiniz. Bana sormayın lütfen...
Konu nereden nereye geldi değil mi? Demek istemiştim ki Afyoncu ile bir yemekte yan yana gelirsek "Altın Boynuz bütün dünyada neden bu kadar popüler" diye sorup öğreneceğim size de anlatacağım.
Bendeniz garip kulunuz sadece 1502 yılında bu Leonardo da Vinci'nin Altın Boynuz'da bir köprü yapmak için planlar çizdiğini bunun da tarihteki ilk asma köprü olacağını, Fatih Sultan Mehmet'in donanmasını kızaklar ile indirdiğini, edebiyatçı-düşünür Pierre Loti'nin büyük sevgisini biliyorum.
Özetle Altın Boynuz Haliç; Venedikliler, Cenevizler, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi pek çok devlete-kültüre ev sahipliği yapan çok önemli bir dünya köşesi. Belki de Doğu Roma İmparatorluğu'nun en önemli kararlarının alındığı yer. Dini açıdan hiç bakmıyorum. Patrikhane filan dersek önemi daha da artıyor.
Ama hiçbir zaman bu kadar sosyeteyi görmedi Altın Boynuz... Ne Bizans ne Osmanlı zamanında. Çünkü modanın kalbi orada atıyor iki gündür. Türkiye'nin en ünlü modacıları son ürünlerini Santral İstanbul'da açılan İstanbul Fashion Week'te teşhir ediyor. Açılışı da Hollywood yıldızı Meg Ryan yaptı. 24 büyük firma 2011 yılı için dünyaya görücüye çıktı. Saat başı farklı defile oluyor.
Eee durum böyle olunca da... İstanbul sosyetesi de demode olmamak için Haliç yoluna döküldü. Altlarındaki dört çekerli kamyon gibi araçlara Haliç'in karlı-buzlu yolları engel mi olur? Moda gösterisine de belediye otobüsü ile gidilmez ya...
Yerli Angelina Jolie çok ama söylemem!
Dünyanın en yakışıklı erkekleri arasında gösterilen Brad Pitt, eşi Angelina Jolie'yi evlerinde çalışan yardımcı kızdan kıskanmış. Bunu da mahkemede boşanma gerekçesi olarak göstermiş. Güya dilekçesinde "Eşim biseksüel idi. Evdeki kızla da arasında ilişki vardı" demiş.
Bu dünyanın en çok satılan, en saygın magazin dergilerinde çıkan bir haber. Ne benle ne de Türk magazincileri ile hiç ilgisi yok. Yani Brad Pitt ile Recep İvedik filminin galasında karşılaşınca anlatmadı bana...
"Aykut Ağabey işte durum bu. Ben durup dururken yuvamı yıkar mıyım? En azından evdeki çocuklar için yıkmazdım. Dünyanın dört bir yanından topladık o yavruları. Aile yuvasını tanısınlar, ana baba sevgisi alarak büyüsünler istedim. Ama olacak iş mi? Bizim hanım çocukları unutmuş temizlikçi kızla ilgileniyor. Eee ben de her ne kadar Amerikalı aydın kişi olsam da onurum, gururum ve şerefim var değil mi? Topla kız eşyalarını, doğru ananın evine git" demedi...
Neyse daha fazlası bizi ilgilendirmez. Ne halleri varsa görsünler. Ancak...
Angelina Jolie'nin bu özel durumu bana çok şey hatırlattı. Bazı anlı, şanlı yıldızlarımızı... Siz onları çok seksi kadın olarak tanıyorsunuz. Çünkü yanlarında hep yakışıklı erkekler oluyor. Bazen evlenip-ayrılıyorlar. Hele dergilere verdikleri pozlar, giydikleri mayolar, elbiseler... Oysa onların çoğu aynen Angelina Jolie gibi... Anadolu'dan getirttikleri küçük köy kızlarını evlerinde yetiştiriyorlar. Aynen kendileri gibi yapmak için...
Kim mi onlar? Kafamı kesseniz söylemem. Ama çok var, inanın bana. Kimler kimler... Zaten hayallerinizi de yıkmak istemem...
Medyafaresi 7 yaşında
Önce şunu açıklamak zorundayım. Hiçbir internet sitesi ile ilgim yok. Onlarca site izin bile almadan Bugün'deki yazılarımı kullanıyor. Sanki yazarı gibi sunuyor. Kimisi de haberlerimi çekiyor. Bunlar arasında nefret ettiğim kişiler bile var. Ne yapayım? Şikâyet mi edeyim? Ekmek savaşı veren meslektaşlarıma kıyamam. Ama ne iş yaptığı belli olmayan, kimin arabasına binerse onun türküsünü söyleyen zavallıları mahkemeye vereceğim.
Zaman ne kadar hızlı geçip-gidiyor... İnterneti tanıdığım, şaşkınlıkla öğrendiğim gün geliyor gözümün önüne. Demek en az 8-10 yıl geçmiş. Baksanıza internette ilk tanıdığım medya sitelerinden biri olan Medyafaresi salı akşamı 7. yılını kutluyor. Bunu Balmumcu'da Garden 74'te bir gecede kutlayacaklar. Tabii gazeteci dostları ile. Bana çoğu zaman büyük haksızlık yapsalar da ben hepsini seviyorum. Medyafaresi'nin doğum gününde inşallah yanlarında olacağım. Bu vesile ile Medyaradar, Medyatava, Uçankuş, Superpoligon'a başarılar diliyorum. Biraz daha objektif davransalar inanın çok önemli bir mesleki görevi yerine getirecekler. Gerçi onları anlıyorum. Şayet reklam pastasından paylarını alırlarsa çok daha tarafsız ve güçlü olacaklar. Şimdi koşullar belli...
"Fecri Ebcioğlu Sunar"
Gençler bu kısa yazı sizin için... Bir yerde Fecri Ebcioğlu ismi geçer, "O da kim" derseniz rezil olursunuz. Çünkü geçmişi hiç merak etmiyorsunuz. İnternet başında chat yaparken geçen zaman, pek çok güzel alışkanlığı yok etti. Okumak, müzik dinlemek gibi...
Fecri Ebcioğlu Türkçe sözlü pop müziğini başlatan kişidir. İlk şarkıyı o yazdı. Ajda Pekkan onun yazdığı şarkı sözleri ile ünlü oldu. "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş", "Atlı Karınca" gibi şarkılar hâlâ dillerde.
Ebcioğlu 60 ve 70'li yıllarda Alpay, Tanju Okan, Dario Moreno, Nilüfer, Nesrin Sipahi gibi birçok yorumcuya şarkı yazdı.
İşte Odeon firması bu şarkıları bir albümde bir araya getirdi. İsmine de "Fecri Ebcioğlu Sunar" dedi. Şu sıralar piyasada olan albüm, koleksiyon severler için ideal... Şarkıları dinlerken benim gibi 40 yıl öncesine gideceğinize eminim...