Ana sayfa » Yazarlar » Adem Yavuz ARSLAN
05 Şubat 2010 Cuma
Adem Yavuz ARSLAN
Adem Yavuz ARSLAN
ayavuz@bugun.com.tr
Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Başbakan ne demek istedi?
MHP'liler Balyoz Darbe Planı'nı sulandırmak için yapmamıştır ama Osman Durmuş'un TBMM'de yaptığı konuşma ve sonrasındaki yumruklaşmalar gündemi bir anda değiştirdi.

Oysa Balyoz'da yer alan iddialar demokrasinin ne denli büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunun açık delili. O sebeple kısır tartışmalara feda edilmemeliydi.

 Fakat TBMM'de başlayan kavga da az buz bir kavga değil. Zaten limoni olan AK Parti-MHP ilişkileri tamir edilemez bir noktaya geldi. Bu saatten sonra iki parti uzlaşıp anayasa yapamaz.

MHP'liler topu AK Parti'ye atıyor ama o akşamki tartışmayı televizyondan izleyen herkes Osman Durmuş'un alaycı ifadelerinden rahatsız oldu. Türk insanı mağduriyetle dalga geçilmesini kabullenmez. Hele hele söz konusu olan başörtüsüyse.

Sonuçta Emine Erdoğan'a yapılan en basit tabirle saygısızlıktır. AK Partili Hakkı Eser'in 'Başbakanımız 2. peygamber gibi' ifadelerinin de kabul edilebilir tarafı yok. Çoktan ihraç edilmeliydi. Ama neredeyse iki yıl sonra MHP'nin de konuyu Meclis'e taşımasının da bir anlamı yoktu. Sonuçta böyle densizler her partide çıkabilir.

 Birbirine girmiş vekillerin, küfürlerin, hava uçuşan yumrukların da mazur görülecek hali yok. AK Parti'den de daha soğukkanlı ve üsluplu bir hareket beklenirdi.

Gündemin flaş konusu ise Başbakan Erdoğan'ın önceki gün Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nda (USAK) yaptığı konuşma oldu.

Söylediklerinin hepsi ayrı ayrı tartışılabilir fakat herkes "Yaşadıklarımı anlatsam ülkem bunu kaldırmaz" sözüne takıldı.

Başbakan çok 'dertli' konuştu ama sır vermedi. 'Siyaseti bıraktıktan sonra' kitap yazmaktan bahsetti. Bir başbakanın, hele hele de yüzde 47 destekle gelmiş Erdoğan'ın bunları söylemesi önemli.

Doğal olarak kamuoyu meraklı. Acaba kim veya kimler Başbakan'a kan kusturdu? Çünkü Başbakan'ın yutkunarak konuşması aslında söylemek isteyip de söyleyemediği çok şey olduğunun açık işareti. Üstelik Başbakan'ın 'kalbi ile dili arasındaki mesafenin kısa olduğu'nu herkes biliyorken konuşmayıp susmayı tercih etmesi not edilmeli.

Peki Başbakan'ı bu kadar sitemkar konuşmaya iten ne? Erdoğan'ın defalarca suikasttan kurtulduğu biliniyor. Ergenekon iddianamesinde örnekleri var. Evine bomba yerleştirilmek istendiği, uçağına yönelik girişimler olduğu sır değil.

Ama bunların tek başına Başbakan'ı isyan noktasına getirmesi pek mantıklı değil. Çünkü Erdoğan'ın yetiştiği siyasi gelenek bu tip riskleri öngörür.

Şahsı ve ailesiyle ilgili başka kötü olayların yaşandığı anlaşılıyor. Ayrıca kamuoyuna yansımayan toplantılarda da sıkıntılı anlar yaşanmış demektir. Nitekim Mustafa Balbay'ın günlüklerinde ipuçları var. Mesela Aytaç Yalman'ın MGK'da çok sert bir konuşma hazırlığı yaptığı, adeta tehditte bulunacağı bilgisi not edilmiş.

Burada bir ayrıntıyı da not etmek şart. Başbakan Erdoğan kendinden öncekilerin aksine MGK'ya çok sıkı hazırlanarak gidiyor. Balbay'ın günlüklerine göre bu durum askeri çok rahatsız etmiş. Aytaç Paşa'ya atfen "Aslında onlarla konuşma değil de doğru neyse o söylenip tamam denmesi lazım. Bunlar cevap veriyor" deniyor.

Yine MGK ve YAŞ toplantılarıyla ilgili Ankara kulislerine düşen notlardan birisi de askerin defalarca muhtıra mahiyetli ifadeler kullandığıydı. Başbakan'a karşı "Size güvenmiyoruz" dendiği biliniyor. Hatta bazı bakanlara yönelik rencide edici üsluplar kullanıldığı da kulaktan kulağa yayılmıştı.

Bu konudaki çarpıcı verilerden birisi de Ergenekon İddianamesinin 2O4. ek klasöründe var. Başbakanlık'ta 4 Ocak 2006'daki güvenlik zirvesinde 'kan gövdeyi götürmüş.' Başbakan'a karşı sert ifadeler takınan askerlere karşı Erdoğan'ın "Dinle paşa! Buranın başkanı benim" çıkışı yaptığı kayıtlara geçmiş.

Hatta 'cin fikirleri olan' eski MGK Genel Sekreteri aleni bir şekilde dönemin Başbakanı Abdullah Gül'e hitaben "Ben senin yerinde olsam karının örtüsünü çıkarırım" demişti. Gül de Erdoğan gibi 'ülkeyi germeme' niyetiyle 'kendi kararı' gibi bir cevap vermişti. Cumhurbaşkanı'nın eşine sırtını dönen garnizon komutanlarını ve Başbakan'ın evinin üzerinden uçak uçakları da unutmamak lazım.

Bunlar duyduklarımız. Kim bilir duymadığımız neler oldu?

Açıkçası Başbakan'ın yazacakları şimdiden büyük merak uyandırdı. 




Yazının Yorumları (2 yorum)
ergenekonun avukati oldugunu saklamay an baykal'in papucu dama atildi.cünkü bahceli baykali iki misli sollaqyarak darbe zihniyetini destekledigini resm en ortaya koymustur.
dogru söz - misafir - 01:45 / 2010.02.06
bu millet sayın erdoganı yutkusun diye basbakan yapmadı ki! milletin degerini savunsun diye basbakan yaptı. ülke bunları kadırmaz su anda demek kolay ama %18 oy almıs iki adet 28 subatcı partiyle koalisyon yapmıs bir partiye siz neden cözemedin demek de pek izana vicdana sıgmaz. bazılarının gozunu taassub kor etmiş, olaylara tek vecheden bakıp 28 subatcı zihniyetle aynı muvazeneden olayları degerlendiriyorlar. ben bu necip milletin ortak aklına ve vicdanına guveniyorum. herkesin hesabını gorecek
kursad - misafir - 16:44 / 2010.02.05



Yazarın son yazıları






Çok Okunanlar
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.