Meclis'te yaşanan tatsız olayın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün ilk kez açıklama yaptı.
Dün bu köşede Osman Durmuş'un Meclis'teki konuşmasının MHP'nin genel politikaları ile uyuşmadığını kaydetmiştim.
Geçmişte başörtüsü özgürlüğünden yana tavır alan MHP'nin, milli ve manevi değerleri alaya alan açıklamaları sahiplenmeyeceğini düşündüğümü ifade etmiştim.
Yanılmışım. Bahçeli dün siyasi nezaketten çok uzak bir açıklama yaptı.
Durmuş'un alaycı ifadelerini sahiplendi, hatta savundu.
AK Partilileri tehditkâr davranmakla ve hükümeti gerçek gündemi saptırmak için "öfke nöbetine" tutulmakla suçladı.
3 sayfalık açıklamanın dili bir siyasi partiden ziyade, ideolojik bir örgüt bildirisini andırıyor.
Yakın zamanda "12 hain gazeteci" diyerek yazarları hedef gösteren Bahçeli, bu kez hükümetle birlikte dört medya patronuna hakaret ediyor:
"Servetlerinin kaynağı şaibeli olan ve elindeki medya gücünü ticari faaliyetleri için iktidara kiralayan medya patronlarından Ahmet Çalık, Akın İpek, Turgay Ciner ve Ferit Şahenk'in ..."
Ardından "Söz konusu olan medyanın gerçeğe aykırı ve ahlaken sorumlu yayınlarının devamı halinde ..." denilerek tehditte bulunuluyor.
Bu talihsiz açıklamanın MHP'ye de Bahçeli'ye de yakıştığını vicdan sahibi hiç kimse iddia edemez.
Akın İpek'in servetinin kaynağı ortada. Şirketleri de halka açık. Dolayısıyla sürekli denetlenebiliyor ve düzenli olarak SPK'ya bildirimde bulunuluyor.
İpek Medya Grubu'nun da bütün siyasi partilere eşit mesafede olduğu yazar ve yayın seçimleriyle ortada.
Hal böyleyken, grubumuzun MHP yanlısı yayın yapmadığı için hedef gösterilmesi, sağduyu ile izah edilemez.
5 gün önce bizzat Bahçeli'ye röportaj talebimi iletmiş, bu talebi salı günü olaylar vuku bulmadan Meclis'te vicahen yeniletmiş olmam da bu tarafsızlığımızı apaçık ortaya koymakta.
Kaldı ki Bahçeli bizzat kendisi talebimize olumlu cevap vermiş ve müsait bir zamanda görüşmenin olabileceğini belirtmiştir.
Her şey gün gibi ortadayken, yayın grubumuza ve genel manada medyaya yönelik bu gerçeğe aykırı sözleri kınıyoruz.
Öfke ile kaleme alınmış bu açıklamanın açtığı yaranın tadilini bekliyoruz.
**
EMASYA da bir darbe kamburuydu
Balyoz Darbe Planı'nın altında imzası bulunan Orgeneral Çetin Doğan, sıkıyönetim için konuşmasında EMASYA'yı kılıf olarak sunmasaydı belki gündeme bile gelmeyecekti.
Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma (EMASYA) Protokolü, 28 Şubat döneminde imzalanıyor.
O dönemde yasa dışı Batı Çalışma Grubu'nun da başında yer alan Orgeneral Doğan, "Sivillere paşa paşa imzalattık" diyerek protokolün ardındaki zihniyeti özetliyor.
Askeri, iç güvenlik konularına çeken, fişleme ve istihbarat toplamaya yönelten bir uygulama.
Kaldırılması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üzerindeki bir kamburun da kalkması anlamına geliyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da Hürriyet Gazetesi'nde dün yer alan beyanatında "Bu protokole gerek yok, kalkabilir. Zaten kanunda yetki var" diyor.
Başbuğ'un diğer değerlendirmeleri de çok çarpıcı:
"Hangi ordu, halkıyla karşı karşıya kalmak ister. Biz toplumsal olaylarda halkla karşı karşıya gelmek ister miyiz, tabii ki hayır. Toplumsal olaylarla terör olaylarının birbirinden iyi ayrılması gerekli."
Bu sözleri paylaşmamak mümkün değil.
"Ordu ile halkı karşı karşıya getirmemek lazım."
GATA skandalı ile yeniden gündeme gelen katı başörtüsü yasağı, akredite uygulamaları gibi darbe artığı diğer "kamburlar" da umarım en kısa sürede TSK'nın üzerinden atılır.
EMASYA'nın kaldırılmasında siyasiler ile askerlerin aynı çizgede bulaşabilmeleri sevindirici ayrı bir gelişme.
Hükümeti de sivil demokrasi yolunda bu adımı atma başarısı gösterdiği için kutluyorum.
Darısı Milli Siyaset Belgesi'ndeki istismara açık "iç tehdit" değerlendirmesi ve darbelere dayanak gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesine...
başörtüsünün her yerde serbest olması ve manevi değerlerimizi yaşamak ve eğitimini gönül rahatlığı ile almak için yıllarca dua ettik bekledik.sıyasilerin çalışmalarıyla bunları çözelim,ülkemizin her alanda ilerlemesi hem ülkemiz hem de dünyaya her konuda yardımcı olması,öncü olması her alanda güzel bir dünya yaşantısı olması için millet olarak beklenti içindeyken sen ben çekişmesinin olması biz vatandaşları üzmektedir.allah için herkes önce nefsinin olumsuz istek ve söylemlerinden kurtulmalıdır.
bu zihniyet bide ülkeyi yönetmeye kalkıyor,bir dönem gördükde,birde ülkücü denilen zümreyi kışkırtmaya çalışıyor.
türk milleti artık mhpnin ne olduğunu iyi anladı.chp nin yan kuruluşu olmakta büyük başarı gösterdiler.seçim zamanıda artık chp lilerden oy isterler.