GATA'daki kımıl zararlısı kafa...
Demokratikleşme yolunda her atılan adıma, işine gelmeyenler çelme takıyor. Zira demokrasinin yerleşmesi bazılarının ilkel kafalarına "kımıl" zararlısı etkisi yapıyor.
Bunlar sivil olsun olmasın aynı havayı çalıp oynuyorlar. Deve kuşu gibi kafalarını kuma gömdüklerinden de, etraflarında ne olup bitiyor fark etmiyorlar. Bizim yaptığımız ve söylediğimiz hep doğrudur gibisinden "faşizan" bir mantık yürütüyorlar. Son örneği de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a GATA'da takınılan tavır olmakta. Neymiş efendim, başı örtülü diye hasta yatağında yatan sanatçı Nejat Uygur'u ziyaret edemezmiş. Bak kafaya! Bak zihniyete! Bu kafa "o" kafadan başkası olamaz. Örümcek ağı bağlanmış zihniyet. Kımıl zararlısı düşünce ve tavır. Ey arkadaş. Senin sülalende kim bilir kaç tane inancı nedeniyle başını örtmüş kadın var. Hesabını bile yapamazsın. Onlara da, senin takındığın tavır konsa ne yapardın? Hiç düşündün mü? Be hey "piyon." Eminim ki olaydan GATA Komutanlığı'nın ve Genelkurmay'ın haberi yoktur. Bir veya birkaç "kımıl" zararlısı kendiliğinden tavır koymuştur. Ayıptır, yazıktır. Bu olayı GATA ve Genelkurmay'ın soruşturması, araştırması, "demokrasi ve insanlık" suçu işleyen, işletenleri bulup cezalandırması ve ihraç etmesi gerektir.
Gayrimenkul sektörü neydi, ne olacak?
Faizler düşünce döviz piyasası inişe geçince gözler "taşınmaz mal" yani gayrimenkul piyasasına çevrildi.
Bugünlerde çoğunluk bir taraftan TOKİ konutlarının satışıyla ilgilenirken diğer taraftan da yeni konutların piyasaya katkısını konuşuyor. Bankalar konut kredisi satışı için yarışa girmiş durumda. Faizlerde yüzde 30 civarında bir düşüş yaşanıyor ama yeterli değil. Daha da inmesi bekleniyor.
2010 ve devamında sektörde olumlu beklentiler yaşanacağı hesaplanıyor.
Bunu kaydettikten sonra işin matematiksel çerçevesini çizelim. Zira rakamlar yalan söylemez.
Önce sektörün yol haritasına bir göz atalım sonra da somut verilere ve uzman yorumlarına yer verelim...
Gayrimenkul piyasası 2003 yılında ivme kazandı. Bu çıkış 2008 yılı başına kadar sürdü.
Yıllara göre taşınmazların satış sayıları şöyle seyretti:
2003-1.017.805, 2004-1.216.492 2005-1.362.672, 2006-1.377.007, 2007-1.383.847, 2008-427.105, 2009-415.517 adet olarak sonuçlandı.
Dikkat edilirse, 2008 ve 2009 yıllarında piyasa, küresel kriz etkisiyle çok önemli bir ivme kaybına uğradı. Şu anda sektör "dip" yapmış durumda.
Bu durağanlıktan sonra hareket sağlanacak mı? İki yılın kaybı bu yıl ve takip eden yıllarda kapatılabilecek mi? Bu sorulara işin uzmanı bir isimden yanıt aldık. Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı Emlak Sektörü Kurul Başkanı Salim Taşçı'ya göre olayın düğümünü konut kredilerinde uygulanan faiz oranları çözecektir. Taşçı, değerlendirmesini sürdürerek çok önemli şu ipuçlarını veriyor; "Bugün için faizlerin yüzde 30 seviyesine inmesi, alım satımlarda etkili olmuştur. Tabi ki faizler yüzde 50-55'e düştüğü takdirde kredi kullanmayan kimse kalmayacağı hesaplanmalıdır. Bu noktada herkes krediyle konut almaya yönelir. 2010'da yüzde 50 seviyesine düşmesi beklenilen konut kredi faizleri sektörde yeni bir yükseliş yaratır.
Hareket 2011'de zirve tırmanışını yaşar. Vatandaş daha beklesin mi sorusuna gelince, ihtiyacı olan beklemesin. Gayrimenkul bir daha böyle dip yapmaz."
Salim Taşçı'nın alacaklılara da bir önemli mesajı var. "MMK'dan uzak dursunlar" diyor.Nedir bu derseniz, Maket satıcılar yani "sat-yapçılar." Binayı yapıp sattıktan sonra yenisine başlayanlar. Makyaj konutlar, görünüşü güzel olup, çürük ve standarda uygun malzeme kullanılmayan konutlar ve köpükçüler yani değerinden fazla fiyat isteyen "kazıkçılar" oluyor.