Ana sayfa » Yazarlar » Ali Atıf BİR
07 Şubat 2010 Pazar
Ali Atıf BİR
Ali Atıf BİR
aabir@bugun.com.tr
Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Afyoncu'nun dev eserini kaçırmayın, üzülürsünüz...
Yard. Doç. Dr. Erhan Afyoncu son dönemin önemli tarih akademisyenlerinden. Biz biliyorduk ama siz onu Habertürk'teki programından tanıdınız.
Aklına, bilgisine de hayran oldunuz. Afyoncu gazetemiz için müthiş bir eser hazırladı. 1000 soruda Osmanlı İmparatorluğu... 59 kupon biriktiren ya da gazetemize abone olanlar bu esere ücretsiz sahip olacaklar.

Afyoncu'nun eseri çok kolay okunuyor, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili akıllardaki her türlü soruya yanıt veriyor. Üstelik de bir kez daha geçmişi bilmeden bugünün iyi anlaşılamayacağını ortaya koyuyor. Eğer geçmişi daha iyi öğrenmek ve bugünü daha iyi yorumlamak istiyorsanız Afyoncu'nun dev eserini gerçekten kaçırmayın... Sonra da "Atıf Hoca demişti" demeyin...

Reklametre

(31 Ocak-5 Şubat 2010)

En İyi Basın Reklamı İlk Beş

1. Komşu Paketler (Eston)

2. En Güzel Aşk Mesajı (Taç)

3. Otomobilleri Puanlayın (Hürriyetoto.com)

4. Evinizi Fulleyin (Opet)

5. Yüksek Kazanç (Finansbank)

En İyi TV Reklamı İlk Beş

1. Üç Kadın 1 Adam (D-Smart)

2. Sorgu Odası (Çitliyor)

3. Elinizden kayıp gitmesin (Aksigorta)

4. 2 Kontör, Tosun (Turkcell)

5. 2 kontör, sınırsız konuşma (Vodafone)

Tanıtım grubu enflasyonu

"Makine üreticileri Fındık Tanıtım Grubu'ndan heveslenmiş reklam kampanyası yapmış, heveslerini kırmayayım" dedim. Makine Tanıtım Grubu reklamlarına bugüne kadar dokunmadım.

Bu tür kampanyalara teknik olarak jenerik reklam kampanyaları adı verilir. Amaç bir markanın satışını artırmak değil genel olarak o kategorinin satışını artırmaktır. Bu nedenle de kategorinin satın alma güdülerini iyi analiz etmek, engelleri iyi ortaya koymak ve gerçekten buzları eritecek bilgiyi tam on ikiye, doğru mecrada vermek gerekir.

Bugüne geldiğimizde reklamda (estetik yönden çok feci bir şekilde) kullanılan ünlü iş adamları ve frekans etkisiyle Makine Tanıtım Grubu'nun adını bellemeyen kalmadı. Çok sayıda haber ve röportaj sayesinde de Türkiye'deki (herhalde) küçük girişimcilere "Gidip İtalyan, Alman makinelerine çok para bayılmayın, Türkiye'de biz daha iyisini yaparız. Hem de daha iyi fiyata..." mesajı verildi.

Peki hedef kitle ne kadar ikna edildi? Bilmiyoruz ama benim gördüğüm reklamlarla hedef kitlenin ikna edilmesi zor. Çünkü bir genel stratejiden beslenmiyorlar. Dahası endüstriyel ürünlere (şimdilerde B2B diyorlar) genel mecralarda kampanya yapmak için insanın gerçekten çok parası olması lazım. Yani girdi-çıktı yani verimlilik analizi yapılırsa Makine Tanıtım Grubu'nun doğru mesajı, doğru yerde, doğru kişilere ilettiğini söylemek zor.

Daha sonra ortaya Narenciye Tanıtım Grubu çıktı. Bu kez verilen mesaj uygun olmasına rağmen ortaya konan işler yapım kalitesi açısından çok kötüydü. Yine heves kırmamak için topa girmedim, eleştirmedim.

Ve şimdi karşımızda Otomotiv Endüstrisi Tanıtım Grubu reklamı... (Umarım yenidir ben yeni görmüyorumdur.) Reklamı izledim, ne dediğini anlamak mümkün değil. Yine kategorideki temel satın alma güdüleri iyi araştırılmadan üretilmiş bir reklam. Çok sayıda görüntü ama hepsi bir görüntü etmiyor. Üstelik de reklamın arkasında niye o kadar isim, logo, yazı olduğunu anlamak mümkün değil...

 Artık yeter! Daha fazla dokunmadan duramayacağım... Lütfen doğru dürüst mesaj vermeyeceksiniz, doğru dürüst bir reklam ajansı ile çalışmayacaksınız, tanıtım grubu falan oluşturup mecralarda fuzuli yer işgal etmeyin, zamanı ya da paranızı boşa harcamayın. Önce hedefinizi belirleyin sonra da o hedefe ulaştık mı diye ölçün...

Üstelik her kategori reklam grubuna "Tanıtım Grubu" demek zorunda değilsiniz. Bu konuda bugüne kadar yapılmış en iyi örnek Sağlık Tavuk Platformu'dur. Bir inceleyin ne dediğimi anlayacaksınız...

AKSigorta'da TV çok iyi basın felaket

AKSigorta'nın "Elinizden kayıp gitmesin!" konseptli TV reklamını beğendim. 50'nci yılın anlam ve önemine yakışan, sigorta kavramını genel olarak vurgulayan "beğenilirlik" katsayısı yüksek bir film olmuş. Ağır çekim sembolik "kaybolma" sahneleri oldukça dikkat çekici ve filme tekrar izlenme değeri katan sahneler. Film 50'nci yıl logosuyla bitiyor.

Ve şimdi sıkı durun... Bu güzel reklam filminin basın ayağında (hem de tam sayfa) sadece 50'nci yıl logosu var. Olacak iş değil! Oysa tam sayfa basın reklamında sembolik "kaybolma" sahneleri çeşitlendirilerek anlatılsaydı mükemmel olmaz mıydı? Olurdu... Ama fırsat kaçmış... Suç kimin? Bence reklam ajansının... Israr etmeliydi. Reklam uzmanı olan o, işi bilen o... Reklamveren her şeyi biliyorsa niye reklam ajansından hizmet alıyor ama değil mi?

Patos Critos ve Ülker Çizi aşındı sanırım

Patos Critos reklamı ne kadar yayınlandı ben unuttum. Sanırım 3.000... Öyle olmalı çünkü gördüğüm zaman artık hiçbir şey hissetmiyorum. İzleyen diğer kişilerin de hissettiğini sanmıyorum.

Aynı şekilde Ülker Çizi'nin "tavuk kovalayan lokantacı" reklam filmi yeniden yayına girdi. Onu da sanırım bir 3000 kez izlemiştik. Yine hiçbir şey hissetmedim izlerken. Eğer izleyen hiçbir şey hissetmiyorsa niye yayınlanıyor bu reklam filmleri?

Diyeceksiz ki nereden biliyorsun? Valla elimde bir kanıt yok... Ancak şunu biliyorum. Her reklam filminin tüketicinin artık bir şey hissetmediği bir GRP (ağırlık) seviyesi var. Bu aşıldığında artık reklam etkisizdir. Bu iki reklamda da hissettiğim bir şeylerin aşıldığı... Ya da reklamların aşındığı... Reklamverenlerin dikkatli olması gerektiği... Benden uyarması...

 

 







Yazarın son yazıları






Çok Okunanlar
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.