Emekli komutanlar bu vatanı çok seviyorsa torunlarını dolaştırsın
Genelkurmay Başkanlığı, emekli komutanların ekranlarda Silahlı Kuvvetler hakkında yorum yapmasını engelleyemez mi?
Böyle bir yasa, kararname, emir, tüzük veya özel centilmenlik anlaşması yok mu? Yoksa çok acele bir formül bulunmalı.
Anadolu kaplanı(!) emekli komutanlar TV'lerde bağırıyorlar.
"AK Parti, Silahlı kuvvetler sevgisi, itibarı, güveni sarsılsın diye çalışıyor. Bu soruşturmalar, mahkemeler bu programın bir parçasıdır."
Aslında o dedikleri bu konuşmalardan sonra oluyor. Kamuoyu araştırmaları da bunu gösteriyor.
Çünkü halk gerçekleri öğrendikçe, başka türlü düşünüyor. Sık sık 'acaba' diyor. Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yapılanları öğrenen hangi Türk vatandaşı üzülmez? Sağcı-solcu diye asılan üniversiteli gençleri hatırlayınca derin derin düşünmez... "O zamanki koşullar bunu gerektirdi. Ülke sağcı-solcu diye ikiye bölünmüştü" ise asla mazeret olamaz. Sadece TV'de milyonlara baka baka söyleyen emekli komutan kalesine gol atmış olur.
1960 askeri darbesinden beri pek çok demokrasi karşıtı girişim yaşayan insan var Türkiye'de. Tarihi gerçekleri dün gibi hatırlayanlar...
Osmanlı İmparatorluğu'ndan bahsetmiyoruz. Artık bütün tarih kitapları da Türkçe'ye çevrildi. Çocukları da kandıramıyoruz. Atatürk'ün devrimlerini de Osmanlı İmparatorluğu'nu da anlatmak, doğruları öğrenmek zorundayız. "Atam sen kalk da ben yatam" ile "Ceddin deden, neslin baban" ile işte bu kadar yürüdü araba...
Her isteyen emekli komutan veya subay, TV'lere çıkıp "Biz" diye söze başlayıp Silahlı Kuvvetler'i anlatmasın, yorum yapmasın. Konuştukça batıyorlar.
İnanın aklı başında vatandaş bu duruma çok üzülüyor. Bir emekli ordu komutanı TV'ye çıkıyor şiirler okuyor. Dersin ki harp çıktı, seferberlik ilan edildi, bütün eli ayağı tutan erkekleri askere çağırıyor. Üstelik de şiir, hapishanelerde sürünmekten bıkıp usanan, çareyi yurtdışına kaçmakta bulan solcu Nazım Hikmet'in... 12 Mart zamanı askerler evimizde Nazım'ın bir şiir kitabını bulsalar, askeri cezaevinde hücreye atılırdık.
Sonra bir başka emekli komutan çıkıyor, mantık ne kelime, resmen komik konuşuyor. İlkokul münazara yarışmalarında öğrenciler böyle konuşmaz. Tarihte yaşananlar yani darbeler, TBMM'de milletvekillerine yapılan baskılar, Cumhurbaşkanlığı seçimleri hatırlatılıyor, "Bana ne? Onların hesabını ben mi vereceğim. Bana hesap soramazsınız" diye bağırıyor. O anki yüz ifadesi her şeyi anlatıyor. Kim işine gelince laik cumhuriyetçi, kim kaba kuvvete güvenen kişi? Milyonların önünde bir avukata böyle bağıran emekli paşa hayret doğrusu...
Yakın zamana geliyorsun... 28 Şubat'ı, şu son cumhurbaşkanlığı seçimi sırasındaki gece 23.45'te verilen e-muhtırayı soruyorsun...
Tartışma çocukların mahalle kavgasına dönüşüyor. "Ama siviller de şunu yaptı bunu yaptı, her şey düzgün de bir ordu mu kötü" oluyor. Sivil halk sanki düşman ordusu gibi görülüyor.
Ben o komutanı daha bilgili ve objektif tanırdım. Sonunda avukata "Sizin maaşlarınız bu millet veriyor, silahlarınız bu milletin vergisi ile alıyor" dedirtti...
'Hür general' olunca sallamak kolay
Üniforma üzerinden çıkınca yani 'hür general' olunca başka türlü olmak... Daha cesur, başına buyruk kimseyi iplemeyen insan pozisyonu. 50 yıl içinde hapsettiğin duygu ve düşünceleri özgürce haykırmak, rahatlamak tabii... Hele bir zamanlar sana esas duruşta 'Komutanım' diyenlere arka çıkmak, kahramanca savunmak da güzel...
Ama kime karşı, neye karşı, neyi savunduğunu bilirsen.
Yoksa Ortaçağ'da yaşayanlardan hiç farkın olmaz. Zamana uymak zorundasın. Yavaş ve küçük de olsa günün koşullarına adapte olabilmek. En önemlisi şekil değil, öz önemli olmalı.
Ülkeyi Atatürk'ün yolunda yönetemiyorlar diye suçlanan siviller kim?
Tanklar ile toplar ile çevirdiğin TBMM'deki milletvekilleri kim, onları oraya gönderen kim?
Bir üst rütbeye terfi ederken diyelim seni general yapan veya orgeneral yapan kişi yani cumhurbaşkanı kim?
Hepsi halkın üzerine gönderdiğin askerin anası-babası-amcası, kardeşi yani akrabası değil mi?
Madalyonun ters yüzüne geçelim.
Halka demokrasi dersi verirken bile hapislere atan kim? Yani Silahlı Kuvvetler. Onlar da bizim bağrımızdan kopan akrabalarımız değil mi? Kimi ekmek parası için subay-astsubay oldu, kimi vatan görevi yapıyor.
O zaman TV'lerde neyin tartışmasını yapıyoruz? Kimi kime şikâyet ediyoruz.
Bu ana-babanın çocuğunu başkasına şikâyet etmesidir. Hiçbirimiz Mars'tan gelmedik, başka yere de gitmeyeceğiz. Bu vatan hepimiz. Bu tartışma bitsin artık. Herkes fena halde sıkıldı. Ancak... Önce askerlerin, sivillerin bu ülkenin vazgeçilmez parçası olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Yani bizim kadar bu ülkeyi sevdiğimizi, düşündüğümüz, gerekirse seve seve canımızı vereceğimizi beyinlerine soksunlar. Biz de gece gündüz çalışıyoruz, vergimizi veriyoruz Türk ordusunun maaşlarını veriyoruz, tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Yani görevimizi sonuna kadar yapıyoruz. Aptal ve beceriksiz asla değiliz...
Çetin Doğan Paşa neden Florence Nightingale'de ameliyat oldu?
Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın GATA yani Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne ziyaretçi olarak gidememesi hâlâ konuşuluyor. Ne kadar üzücü durum...
Doktor yetiştiren bir bilim yuvası, insanları hayata döndüren hastane yani ibadet evi kadar 'kutsal mekan' hangi konu ile gündeme geliyor? Başbakan eşinin başının örtüsü, sanırım o gün GATA'nın değil Genelkurmay Başkanlığı'nın bile en önemli sorunu idi. Emine Erdoğan'ın hastane ziyaretine gidip-gidemeyeceğine belki de ikinci başkan veya kurmay başkan karar verdi. Yani çok yüksek komuta katında.
Aklımda yanlış kalmamışsa... Şu günlerde "Balyoz Darbe Pılanı" ile çok popüler olan emekli Orgeneral Çetin Doğan, Birinci Ordu Komutanlığı'nın son günlerinde kalbinden rahatsızlanmıştı. İstanbul'da Haydarpaşa GATA'da kalbini kontrol ettirmişti. "Paşam bir şeyin yok" diye taburcu edildikten hemen sonra Florence Nightingale Hastanesi'nde 5 damarına bypass yapılmıştı. Yani ordu komutanını sivil hastanede sivil doktorlar sağlığına kavuşturmuştu. Allah bilir ameliyat ekibinde başını açmadığı için Viyana'da okuyup doktor olan kızlar da vardı. Acil fenalaşsan, hastaneye kaldırılsan doktorun türbanına mı bakacaksın, doktorlar hastasının türbanına mı bakacak? Orası öteki dünya ile bu dünya arasındaki köprü. Kaç komutanın, Atatürk'ün, "Beni Türk doktorlarına emanet edin" sözünü umursamayıp, Amerika'ya ameliyata gittiğini de biliyoruz.
Elinizi vicdanınıza koyup düşünün... "Ordu komutanının kalbine giden beş damardaki problemi görmemek mi, yoksa Başbakan'ın eşi, başı kapalı gelirse içeri almayız diye haber göndermek mi" bir tıp akademisi için hangisi daha büyük ayıp?
Görüyorsunuz 2010 yılında neler ile uğraşıyoruz? Askeri hastaneye Başbakanın eşi bile başı kapalı giremez, orduevine babası orgeneral olsa bile uzun saçlı-sakallı küpeli delikanlı sivil giremez, Genelkurmay'daki basın toplantılarına akredite edilmeyen gazetelerin katılamadığı gibi...
Genç subaylar her şeyin farkında
İki oğlum var. Bu yüzden yıllardır Kara, Deniz ve Hava Harp okullarındaki eğitim programlarını inceledim, biliyorum. Hele hele 4 yıllık Harp Akademisi iki fakülteden daha zordur, sabahlara dek çalışmak ister. Harbiyeliler İngilizce eğitim görüyor. Boğaziçi Üniversitesi veya ODTÜ'den daha iyi eğitim alıyor. Zaten hocaları konusunun uzmanı sivil profesör veya doçentler...
Genç subaylarımızın hepsi çağdaş insanlar. Her konuda kendini yetiştirmiş kişiler. Genç teğmenler, anayasa hukukundan devrimler tarihine dek her konuyu zaten ders olarak öğreniyorlar. Sivillerin çok ötesinde. Ama rock müzik, sinema, futbol, bilgisayar, satranç, eskrim, dans, fotoğraf gibi tüm hobileri de var. Hepsi şık ve akıllı.
Ne olur TV'lerde Güneydoğu'da görev yapan değil, Napoli, Brüksel, Kanada'daki NATO birliklerinde görev yapan, iki dil bilen, politikayı yabancı gazetelerden takip eden genç subaylar gelsin ekranlara. Onları tanıyalım, mutlu olalım. Karşılarına da kim çıkarsa çıksın görün siz...
İşte o zaman "Ordumuzu kim halkın gözünden düşürmek için plan-program yapıyor" anlayacağız. Devamlı suçlanan AK Parti mi, yoksa ordu eleştirilince kontrolünü kaybedip sinirlenen emekli subaylar mı? Halkımız daha doğru karar verecek. Genç komutanlar ve subaylar her şeyin farkında. Onlar sadece Türkiye'nin, Türk halkının ileriye hızla gitmesini istiyor...
Yazarın son yazıları
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/0/1/file/96003_video.jpg
/video/96003-messi-futbolseverleri-hayran-birakti-videosu.aspx
Messi, futbolseverleri hayran bıraktı
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/1/1/file/96006_video.jpg
/video/96006-seedorf-tan-90-a-muhtesem-gol-videosu.aspx
Seedorf' tan 90'a muhteşem gol
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/0/1/0/0/0/0/0/0/file/95873_video.jpg
/video/95873-abd-nin-uniformali-canavari-videosu.aspx
ABD'nin üniformalı canavarı
|