Sarkozy'ye selam ticarete devam!
ABD kaynaklı kriz dalgaları, Avrupa'yı sarıp adeta titretirken, Almanya ile Fransa, daha sağlam görünüyor.
Akdeniz'in üç ülkesi Yunanistan, İspanya ve Portekiz ekonomileri ise 'sallan-yuvarlan' vaziyetinde durumu idare edemiyorlar.
Türkiye ise bu manzara karşısında IMF ile devam etsek mi, etmesek mi kararsızlığında, AB'den umudu kesmiş, yeni pazarlar peşinde.
Halka açılmayı kafaya koyan şirketler için gerçekten şanssız bir süreç işliyor.
Söylemeye dilim varmıyor ama ikinci kriz dalgasına karşı, "Aman dikkat" demek zorundayım.
İşte tam bu ortamda, siz bu satırları okurken, bizler Paris yollarında olacağız. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş'ın, Paris Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Pierre Simon ile çok önemli bir randevusu var.
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan da hükümeti temsilen geziye katılıyor. Çağlayan'ın farklı temasları da olacak.
Nicholas Sarkozy, cumhurbaşkanı olduktan sonra Fransa ve Paris'e hiç gitmedim. AB üyeliği için onun Türkiye'ye karşı önyargılarından etkilenmiş olabilirim. Bu gezi, gözlem açısından ilginç olacak.
1 Temmuz 2009 ile 31 Mart 2010 tarihleri arasında, Fransa'da "Türkiye Mevsimi" ilan edilmiş, iki ülke ilişkilerini normalleştirmek için çeşitli etkinlikler düzenlenmişti. Yalçıntaş'la yapacağımız gezi, iki ülke ilişkilerine odaklı değil, bölgesel işbirliklerini kapsıyor.
İTO-AB ve Uluslararası İşbirliği Bölümü Müdürü Semen Çeşmecioğlu'nun verdiği bilgilere göre Paris'e "Ticaret Köprüsü" kurmaya gidiyoruz. Nasıl mı?
Yalçıntaş'ın 100 kişilik heyetinde, sadece Türk değil, Özbek, Kırgız, Kazak ve Suriyeli işadamları da bulunuyor. Paris Oda Başkanı Simon ise bu heyeti, Fas, Tunus, Cezayir, Fildişi Sahili ve Senegal'den gelen iş insanları ile karşılayacak.
10 Şubat günü yapılacak büyük forumda, Yalçıntaş önderliğindeki Orta Asyalı ve Ortadoğulu girişimciler, Simon'un Afrikalı konuklarıyla buluşup iş konuşacaklar. Yani Paris'te Türkler'le Fransızlar, "11 ülkelik bir ticaret köprüsü" için çaba harcayacaklar. Çevre, enerji, inşaat, gıda ve tarım ile altyapı yatırımları için işbirliği için adımlar atılacak.
Dünyanın en büyük odası Paris'le, dünyanın en büyük 5 odasının içinde olan İstanbul'un köprü kardeşliği söz konusu.
İşi özetlersek, birlikte 11.5 milyar dolar civarında iş yapan Türkiye ile Fransa, girişimcileriyle krizdeki Avrupa'ya yeni projeler sunabilir. "Sarkozy'ye selam, ticarete devam" diyebilirler.
Bülent Bey doğrusunu yaptı bayrağı devraldı
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nda (İKSV) amcası Şakir Eczacıbaşı'nın ölümünden sonra onun bayrağını teslim alan Bülent Eczacabaşı, bence en doğrusunu yaptı. Başkanlık için kulislerde farklı isimler gündeme geliyordu, Eczacıbaşı, vakfın yıpranmasına izin vermedi.
Yönetim kurulu üyelerinin de sağduyulu davrandığını söylemek lazım.
Eczacıbaşı'nın, yardımcısı Ahmet Kocabıyık'la ve üyelerle çok anlamlı etkinliklere imza atacağını düşünüyorum.
Vakıf yönetimine bakarsak, farklı kesimlerden isimler olsa da bankacılar ağırlıkta. Kültüre ve sanata para lazım değil mi?
Duayen bankacı Hamit Belli, Akbank Başkanı Suzan Sabancı Dinçer ile Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen elini taşın altına koyacak.
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, işlerin yerel yönetimler kısmını üstleniyor. Bizim mesleğin üstadı Nuri Çolakoğlu, sanırım tanıtım ve iletişimden sorumlu olacak. Bülent Bey'in eşi ve Modern Sanat Müzesi'nin kurucusu Oya Eczacıbaşı, müzeciliğini konuşturacak. Gencay Gürün ile Yekta Kara, sanatsal etkinlikler için önemli isimler. Tayfun İndirkaş, Prof. Dr. Münir Ekonomi ve işadamı Ethem Sancak da farklı gözler olarak vakfın yol haritasında görev alacaklar.
Nejat ve Şakir Eczacıbaşı, kabirlerinde rahat uyusun, İKSV emin ellerde...
Çocuk firmaları elinizi taşın altına koyun
Çocuk giysileri markası Wenice Kids'in üretici firması Kuşam Tekstil'in sahibi İdris Akdoğan'ın eşi Nazan Akdoğan'la tesadüfen tanıştım. Ona hemen, Çin işini sordum. Hatırlarsanız, firmanın CEO'su Oktay Özdemir, markalarının hatta mağazalarının her şeyiyle Çin'de taklit edildiğini açıklamıştı.
Nazan Hanım da bunu aynen doğruladı. Sohbetin ilerleyen kısmında özellikle engelli çocuklara destek için yaptıkları projelerden örnekler verdi. Nazan Hanım, oldukça iddialı. Bütün dünya çocukları için Türkiye'de çalışan ünlü çocuk markalarını bir araya getirip "Çocuk Markaları Derneği"nin kurulmasına öncülük etmiş. Derneğin amacı, çocuklara sağlıklı hizmetler sunmak, onların sorunlarına çözümler üretmek, kamuoyu oluşturmak ve özellikle problemli engelli olanlarına bizzat destek olmak. İşin içinde çocuklara istismarın ve şiddetin önlenmesi de var. Bu felsefeyi benimseyen her firma, derneğe üye olabiliyor. Mesela, 'Sevgi Engel Tanımaz' projesiyle 40 ilden başvuru gelmiş. Akdoğan, bu illere gidip, talepte bulunan engelli çocuklarla ve aileleriyle tanışmış. Kargoyla giysiler, ayakkabılar gönderilmiş. Algida dondurma markası da destek vermiş. Çocuklar, eğlence mekânlarına da gönderiliyor.
İlk etkinlik İstanbul'da yapılmış devamı geliyor.
Nazan Hanım diyor ki: "Bizim gibi firmalar, madem çocuklardan para kazanıyor, onların sorunlarına da eğilmelidir, bu şart haline geldi. Çocuklar geleceğimiz, onlara yatırım yaparken geleceğimizi de kurtarmalıyız..."
Bence, sözün bittiği yer burası. Haydi, çocuk firmaları, harekete geçin...
Yazarın son yazıları
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/0/1/file/96003_video.jpg
/video/96003-messi-futbolseverleri-hayran-birakti-videosu.aspx
Messi, futbolseverleri hayran bıraktı
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/1/0/0/0/0/0/1/1/file/96006_video.jpg
/video/96006-seedorf-tan-90-a-muhtesem-gol-videosu.aspx
Seedorf' tan 90'a muhteşem gol
http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/1/1/1/0/1/1/0/1/0/0/0/0/0/0/file/95873_video.jpg
/video/95873-abd-nin-uniformali-canavari-videosu.aspx
ABD'nin üniformalı canavarı
|