Hiç de öyle sandığınız gibi çok milyonlarca dolar değil. Bizim ülkemizde de... Peki neden? Kurumlar Facebook reklamlarının geri dönmeyeceğini mi hesap ediyor? Bu reklamlara Facebook sayfalarında bakılmıyor mu?
Hayır, Facebook yönetimi reklamlar ile fazla uğraşmıyor. Çünkü 500 milyon insan hakkındaki bilgiyi satmak çok daha kolay ve kârlı bir iş. Diyelim ki, Türkiye'de yatırım yapmak istiyorsun. Veya iş kuruyorsun. Fizibilite raporu lazım. Facebook'a veya Google'a soruyorsun. Türkler nasıl insanlar? Fiziki görünüşleri hakkında bilgi var mı? Ayakkabı numaraları, sevdiği renkler, ellerinin büyüklüğü, sekse olan merakları falan filan... Bir saniye sonra yüzlerce sorunun yanıtı önüne geliyor. Bunlar birebir kişiler tarafından bildirilmiş veriler. Yani arkadaş ararken, chat yapmak için verdiğimiz bilgiler. Kan grubumuzdan tutun da hastalıklarımıza hatta banka kredi kartı numaramıza, kimlik vergi numaramıza kadar hepsi Facebook ana bilgisayarında bulunuyor. Bu bilgiler isteyene satılıyor.
Facebook'un ülkemizde 5 milyon abonesi var. Bu 5 milyon kişinin bilgilerini örneğin sadece internet adreslerini toplamaya kalksanız kaç kişiyi sokaklara dökmeniz gerekirdi... Günlerce süren araştırma gerekirdi. Ve beceremezdiniz. TV ölçümlerini bile 1500 evdeki TV'lere takılan ölçüm metreler ile zar-zor yapıyoruz. O kamuoyu araştırmalarının yarısı palavra. Soruyu sorduğun, gittiğin yere göre değişen yanıtlar...
Ya işte böyle... Google veya Facebook'u tanıyınca Dr. Oktar Babuna'ya hayranlığım artıyor. Adam nasıl Türkiye'yi aldatmıştı. TV'lere çıkıp "Kanserim, doku nakli yaptıracağım" diye bizi ağlatmıştı. Binlerce saf ve yardımsever Türk insanının kanını alıp, Amerikalılar'a satmıştı. Şimdi Amerika'da Türk arşivi var. Kimden yardım alacaklarını biliyor adamlar. İşin ilginç yanı bir kişi de çıkıp Dr. Oktar Babuna'yı "Beni aldattın" diye mahkemeye vermedi. Kanını geri istemedi.
Biz hâlâ telefonlar dinleniyor deyip, birbirimizi yiyelim. Adamlar ciğerimizin röntgenini çekmiş, uzayda saklıyor.
"İnternet Türkiye Güzellik Kraliçesi" seçiliyor...
Yıllardır yurdun dört bir yanında her türlü güzellik kraliçesi seçilir. Domates güzeli de var, kavun-karpuz güzeli de... Eee her geçen gün çığ gibi büyüyen internetin neden bir Türkiye güzeli olmasın. İşte bunu düşünen "Bilgitime" adındaki firma çok farklı bir program yaratıp, geliştirmiş. Bir tür internet programı ile güzellik kraliçesi seçmek... Her türlü yasal izinler alınmış, noterlere kayıt ettirmiş. Hatta yabancı ortak bile var. İnternette Türkiye Güzeli onun adına tescilli firmanın sahibi Cemal Kalman. Sitesinin ismi www.alem.com, aman sakın yanlış anlamayın Alem FM radyosu ve Alem Dergisi ile hiç ilgisi yok.
Yarışmanın yol haritası şöyle; kendine güvenen güzel kızlar siteye bir portre bir de boy fotoğrafı gönderecek. Jüri aralarından önce 100 kişi seçecek. İkinci turda 50 kişi, son turda ise 20 kişi kalacak şekilde elemeler yapılacak. Elemeleri aralarında ünlü kişilerin de olduğu profesyonel kişiler yapacak. Oy atabilmek için siteye üye olmak gerekiyor. Herkesin bir oy hakkı var. Finale kalan 20 kızı ise bir TV canlı yayınında halkın önüne çıkarmak planlanıyor. Yine en çok oy alan güzel kız "2010 İnternet Türkiye Güzeli" ilan edilecekmiş. Birinciye 25 bin lira ödül var. İkinci 15 bin, üçüncü kız da 10 bin lira kazanacak.
Cep telefonu kullanmak için para değil kültür gerekiyor
Saygıdeğer baylar, bayanlar... Paranız var, 2 bin liralık cep telefonu kullanıyorsunuz. Ama o telefonun nerede, ne zaman açık tutulması gerektiğini, kimi, ne zaman arayacağınızı daha öğrenmemişsiniz. Neye yarar o değerli telefon?
Şunu sakın unutmayın. Cep telefonu özeldir. İş telefonu olmamalıdır. Hele mesai saatlerinden sonra, tatil günlerinde kullanmak... Kim olursa olsun, iş için aramak saygısızlıktır. Herkesin işi gibi bir de özel yaşamı vardır. Dinlenecektir, eğlenecektir, kafasını boşaltacaktır. Kimseyi işiniz için rahatsız etmeye hakkınız yoktur. Sadece arkadaşlarınızı hatır sormak için arayabilirsiniz. Gecenin 24.00'ünde "Sana bir konuda danışmak istiyorum" demek veya "Şu işi nasıl yaparım" diye sormak sadece Recep İvedik olmaktır. Bizim kadınlarımız arasında o kadar çok Recep İvedik var ki... Görüyoruz işte otobüste, pastanede, mağazada ayağı yanmış kedi gibi dolaşırken nasıl konuştuklarını. Yolun ortasında telefonla konuşup, arabaları unutan kadın görüyorum. Elinde de sigara...
Pahalı telefon ile hava atarken kendinizi rezil etmeyin, kimseyi de rahatsız... Görgünüz, bilginiz ve davranışlarınız beğenilsin...
Futbolcu için yakacak farkı olmaz!
İngiltere bu hafta Chelsea-Arsenal veya Liverpool-Everton arasındaki 100 yıllık derbi maçlarını ikinci plana attı. Varsa yoksa Terry'nin kaçak aşkı... Bir de bizim için 'meraklı' derler. O soğuk İngilizler, seks dedikodularına bizden daha meraklı imiş.
Chelsea ve milli takımın kaptanı John Terry'nin takım arkadaşı Wayne Bridge'nin kız arkadaşı Vanessa'yla olan kaçak aşkına geçen gün başka boyutlar da eklenmişti. Meğerse güzel model Vanessa Perrosel daha önce de aynı takımdan dört futbolcu ile daha ilişkisi varmış. The Sun gazetesinin haberine göre durum böyle... "Vanessa kendine beş kişilik Chelsea futbol takımı kurmuş" diye dalga geçiyorlar. John Terry ve Wayne Bridge dışında Romen Adrian Mutu ve İzlandalı Eidur Gudjohnsen ile birlikte olduğu İngiltere'de herkesin dilinde...
Bunları okurken ister istemez bizim futbolcular geldi aklıma. Demek futbolcular da her yerde aynı. Manken diye dolaşan hatta TV'ci kızlar tanıyorum. İşleri futbolcu tanımak! Diyelim Galatasaray'dan bir futbolcu ile arkadaşlık yapmaya başlıyor. Bir yıl sonra beş futbolcu ile daha tanışmış! Futbolcular bu konuda çok modern. Arkadaşımın aşkı filan dinlemiyorlar. Ne yapsınlar, haftada bir gün izin yapıyorlar. O gün de kimi bulurlarsa artık. "Bilmem ne ağabeyin eski arkadaşı" filan diyecek halleri yok. Komün hayatı gibi...
Daha fazla konuşturmayın beni. Anneleri ve babaları akıllı ise evlendirerek koruyor futbolcu oğlunu. Genç yaşta evlendirip o deli günlerinden kurtarıyor. Ama sözünü geçiremezse... Anne-babası kız bulamazsa işleri zor. Sıcak ev partilerinde veya diskolarda eğlenilecek kız bulmak kolay ama evlenilecek kız çok zor. Zaten kızlar da 'futbolcu koca' pek sevmiyor. Sosyal yaşamları olmuyormuş...
Her fırsatta aradığı mutluluğu beşinci eşi Hakan Eratik'te bulduğunu...
Modacı Simay Bülbül’ün defilesine erkek arkadaşı Okan Kurt’la katılan...
Altan Gördüm, eşi Vahide Gördüm ile ilişkilerini ve kanser haberinin...
Beşiktaş’ta 3 Şubat 2012 tarihinde meydana gelen olayda, ünlü sunucu...