22 Şubat 2010 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Esra UÇAR
Esra UÇAR
eucar@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

16 yaşında hapiste olsaydık...

16 yaşımı hatırlamaya çalışıyorum. Kanımız deli deli akardı gerçekten... Hayallerimiz dünyalar kadardı.
Fotoğraflara bakıyorum, saçlarım koyun gibi. Perma modası vardı o zamanlar. Heveslenmişiz. Şimdiki aklımla zaten gür ve dalgalı saçlara asla vermeyeceğim bir zarar... Ne komik görünüyoruz okul bahçesine içinde su dolu torbalar atarken, üçüncü kattaki sınıf penceresinden... Ve birer sabır abidesi hocalarımız... Düşündükçe yanaklarım kızarıyor derslerde yaptıklarımızı. Kız okulunda okumanın farklı bir tarafı vardı. Fazla rahat, fazla cesurduk galiba... Gençlik işte...

Araba kullanmayı o yıllarda öğrenmiştim. Tarabya tepeleri bomboştu o zamanlar, hafta sonları arabası olan birkaç arkadaşımızla çalışırdık boş yokuşlarda. Ehliyet almaya annemin arabasını kullanarak gitmiştim. Kahverengi bir Şahin’di. Aklımca hava atmıştım imtihana girerken. Neyseki bir sorun çıkmamıştı, ehliyeti de hemen almıştım ama şimdiki aklım olsa bir yıldır araba kullandığımı anlatmazdım polise. Daha doğrusu ehliyetimi almadan araba da kullanmazdım. Kendimize güvenimiz o kadar kuvvetliydi ki, ne başka insanların hayatını tehlikeye atıyor olabileceğimizi ne de yakalansak başımıza neler geleceğini, ailelerimizi ne duruma düşeceğini düşünmemişiz. Gençlik işte...

Bir de Hisar’ın orada, mezarlığın tam önünde yol ikiye ayrılır kısa bir alanda. Gidiş alttan, geliş üsttendir. Ters yola girip orayı hızla geçmeyi marifet sayardık, hatırlıyorum. Şimdi düşünüyorum da ne büyük bir tehlike. Deli miymişiz neymişiz... Gençlik işte...

Yazlık maceralarımız vardı Silivri’de. Akşam yan sitenin diskosuna girebilmek büyük hayalimizdi o zamanlar. Elimize birer torba çekirdek alır, evdekilere iskelede laflamaya indiğimizi söylerdik. Yalanın sıkıntısı içimizde, süslü bir iki bluz küçük çantalarımızda, yarım saat içeri gireceğiz diye ne sıkıntı çekerdik... İyi ki başımıza birşey gelmemiş o karanlık tarla kılıklı bahçelerden geçerken. Gençlik işte...

Bir kere de bir arkadaşımızın babasının küçücük teknesini çalıp denize açılmıştık. Nereden bulduysak koca denizde yüksek bir kayayı, fena çarpıp dağıtmıştık tekneyi. Karaya yüzene kadar neler çektiğimizi şu anda bile ürpererek hatırlıyorum. Köpekbalığı korkum o gün başlamıştı. Niye çaldıysak? İstesek gezdirirdi zaten adamcağız hepimizi. Gençlik işte... Bütün yaz  bahçe temizleyerek, araba yıkayarak geçmişti. Bütün yaz boynumuz büküktü... Uzun, çok uzun nasihatlar almıştık ama hapise atılmamıştık. Ya atılsaydık?

Sizin de vardır benim gibi bu sayfalara sığmayacak gençlik anılarınız. Sorumsuz hayatlar yaşamadık hiç birimiz. Onlar ayrı sohbetlere konu olur saatlerce... Ama yok mu hepimizin gençlik hataları? Şimdi hata dediğimiz yaramazlıkları? Bir canlıyı öldürmedikçe, sosyopat, psikopat falan değilseniz o yaşlarda ne büyük yanlışlar yapabilirsiniz ki?

Ya hapise atılsaydık her seferinde? Koğuşlarla tanışsaydı yarım beyinlerimiz hayatı yeni yeni tanırken? Ya hayatı hapiste tanısaydık? Ya konuşarak, okuyarak, seyrederek değil de dövülerek, itilerek, kelepçelenerek, soğuk taş duvarlar arasında büyüseydi bedenlerimiz? Ya kara tahtalar yerine coplarla öğretselerdi bize doğruları yanlışları?..

Hayatı sever miydik hala? Gökyüzü mavi ağaçlar yeşil görünür müydü eskisi gibi? Boş arsalarda top oynamak gelir miydi içimizden bir daha? Başkalarını sevebilir miydik? Güvenebilir miydik bir daha? Nezaketimiz mi artardı çevremize nefretimiz mi? Kibarlığa mı bürünürdü bakışlarımız şiddete mi? Okula gider miydik bir daha temiz formalar içinde? Düşeni kaldırmak için mi uzanırdı elimiz, itmek için mi? Kapanmayan yaralarla yaşamayı mı öğrenirdik sessiz sakin, başka yaralar açmak mı iyi gelirdi ruhumuza? Çocuklarımıza ne anlatırdık masal diye? Adalet, sevgi, saygı ne anlama gelirdi şimdi bizim için?

Şimdi nerede olurduk acaba?

 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (2 yorum)
sadece ve sadece sevgıyle dısıplın dıyorum..hapıs cozum olsa ıdı her cıkan adam olurdu...
NESLI - 22:21 / 2010.02.26
ülkemizin kanayan yaralarından biri işte. çocuk sahibi olmak zor her anne baba için ama devlet de bir baba değil mi vatandaş için? tutunki bu çocukların anaları babaları yok yada var ama cahil cühela, fakir fukara. devlet baba nerede? eğitim nerede? 16 yaşında hapise atılmak ne demek? çok haklısınız çok.
emel tetik - 23:02 / 2010.02.23



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Uyuşturucuya ağır darbe

9 ayrı operasyonda 155 kilo esrar yakalandı...

Türk sinemasında bir ilk

Aksoy Film kabul ederse, ilk kez bir Türk filmi Hollywood'a gidecek...

Uğur Acar'ın yeni hali

Yüz nakli olan Uğur Acar'ın yeni hali en yakınlarını bile şaşırttı.

Bir aile faciada yok oldu!

Karbonmonoksit gazından zehirlenen 9 aylık hamile kadın ile kızı ve...

Tık rekoru kıran kareler

İnternetin fenomen karelerini sizin için derledik. İşte birbirinden...

Muğla Gökova'da deprem

Saat 21.17'de merkez üssü Gökova Körfezi olan 4.2 büyüklüğünde bir...

Kurtlar Sofrasından müthiş anlar

Doğada çekilen kurt saldırıları dehşet veriyor.

Türkiye rekor kırıp Guinnes'e girdi

İtalya'da 2008 yılında 103 çift tarafından kırılan rekor, farkla...

Meteoroloji'den kar uyarısı

Son dönemlerinin en çetin kışını yaşayan Türkiye, yeniden kar...

Köpek balığını bir hamlede yuttu

Avustralya'nın kuzey doğusunda kalan Büyük Set Resifi'nde bilim...

Karun'u yere batıran günah

Karun, Hz. Musa'ya samimi olarak inanan, gündüzleri oruç tutup...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.