Ben Galatasaraylı'yım, doğrudur. Galatasaray'a ağır eleştiriler getiriyorum diye kendi tırnağımı mı çekmiş oluyorum. Hayır. Ama gerekirse çekerim. Çekiyorum da...
İnsan yalanı kendine söyleyebilir. Ama doğrularını başkalarına söyleme sorumluluğum söz konusu. Çünkü doğruları söylemek, sosyal sorumluluk ister. Ben de bu bilinçteyim.
Futbolseveri anlayamıyorum. Futbol taraftarı, kendisi gibi düşünmeyeni, konuşmayanı dinlemiyor da okumuyor da. Maalesef hatırlamak için yavaşlar, unutmak için çok hızlılar.
Yorumcunun asıl yapması gereken; tribündeki ve televizyon karşısındakinin göremediğini, bilmediğini, hissetmediğini, saha içinde objektif olup nasıl daha iyi olabilmenin ve mükemmel futbolun nasıl oynanması gerektiğini, futbolcuların eksiğini, oyun içinde yaptığı bireysel yanlışları görüp söylemek zorundadır.
Yoksa yorumcu; tribündeki, TV karşısındaki taraftarın gördüğü şeyleri söylemek ve yazmakla ne derece başarılı olabilir?
Şunu taraftarlara hatırlatmak isterim: Yalaka inek kasabın bıçağını yalarmış.
Ben öyle değilim. Bir diğeri, namuslu insanların namussuzlar kadar cesur olması önemlidir.
Ben değişmem değişemem. Deneyimim, tecrübem ve birikimimle, üslubum biraz ağır olsa da doğruları futbolseverle paylaşmaktayım.
Ama bizim bu ortak sorunumuz. Fikirlere hiçbir zaman açık değiliz. Önemli bir kanalda, Japon Toyota'nın 15 senelik Ortadoğu temsilcisi, kendi lisanının yanında Arapça, Türkçe ve İngilizce de biliyor.
Sempatik Türkçe'siyle de oldukça ilgi çekti. Spiker bayan şöyle bir soru yöneltti ona: "Japon halkı ile Türk halkı arasındaki fark nedir?"
Adamcağız önce güldü, sonra şunları söyledi: "Japonya'da bir düşünür, fikirlerini insanlarla paylaştığı zaman takdir görür, minnet duyulur, övgü alır. Olumlu veya olumsuz herkes o fikrin içinden kendine bir şey alabilme gayretinde olur. Ama düşünceye saygı duyulur."
Türkiye'de deyip yine bir gülücük attı: "Türkiye'de de bir düşünür, büyük emekler verip fikrini insanlarla paylaştığı zaman herkes o fikrin üstüne çullanıp yok etmeye çalışıyor."
Adamlar bizi çözmüş, biz hala bilmeceyle uğraşıyoruz.
İş zor, kavga kolay
Sezon sonu yaklaştıkça bendeki kaygı da artıyor. Her an tetikteyim ve bekliyorum. "Saha dışındaki yönetici terörü ne zaman başlayacak?" diye.
Aslında işlerini iyi yapsalar bu kavgalar da olmayacak. Sektörün uzmanı olmayan bu yöneticilerimiz, işi zora sokup eylemler içinde daha ne kadar çıkar amaçlı saldırgan tavırlarına gem vuracaklar? Ama bu doğal. Nedeni de iş zor, kavga kolay. Doğal olarak da kolay olan kavgayı seçiyorlar.
Şunu göremiyorlar: Büyük denen takımların aslında ne kadar küçük olduğunu!
Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener ile Asbaşkan Nevzat Şakar'ın...
2012 Afrika Uluslar Kupası şampiyonu, final maçında Fildişi Kıyısı'nı...
Kulüpler Birliği’nin kurucularından İlhan Cavcav, TFF eski başkanına...
| Spor Toto Super Lig | Bank Asya 1. Lig | |
|
||