25 Şubat 2010 Perşembe
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Toktamış ATEŞ
Toktamış ATEŞ
tokta@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Yeni üniversiteler

Yanlış anlaşılma endişesiyle bu köşede defalarca dile getirdiğim bir konuyu tekrar anımsatayım.

2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu çıktığı günden beri; hatta daha çıkmadan önce işaretleri alındığı günden beri bu yasaya karşı çıktım ve onlarca ve belki yüzlerce yazı ve bazıları bu yazıların derlenmesi olan 4 kitap yayınladım. Aradan geçen yaklaşık 30 yıl içinde; bu yasada sayısız değiştirmeler yapıldı. Göstermelik bazı "demokratikleştirmeler" eklendi. Ama işin temel mantığı değişmedi. Türkiye'deki tüm üniversite ve yüksek okullara "nizam verecek" merkezi bir organ oluşturulması anlayışı değişmedi.

Bugün Türkiye üniversitelerinde ders vermekte olan değerli meslektaşlarımın yüzde 99'u; bu YÖK düzeni içinde mesleğe başladılar ve bu düzen içinde mesleklerini yürüttüler. YÖK öncesinden kalan bir avuç öğretim üyesinin çoğu emekli oldu. Yani YÖK öncesi üniversite düzeni pek bilinmiyor ve anımsanmıyor. Benim gibi YÖK öncesi düzene de karşı olup; o günlerin koşulları içinde bir mücadele yürütmeye çabalayanlara; 12 Eylül'ün yarı faşist yönetimi "alın size demokratik üniversite" diyerek YÖK düzenini dayattı. 1980 öncesi üniversitelerinin eleştirilecek çok yanı vardı ama 2547 sayılı yasa gibi baskıcı bir yasayı asla hak etmemiştik.

Olan oldu artık...

x x x

Gençliğimde büyük kentlerin dışında üniversite açılmasına şiddetle karşı çıkardım. "Bir kente üniversite açılabilmesi için o kentin kültür ortamının hazır olması gerekir" diye düşünürdüm. Yani; gelişmiş kitaplıkları, tiyatroları, konser salonları vb. olmasını isterdim. Sanki bunlar büyük kentlerimizde varmış gibi...

Gençlik işte.

Bizler gençtik ama yaşını başını almış ve büyük saygı duyduğumuz pek çok meslektaşımız da bu görüşü paylaşırdı. Adana'daki Çukurova Üniversitesi'ni; Eskişehir'deki Anadolu Üniversitesi'ni; dikkate almaz; Erzurum'da bir türlü yeterli gelişmeyi gösteremeyen Atatürk Üniversitesi'ni ve Trabzon'da (daha sonra hızlı Atatürkçü kesilen Kemal Gürüz'ün damgasını vuracağı) Karadeniz Teknik Üniversitesi'ni düşünürdük. Yukarıda parantez içine aldım ama YÖK Başkanlığı'nı bir tür "krallık" sanan Kemal Gürüz'ün Türkiye üniversitelerine yaptığı kötülüğü anlatmaya sayfalar yetmez. Ama ben "ölmüşe kurşun sıkılmaz" ilkemi sürdürmek istiyorum...

Evet; bizler büyük kentler dışındaki yerleşim birimlerine üniversite açılmasına karşıydık ama 1974'te yani doçentliğinin ilk yıllarında bizim İktisat Fakültesi yönetiminin Bursa'da uzun yıllardan beri (sanıyorum Ankara Tıp Fakültesi'nin bir uzantısı olarak) başarılı işler yapan Tıp Fakültesi'yle birleşerek bir üniversite kurmaya ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin programını aynen uygulamaya karar verdiğini öğrendik. Biz İktisat'ın genç öğretim üyeleri; Bursa'yı hâlâ "küçük kent" sandığımız için bu işten pek hoşlanmamıştık ama doğal olarak lafımızı dinleyen pek yoktu.

Her hafta Bursa yolu görülmüştü...

Zaten aynı dönemde bir de Makine Fakültesi kurulmuş ve 3 Fakülteli Bursa Üniversitesi oluşturulmuştu. Bizim dekan çok değerli arkadaşım ve meslektaşım Prof. Dr. Ali Özgüven idi. Üniversitenin rektörü de rahmetli Prof. Dr. Fethi Tezok olmuştu.

x x x

Daha önceleri turist olarak gittiğimiz Bursa'ya böyle bir görevle gidince; Bursa'nın pek de küçük bir kent olmadığını anlamıştık. Ancak derslerimizi yapacağımız "Amerikan barakalarını" gördüğüm zaman moralim bozulmuştu. Gerçekten Hürriyet Mahallesi'ne giden yoldaki boş bir araziye (her türlü konfora sahip olsa bile) barakalar kurulmuş ve dersler başlamıştı.

Bugün Uludağ Üniversitesi'nin (en azından görünüşte) mükemmel kampusunun bulunduğu Görükle sırtları ot bitmeyen topraklardı. Fethi Bey'in buraları alma konusundaki ısrarını anlayamamıştık. Ama gene de bir biçimde "ağaçlandırma" faaliyetine katıldık ve 5'er 10'ar ağaç da biz diktik.

Bugün Uludağ Üniversitesi'nin çevresindeki "ormanlar" işte böyle oluştu. Ve o barakalarda başlayan üniversite 1980 sonrası; Eğitim Enstitüsü, Yüksek İslam Enstitüsü ve İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi'nin de katılmasıyla bugün (sanıyorum) 30 binin üstünde öğrencisi olan Uludağ Üniversitesi'ne dönüştü.

Doğrusu bu gelişmeyi adım adım izleyen bir akademisyen olarak "taşra (!) üniversiteleri" konusundaki değerlendirmemi kökünden değiştirdim.

x x x

Bugün Anadolu'daki hemen her kentin halkının üniversite istemesinin ardında elbette ekonomik beklentiler yatıyor. Ev sahiplerine kiracı; esnafa müşteri çıkıyor. Fakat bir kente üniversite kurulduğu zaman; o üniversite benim gençliğimde çok meraklı olduğum "kültür ortamını" kendi oluşturuyor.

Halkımız (Silahlı Kuvvetleriyle birlikte); üniversiteler için bir kaynak aktarıyor. Hele yeni açılan üniversiteler için "yok" yok. Zaten yörenin zenginlerinin de katkısıyla; birkaç yıl içinde inanılmaz değişimler yaşanıyor. Yüzlerce hatta binlerce genç insanın günlük yaşama katılması; bazen ufak tefek rahatsızlıklar doğursa bile yörenin rengini değiştiriyor.

Bu düşüncelerin ışığı altında; YÖK'ün yeni üniversitelere izin vermesine çok olumlu bakıyorum. (YÖK'ün her işi kötü olacak değil ya.) Ve yurtdışında doktora yapan binlerce gencimiz; bu üniversitelerin potansiyel öğretim kadrosu olacak nitelikte. Daha ne isteriz...





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (3 yorum)
hocam saygılar sunuyorum. yurtdışında doktora yapanlar kadar inanıyorum ki "yurtiçinde" doktora yapan insanlar da bu fakültelere katkıda bulunacak değere sahipler. bu yazı vesilesiyle yurdışında yüksek öğrenim adeta sihirli değnek değmiş gibi insanları yurtiçindekilerden bambaşka yapıyor şeklindeki bi algıyı anlamlı bulmadığımı ifade etmek istiyorum. teşekkürler.
doludeli - 11:48 / 2010.02.27
birçok görüş ve fikirlerinizde olduğu gibi, bu konuda da isabetli görüşlerinize saygı ile katılıyorum
Saygı ve Muhabbetimle Hocama - 23:18 / 2010.02.25
teşekkurler. bakış acınızı herkes anlıyabılseydı şimdı turkıye bu sıkıntıları yasamazdı
s kuloğlu - 13:07 / 2010.02.25



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Sadece Türkler'e has ölümler

Biz Türk insanları ölümümüzle bile dünyada fark oluşturmayı...

İşte hainliğin sonu: Elinde patladı

18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...

Başbakan Erdoğan taburcu oldu

Cuma akşamı daha önce geçirdiği operasyonun tamamlama safhası için...

1'i MİT elemanı 5 kişi tutuklandı

Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.

Terör örgütüne bir darbe daha

Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...

Tarsus'ta korkutan yangın

Mersin’in Tarsus İlçesindeki Organize Sanayi Bölgesindeki yangın...

Arama çalışması yeniden başladı

6 mürettebat için arama çalışması yeniden başladı

Fethullah Gülen'den Erdoğan'a mesaj

Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...

PKK'nın iki kampı dağıtıldı

Genelkurmay Başkanlığı, terör örgütü PKK kamplarına hava harekatı...

Taklit mafyası gözünü karartmış

Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...

12 Eylül yargısının Çatlı engeli

7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.