Sürekli laf sokuyor. Gazetesi de buna katkıda bulunuyor. Toroğlu'nun eskiden, spor sayfalarına gömülen yazısı, artık birinci sayfadan anonslanıyor. Tıpkı, yayın yönetmenliği sona erdiği halde, ilk sayfadan anonslanan Ertuğrul Özkök gibi...
Toroğlu, önüne gelen herkese, haksızlığa uğradığını söylüyor, Digiturk'ü kötülüyor. Mesela, ilk röportajını doğal olarak Hürriyet'e vermiş ve "Siz Digiturk genel müdürü olsaydınız Erman Hoca'nın görevine son verir miydiniz" sorusuna şu cevabı vermişti:
- Tam tersi maaşına zam yapardım. Digiturk'ün başlangıcından bugüne gelmesinde az da olsa katkılarından dolayı prim verirdim.
Bu cevap, egoda gelinen son noktaya dair, nadir belgeli örneklerden biridir. En son, Cengiz Semercioğlu'nun Cine 5'teki programında konuştu:
- Şansal Büyüka'nın Lig TV'den ayrılmasını isterim. Çünkü Şansal ayrılırsa orası ne hale gelecek çok merak ediyorum ve bunu insanlar görsün istiyorum.
Tipik, "Benden sonra tufan" sendromu...
Bu yanlışı duble yapan konu şu: Digiturk, Erman Toroğlu'nu kesmekle bir tercih yapmıştır. Başlamak gibi bitirmek de normaldir. Sanki bu operasyon için sezon sonu beklense, daha doğru olacaktı. Zira 18 milyon hanenin olduğu Türkiye'de, maksimum 800 bin haneye ulaşan Lig TV'deki bir program sonlandı. Maraton programı, Show'dan Lig TV'ye gönderilirken yapmadığı tantanayı yaptı. Ayrılık, sezon sonu açıklansa, daha kansız biterdi.
**
Başbakan, medya patronlarından "Kusura bakma kardeşim bizim dükkânda sana yer yok" deyip, muhalif yazarları kapının önüne koymasını istedi. Ülke gerilirse, ekonomi alarm veriyor. Gerekçe bu... Emin olun, bu coğrafyada hükümet etmek ne kadar güçse, gazetecilik de bir o kadar meşakkatli... Hiç kusura bakmayın... Özgür düşünceyi, hür basını, serbest piyasayı savunuyorsanız, medya patronlarının köşe yazarı seçme özgürlüğünü de savunacaksınız...
Bu yanlışı duble yapan konu ise şu: Başbakan, yurtdışı seyahatlerinde gazete yayın yönetmenlerini uçağına alıyor. Kimi yılda bir kere, kimi beş kere biniyor. Hiç binemeyen de var. Başbakan'ın bu tercihine kimse ses çıkarmıyor, çünkü birlikte seyahat edeceği gazetecileri seçme hürriyetini kullanıyor. Kabine üyeleri de demeç verecekleri gazete ve TV'leri diledikleri gibi tercih etme özgürlüklerini kullanıyorlar. Misal... Genelkurmay'a yaptığı sürpriz ziyaretle konuşulan bir Başbakan Yardımcısı, konuşmak için, Hükümet'le arası pek hoş olmayan ana haber bültenini, haber kanalını ve gazeteyi seçebiliyor. Herkes, her yere konuşsun... Konuşmalı da... Yanlış olan, bir kısım medyayla olan aşk ve nefret ilişkisi... Bir haber kanalının, sıcak bir gelişmeyi veriş biçimini, "Tuuu size" diye eleştirebilirsiniz... Ama daha sonra kavgayı unutup konuşmak için yine o kanalı seçerseniz, nedamet sofrasına oturmuş olursunuz. Olan, gerilen ekonomiye olur.
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...
Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.
Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...
Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...
Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...
7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...