Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'la, Başbakan Tayyip Erdoğan sık sık yan yana gelmez.
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Kurulu'nda ikisi de konuştu, bizler de Erdoğan'ın, geçirdiği evrimi daha iyi görebildik.
ASKON'un bir grup meslektaşımla, bana da verdiği ödülü, Erdoğan'ın elinden alırken, biraz buruktum. Çünkü Erdoğan, bir gün önce köşe yazarlarına çatmış, kızdığı yazarları patronlarının işten çıkarmasını dahi istemişti. İşte bu yüzden kendisine sitem ettim. Ödülü de 'Basın özgürlüğü'ne ithaf olarak aldığımı söyledim. Erdoğan, "Benim sözüm sizlere değildi" dese de ikna olduğumu söyleyemem.
Anladığım kadarıyla o da sonradan üzülmüştü. Belki de konuşmasına, bu nedenle, "Gökkuşağı" bölümünü koymuş, yedi ayrı renkten ve onların ara renklerinden söz ederek, "Adem'den bu yana, toplumlarda hiç kimseye yüzde 100 destek ve haklılık verilmedi, bize mi verilecek" demişti. Vaktim olsaydı, ona İngiliz devlet adamı Churcill'i anlatacaktım.
Çanakkale Savaşları'nda gemilerini sulara gömdüğümüz Churcill, 70'li yaşlarında başbakan olmuştu. Onun icraatlarıyla dalga geçen bazı yazarlara karşı önlem almasına öneren danışmanlarına Churcill, "Bana bağımsız bir basın verin, gerisine karışmayın" demişti.
"Adil Düzen"den "Marufun Egemenliği"ne
ASKON, köken olarak "Milli Görüş" kriterlerini destekleyen bir iş örgütüdür. Bu görüşün fikir babası, duayen politikacısı da Necmettin Erbakan'dır. Erbakan'ın "Adil Düzen" konseptinin, Genel Kurul'da nasıl "Marufun Egemenliği"ne dönüştüğünü izledik.
Başkan Mustafa Koca, temanın özünü, vazgeçilmez mutlak iyilikler ve mutlak güzellikler olarak yansıttı salona.
Gösterilen filmde Titanik gemisi, sembol olarak alındı. Geminin lüks güvertelerinde oturanlar, bol eğlence içinde yiyip içip eğlenirken, en alttaki yoksullar, bu debdebeden pay alamadıkları için öfkelerini, "gemi"yi batırma eylemlerine dönüştürdüler. Akıllı bir plan değildi. Sonunda gemi battı, zenginler ile yoksullar aynı gemide olduğu için birlikte boğuldular.
Çözüm neydi peki? Adalet, özgürlük ve refahın eşit paylaşılmasıydı.
Hem Koca hem de Kurtulmuş, Erdoğan'ın gözlerinin içine bakarak, çözümü anlattılar. Vahşi kapitalizm, krizle 'Vampir Kapitalizm' dönüşmüştü. IMF ise Erbakan Hoca'nın daha önce de savunduğu gibi yine kapitalizmin emperyalist simgesiydi ve zengin ülkelere çalışıyordu. Kurtulmuş ile Koca'ya göre Türkiye, IMF'yi tümüyle defterden silmeli, kendi özüne dönmeliydi.
Erdoğan'a icraatlarından dolayı hem övgü, hem yergi yapıldı. Başbakan, onları dinledi, kürsüye çıkıp konuşunca da "Milli Görüş"ten gelmesine rağmen "Numan Bey kardeşim, uzaktan davulun sesi hoş gelir. Dünyada tek başına yaşayamayız ki. Bize uyarsa, neden ortağı olduğumuz IMF'den para almayalım" deyiverdi ve sordu: "Marufun Egemenliği'ni burada konuşup sonra da unutacaksak, hiçbir şey yapmıyoruz demektir. Peki, ne yaptık, ne yapacağız?"
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...