Malum olduğu üzere Adalet Bakanlığı'nın neredeyse üç yıla yayılmış bir reform çalışması var. Ama Meclis'in aritmetiği nedeniyle beklemeye alınmıştı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün "Acil bir yargı reformuna ihtiyaç var" deyip düğmeye basmasıyla süreç hızlandı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin yüksek yargı turunda. Önümüzdeki günlerde siyasi partilerin kapısını da çalabilir.
Hükümet kanadında ciddi bir uzlaşı arayışı var. Bu yüzden paketin içine hiç kimsenin 'hayır' diyemeyeceği maddeler konabilir. Fakat yüksek yargının rezervi sürecek gibi.
Burada bir noktanın altını çizmek şart. Uzlaşma aranmıyor denerek bakanlığa haksızlık ediliyor.
Mevcut reform tasarısı için oldukça geniş bir çalışma yapıldı. Ön taslak için cumhuriyet savcıları, adalet komisyonları başkanları, bölge idare mahkemesi başkanları ve bakanlık bürokratları Antalya'da toplandı. Barolar Birliği konuyu tartıştı.
Tüm kurumlardan görüş istendi. 2009 Haziran ve Temmuz aylarında ise Kızılcahamam ve Hatay'da toplanıldı. Ayrıca bu taslakla ilgili Bakan Ergin defalarca kamuoyunu bilgilendirme toplantıları yaptı. Taslak bakanlığın web sitesinde duruyor.
Danıştay ve Yargıtay'ın rezervi belli. HSYK'nın yapısının değişmesini istemiyorlar. Ama AİHM kararları da AB yasaları da bu konuda net. HSYK'nın mevcut yapısı antidemokratik. Kaldı ki sicili de pek parlak değil.
Reformla ilgili şurası kesin: Hükümet bu reformda kararlı ve her şekilde referanduma gidecek.
Fakat gündemi altüst edecek bir gelişme yaşandı. Albay Dursun Çiçek'in imzasını taşıyan İrtica ile Mücadele Eylem Planı'yla ilgili Jandarma Kriminal'i "Belge gerçek imza da Çiçek'e ait" dedi.
Bu 9 şiddetinde deprem demek. Sürecin detayları haber sayfamızda mevcut. Ama bağlı olduğu hükümete ve kendi halkına komplo kurarken suçüstü yakalanmış bir cuntanın varlığı artık tartışma götürmez.
Daha önce Polis Kriminal, TÜBİTAK, Adli Tıp "Belge gerçek" demişken "Hayır asker de baksın" diyenler şimdi ne diyecek bilmiyoruz ama belgenin gerçekliği bir dönüm noktasıdır.
Daha önce de yazdık. Geçmişte yaşanmış tüm günahların faturasını Başbuğ'a kesmek haksızlık. Ama bu kez durum farklı. Çünkü bu belge geçen yıla ait. Başbuğ döneminde ve onun yönettiği Karargâh'ta olmuş.
Üstelik Dursun Çiçek'in yargılanma sürecinde ne gibi tuhaflıklar olduğunu herkes gördü. Değiştirilen hakimler, devreye giren derin isimler vs. Çiçek'in ifadeye gitmemek için neler yaptığı hatta o birimdeki askerlerin ifade öncesi ne gibi hazırlıklar yaptıkları duyulmuştu.
Komplo belgesinin orijinalliğinden zaten şüphe yoktu, Jandarma raporuyla da kanaatler pekişti.
Şimdi gözler Başbuğ'da.
Savcı mısın müneccim mi?
İtalyan Savcı Casson için "Savcı mısın müneccim mi" dememek işten bile değil.
İtalyan Gladiosu'na karşı mücadele ederken 'en büyük engeli bizzat yargıdan gördüğünü' söyleyen Casson "Bu suç örgütü öyle bir kulis yapar ki devletin savcısı olarak bizlerin yaptığı çalışmaların hukuksuz olduğu bile söylenir" demişti.
Casson sanki yıllar sonra Türkiye'de meydana gelecek olayları tarif etmiş gibi. Ergenekon'da da vardı ama Erzincan ve Balyoz Soruşturmaları'nda hakim ve savcılara denmedik bırakılmadı. Hatta el çabukluğu ile savcıların nasıl uçurulduğunu Türkiye canlı yayında izledi.
Bugünlerde ise herkesin diline pelesenk olmuş bir 'militan savcı' lafı var. '40 yıllık hukukçu' Turgut Kazan, Osman Şanal için 'militan savcı' dedi, yeni atanan savcılara aba altından filan değil doğrudan sopa gösterdi.
Kazan'ı bu kadar kızdıran ne bilmiyoruz ama insan ister istemez "Başka bir derdi mi var" diyor.
Şöyle ki; Kazan'ın yakın dostları şu anda Silivri'de. Doğu Perinçek'in Türkiye İşçi Partisi'nde üst düzey yöneticiydi Kazan. Yine Ergenekon zanlılarından Yalçın Küçük ile uzun yıllara dayanan dostluğu var.
1963-64 yılları arasında TİP İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı da yapmıştı. 70'li yıllarda TİP yönetim kurulu üyesi aynı zamanda Eskişehir il başkanıydı. Hatta o dönemde BAAS Partisi tarafından Irak'a davet edilmişti.
1971'de ise TCK'nın "belli ideolojide veya yurtdışı destekli cemiyetleri kurmak ve işletmek suçundan" yargılanarak 15 yıl hapse mahkûm olmuştu. 1973'te cezası Yargıtay'ca da onandı. 1974 affıyla kurtuldu. Hakkında yurtdışı çıkış yasağı da konmuştu.
Geçen yıl verdiği bir röportajda "O savcı Utah'ta" diyerek Ferhat Sarıkaya için komplo teorilerini sıralamıştı. Sonra gördük ki Sarıkaya burnumuzun dibindeymiş. Hiç pasaport bile almamış. Zekeriya Öz için de suç duyurusunda bulunmuştu.
Özetle, İtalyan Savcı Casson sanki Türkiye'yi tarif etmiş denebilir.
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...
Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.
Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...
Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...
Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...
7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...