Adı Milli Prodüktivite Merkezi... Kısaca MPM deniliyor. Bu kurum yıllardır sessiz sedasız önemli işler yapıyor. Ancak bunları kamuoyunda çok küçük bir çevre biliyor. Oysa yapılan işler ülkenin sanayileşmesinden, büyümesine, refah düzeyinin artmasından yeni istihdam yaratma projelerine kadar ekonomi yönünden ve kalite standardına kadar işletmeleri, yatırımcıları, insan kaynaklarını ilgilendiriyor.
MPM, sık aralıklı verimlilik raporları hazırlayarak ekonominin her birimine önemli mesajlar veriyor. Bu çalışmalar makro anlamda yatırımlara, bütçe oluşumlarına, istihdam politikalarına yön veriyor. En önemlisi de ekonomide büyüme hedefleri ile verimliliğin ilişkisi oluyor. Bir yanda yeni teknolojilerin kullanılması, öte yanda istihdam kalitesinin yükselmesi, ülkelerin büyüme ve refah toplumu olma yolunda bir kavşak oluyor. Bu konuda son yıllarda, Türkiye'de verimlilik gelişmelerini Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir'le yorumlattık. Başkan, "Türkiye, son 6 yılda verimlilik artışında rekor kırdı. 1981-2002 yılları arasında Türkiye'nin verimliliği yüzde 2,7 artarken, 2003-2008 yılları arasında verimlilik artışı Kore'yi bile geçerek yüzde 5,1 oldu" derken bunun yeterli olmadığının da altını çizdi. "Türkiye böyle bir verimlilik artışıyla devam ederse yakın bir gelecekte büyük ülkeleri yakalayacaktır" diyen Özdebir verimliliğimizi daha çok artırmamız gerektiğini vurguladı...
Bunun için yapmamız gerekenleri de şöyle sıraladı: "Teknolojik yatırıma önem vermek, çalışma ortamlarının iyileştirilmesine özen göstermek, işgücünün niteliğinin artırılması için eğitim sistemlerinde çağdaş ilkeler uygulamak ve bunların dışında da daha birçok konuda çalışma yapılmalıdır."
MPM, bu amaçla bu aşamada 50 ilimizi hedef alan "Verimliliği Artırma Projeleri" (VAP) hazırladı ve uyguluyor. Bu sayede son yıllarda önemli aşama kaydedildi. Türkiye, küresel krizden "az zararla" çıktıysa bunda "Verimliliği Artırma Projeleri"nin katkısı oldu.
Görüldüğü gibi, genelde olumsuz ve karamsarlık üzerine kurulan haberlerin cirit attığı bir dönemde, güzel şeylerin de yaşandığının bir örneği, MPM'nin faydalı ve yararlı girişimleri oluyor...
Reklama tepki
Son günlerde bir reklam kamuoyunda rahatsızlığa yol açmış. Doğrusu, İstinye'den okurumuz Dr. Mehmet Kerem Doksat ile Mehmet Arısan ve arkadaşlarından gelen tepkilere kadar, bizim de dikkatimizi çekmemişti.
Olay şu, "Kızına âşık olan yiğit(!) ama fakir gence, kızın babası bu evliliğe karşı olduğundan ilişkiyi bitirmesi için bir çek veriyor. Aşık delikanlı(!) bunu kabul etmiyor çünkü hem vadesini beğenmiyor hem de sahte olduğundan şüpheleniyor ve teklifi geri çeviriyor. Bunun üzerine müstakbel kayınpeder de hin hin gülümsüyor ve çekin 'essahını çakıyor.' Aşık delikanlı(!) anında tornistan ediyor. Elinde bilmem ne kartıyla yeni saadetlere pupa yelken, hayata atlıyor!"
Tepki, bunun üzerine yoğunlaşıyor. Reklama karşı çıkanlar, "Her türlü manevi değeri maddi kıymete tahvil etmeye, insanları 'Homo economicus' haline getirmeye çalışan, bu kadar işsizlik ve ümitsizlik mevzubahisken, müsait vasattan istifade edip fesat tohumu eken bu reklâmı istemiyoruz. Edep yahu. Bu rezalete önce insan, sonra Türk ve nihayette psikiyatr olarak itirazımız var. Ahlâksızlık, reklâm konusu olarak kullanılamaz, kullanılmamalıdır! Bilhassa çocuklara ve delikanlılara (ergenlere) kötü hem de çok kötü örnek olunuyor. Cin ve büyü kelimelerinin kullanılmasını yasaklayan RTÜK acep başka hayırlı işler yapmaz mı? Yapamaz mı" diyerek tepkilerini ortaya koymuşlar.
Sektörde "Reklamın iyisi kötüsü olmaz" denilir ama bizim kültürümüze, örf ve adetlerimize aykırı davranışlardan da kaçınılması gerektiğini savunuruz...
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...