Ana sayfa » Yazarlar » Ahmet TAŞGETİREN
02 Mart 2010 Salı
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Ahmet TAŞGETİREN
Ahmet TAŞGETİREN
atasgetiren@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

28 Şubat-katsayı-başörtüsü

Ben, bugüne kadar 28 Şubat'ı hep "İslam'ı azaltma operasyonu" olarak niteledim.

Bana göre bu sürecin, Sovyetler'in ve Varşova Paktı'nın dağılması sonrasında oluşturulan yeni NATO konsepti ile alakası vardı, Türkiye, bu konseptin pilot bölgesi olarak kullanılmaktaydı, bizdeki güçler, bilinçli bilinçsiz bu konsepte adapte olmuşlardı.

İslam, bütün İslam coğrafyası yanında Türkiye'de de siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, bürokratik, hatta dış politika gibi alanlarda "çok olmuş"tu, azaltılacaktı.

İrade MGK bünyesinde oluşturulmuş ve ilk operasyon, Refahyol'un devrilmesi ve Refah'ın kapatılması ile siyasi alanda gerçekleştirilmişti.

Sonra arkası geldi.

Eğitim alanı, en stratejik alan olarak kabul edilmiş ve en büyük operasyon o alanda gerçekleşmişti.

İHL'lerin budanması ana hedefti.

Bunun için 8 yıllık kesintisiz eğitim getirildi, İHL'lerin orta bölümü kapatıldı, katsayı tırpanı ile İHL'ye giden çocuğun üniversiteye gidebilme yolları kesildi. İHL mezunlarının puan kesilmeden gidebileceği yüksek okul olarak İlahiyatların kontenjanı azaltıldı, İlahiyat'a gidiş de böylece zorlaştırıldı. Ayrıca, Din Kültürü Ahlak Bilgisi öğretmenliği bölümü İlahiyat'tan ayrılarak Eğitim Fakültesi'ne bağlandı ve en sonunda, İlahiyat mezunlarının öğretmen olarak tayini imkansız hale getirildi... Böylece İHL'li çocuğa, "Orayı seçeceksen çileli bir yolculuğa hazır olmalısın" gibi bir mesaj verildi.

Böylece, diyelim bin kişilik mevcudu bulunan bir İHL'de, öğrenci sayısı 100'e düştü.

Hedef vurulmuştu.

Buna paralel olarak, başörtüsü operasyonu yaşandı. Üniversitelere başörtülü olarak girmek imkansız hale getirildi. Başörtülü olarak kamu görevi yapanların ipi çekildi.

...

Aradan 12 yıl geçti.

28 Şubat ne oldu?

Süreç içinde bir dönem Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, "28 Şubat bin yıl sürecek" demişti.

Sürdü mü, sürüyor mu?

İyimser bir bakış, "Sürmedi, sürmüyor" diyebilir.

En azından, ülkenin yaşadığı iklim olarak, 28 Şubatçı çizginin, gayrı meşru olduğuna dair bir geniş mutabakatın oluştuğu, 28 Şubatçı çizginin meşruiyet çıkmazı içinde bocaladığı bir vakıadır.

28 Şubat'ın, diyelim siyasi, ekonomik, bürokratik tahribatının ortadan kaldırıldığı da söylenebilir.

Ama eğitim alanına, yani 28 Şubat'ın en stratejik operasyonuna gelince, orada durmak gerekiyor.

İşte;

-Katsayı tırpanı henüz ortadan kalkmış değil.

-Başörtüsü yasağı henüz sürüyor.

Bunlar, maalesef "hukuk" zemininde de sürüyor.

Başörtüsü yasağı Anayasa Mahkemesi'nin kararlarıyla, katsayı tırpanı da Danıştay'ın kararlarıyla hukuk (!) zırhına bürünmüş durumda.

Ama daha derinde, 28 Şubat karabasanının, eğitim üzerindeki şablonlarının henüz zihinler üzerinden kalkmadığı bir gerçekliği yaşamaktayız.

Katsayı ve başörtüsü ile ilgili "hukuk" boyutundaki tıkanma, 28 Şubat'ın, tek başına "asker işi" olmadığının işaretidir. Asker o dönemde de "asker" olarak ortada gözükmek yerine, MGK olarak gözükmeyi tercih etmişti, bugün de asker, "demokrasiyi engelleyen bir güç" olarak 28 Şubat'a sahiplenmeyi tercih etmiyor.

Evet, 28 Şubat tek başına asker işi değildi.

Orada Cumhurbaşkanı Demirel aktörü vardı. O şimdi devrede değil.

Orada YÖK vardı, o şimdi bünye değiştirerek daha demokrat bir hüviyet kazandı.

"Beşli Çete" olgusu, sivil toplumu 28 Şubat'a göre ayar etmişti. Şimdi değişti.

Medya devredeydi, şimdi medya dengelendi artı medya üzerindeki sivil murakabe, 28 Şubatçılığı savunulamaz hale getirdi.

Evet, orada yargı dünyası da "28 Şubat misyonu" üstlenmişti ve halen Yargı'nın gerçekleştirdiği 28 Şubat çizgisi devam ediyor.

Yargı bunu, "Yargı bağımsızlığı" marifetiyle sürdürüyor. "Ben son sözü söylerim" diyor ve söz, genelde 28 Şubat şablonları içinde söyleniyor.

"Yargı bağımsızlığı...", evet bu bütün yönetimler için kaçınılmaz. Ancak Türkiye'deki uygulama "Bağımsızlığın gerçekten bağımsızlık olması şartıyla..." gibi bir değerlendirmeyi kaçınılmaz kılıyor. Bağımsızlığı hukuk dışılığın zırhı haline getirmemek demek bu. Onun için, yargı deyince "tarafsızlık" konusu Türkiye'de büyük alaka uyandırıyor.

Ben 28 Şubat'ın bittiğini ne zaman söyleyeceğim?

İHL'lerin ve onunla bağlantılı olarak hayatları karartılan meslek liseli çocukları biçen tırpan kalktığında, bir...

Eğitim alanında ve kamu görevlerinde başörtüsü yasağı kalkıp, ayrımcılık sona erdiğinde, iki...

Belki üç: Siyasetin üzerindeki parti kapatma terörü bittiğinde...

Belki dört: Yargı, hem zihniyet hem uygulama planında, bağımsızlık kadar tarafsızlıkla da donatılabildiğinde...

Hadi son sözü yazalım:

Yargı en az, asker kadar demokratlaştığında...





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (7 yorum)
lale hanım siz herhalde bu ülkede yaşamıyorsunuz.peki o karar çıktığında o okullarda okuyor olanlar ne oldu sizce?önemli diil tabi salla gitsin.yılan size dokunmuyor ya bin yıl yaşayabilir.peki bu ülkede hem imam hatip okuyup hemde üniversiteye gitmek isteyenker nolcak.durun ben sölim.askeri terimle hizaya gelllllllll. mi diyeceksiniz.valla artık o hiza askeri şekilde diil halkın hakkın ve demokrasinin isetdiği şekilde hizaya gelcek.buna bu ülkede yaşayan herkes uyacaktır.slmlr
serdal - 01:27 / 2010.03.06
ihl'lerin durumundan neden rahatsız olunduğunu anlamak mümkün değil.kusura bakmayın ama ihl'ler meslek lisesi gibi bir statüye sahip.çağdaş dünyada meslek seçimleri 10'lu yaşlardan itibaren yapılır ve çocuklar seçtikleri alana uygun biçimde eğitim alırlar.adı üzerinde: imam-hatip! şimdi bu alan da çalışmayacaksın madem neden bu okula gidiyorsun kardeşim demezler mi insana?henüz seçimini yapmamış gençler için normal liseler veya anadolu liseleri var.isteyen bu okula gider,seçimini de össde yapar!
lale ayhan - 19:20 / 2010.03.02
biz de bıktık bu yasaklardan. iktidara yetki verdik çöz diye ama çözemiyor. ha şu bir gerçek ki bugün seçim olsa oyumu yine akp'ye eririm ama bu onları eleştirme hakkımı elimden almaz. çözün kardeşim bu sorunu artık. yıllardır anayasa değişikliği için niye beklediniz. şimdi d son anda geri vites yapmayın. eğer olmazsa sine-i millete dönün. millet yine gerekeni yapacaktır. gerekirse cumhurbaşkanı bazı yargı mensuplarını görevden alsın. cesur olun. vekaletimizin hakkını verin. yoksa orda durmayın
ibrahim üzel - 13:14 / 2010.03.02
7,5 yıldır milleti söüren iktidar,seçim yaklaşında ısıtmaya başladı,bu defa kimse yutmaz ağlamakla yakınmakla iktidar yürümez çıkartırsın yasaları kararnameleri işi bitirirsin.mazeret bildirerek siyaset yapmak geçti artık
ADNAN TUĞ - 11:43 / 2010.03.02
tamam hocam da, ya ordumuzun islama karşı olan tavrını nasıl değerlendirmek lazım. hadi dünya ölçeğinde islama karşı bir tavır var. imandan uzaklaştırılmış bir asker hangi duygunun hamaseti ile savaşa girecek? çanakkale muharebesi nasıl kazanıldı sanıyorlar. sen o askerden şehitlik inancını kafasından silersen. yaya kalırsın. kaçar o asker. askere analarımız bizleri gönderirken elimize kına yakar,"ya şehit, ya gazi ol"derlerdi. askerlik yapmayana bazı yörelerimizde kız bile vermezler.
kaplan - 09:14 / 2010.03.02
millet ayrı halk ayrı seçmen ayrı yandaş ayrı,hepsi ayrı ayrı dendi ve öğle ayrıldıkki bir arya gelmesi adam yerine insan yerine vatandaş seçmen yerine konması zorlaştı.olanlar biz hakkın tarifi ile eşrefi mahlukata oldu.hepimiz tarumar,kızlar sürgünde yer yüzünde aynı yaşta kaç kız çocuğu ülkesinin dışına sürüldü.ah ah kelam kifayetsiz kalıyor çektiğimiz acının sıkıntının yanında.rahman ve rahim olanın kelamı yüreklere su serpiyor.üstad ali ulvi kurucuyu okuyunca eh bunada elhamdülillah denir.
mualla - 09:07 / 2010.03.02
bugün, hukuku kendilerine göre tırpanlıyanlar, gün gelecek kendileri için hukuk arayacaklar.
taş - 07:37 / 2010.03.02



Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.